Devlet sözünde durmalı, 3600 ek gösterge kapsamı genişletilerek uygulanmalıdır

3600 ek gösterge vaadinin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ somut bir adım atılmadığını belirten Kolukısa, şöyle devam etti: “İkinci 100 Günlük Eylem Planı’nda ve 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde yer verilen 3600 ek gösterge ile ilgili çalışma bir an evvel yapılarak Meclis’e sunulmalıdır. Hem teklifçisi hem de takipçisi olduğumuz 3600 ek göstergenin kapsamı, bütün eğitim çalışanlarını ve bütün kamu görevlilerini içine alacak şekilde genişletilmeli ve memurun memnuniyetsizliği daha fazla büyümeden bir an önce hayata geçirilmelidir.”

Öğretmen istihdamında farklı modellerden vazgeçilmesi, atamaların kadrolu yapılması çağrısında bulunan Kolukısa, istihdamda güçlük çekilen yerlerde teşvik sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Şiddetin önlenmesi için caydırıcı tedbirler alınmalıdır

Artarak devam eden eğitim çalışanlarına yönelik şiddet konusuna da değinen Şükrü Kolukısa, şiddetin önlenmesi için caydırıcı tedbirlerin alınmasının elzem olduğunu dile getirerek, sözlerini, “Eğitim çalışanlarının maruz kaldığı şiddet, kınama veya yüksek perdeden cümle kurmakla değil, gerekli yasal ve caydırıcı önlemleri almakla önlenebilir” diyerek tamamladı.

Yayla: Zillete imza atmadık

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın Yayla, Çekmeköy ve Sarıyer’de düzenlenen toplantılarda işyeri temsilcileri ve okul yöneticileriyle bir araya geldi. Burada konuşan Yayla, toplu sözleşme süreciyle ilgili olarak, “Tekliflerimizi, üyelerimizin, eğitim çalışanlarının talepleri doğrultusunda hazırladık ve Kamu İşveren Heyeti’ne ilettik. Enflasyona ezdirmeyecek bir zam artışı istedik, bunun yanı sıra diğer sorunları da çözüm önerilerimizle birlikte masaya taşıdık ve olumlu bir neticenin çıkması için elimizden geleni yaptık. Ancak işveren heyeti, kabul edilmesi mümkün olmayan bir zam teklifiyle masaya geldi ve beklentilerin çok altında olan bu orana imza atmayacağımızı deklare ettik, zillete imza atmadık. Gelinen noktada, toplu sözleşme düzeninin ve sendikal mevzuatın değişmesi gerektiği ortaya çıktı. Değişiklik için elimizden gelen çabayı göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

Meslek kanunu çıkarılmadan öğretmenlik hak ettiği yere gelemez

Eğitim sistemine ilişkin sorunların çözümünün geçici önlemlerle değil, yapısal müdahalelerle mümkün olduğunu belirten Yayla, “Millî Eğitim Bakanlığı sürdürülebilir politikalar üretmeli, paydaşlarla istişare ederek çalışmalar yapmalıdır. Aksi hâlde yerimizde saymaya, başarılarımızı konuşmak yerine sorunların çözümüne kafa yormakla zamanımızı harcamaya devam ederiz. Olan ise çocuklarımıza, yarınlarımıza, geleceğimize olur” şeklinde konuştu.

Meslek kanunu çıkarılmadan öğretmenliğin hak ettiği yere gelemeyeceğinin altını çizen Yayla, öğretmenin, eğitimin ve eğitim sisteminin belkemiği olduğunu vurguladı. Öğretmenliğin bir kariyer mesleği olduğunu dile getiren Yayla, “Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması, öğretmenlik mesleğinin tüm boyutlarıyla ele alınıp kapsayıcı bir yasal düzenlemeye kavuşturulması ertelenemez bir noktaya gelmiştir. Mesleki standartlara kavuşmamış bir öğretmenlik sistemiyle eğitimde hedeflenen yerlere ulaşılması mümkün değildir” dile konuştu.

Yayla, kazanılmış hakların benimsendiği, öğretmenliğin kariyer, yöneticiliğin profesyonel bir meslek olarak düzenlendiği, kadrolu-sözleşmeli-ücretli ayrımının ortadan kaldırıldığı, mahrumiyet bölgeleri için teşvik sisteminin getirildiği, liyakat ve ehliyet ilkesinin tesis edildiği, öğretmenlik mesleğinin değerinin ve saygınlığının tescil edildiği bir meslek kanununun sosyal taraflarla mutabakat sağlanarak ivedilikle çıkarılması gerektiğini kaydetti.

Yardımcı hizmetler, genel idare ve teknik hizmetler sınıfı çalışanlarının özlük haklarında iyileştirme yapılmalıdır

“Yardımcı hizmetler, genel idare hizmetleri ve teknik hizmetler sınıfı eğitim sisteminin tamamlayıcı değil, ana unsurlarıdır” diyen Yayla, “Eğitim-öğretim faaliyetinin verimli ve nitelikli bir şekilde sürdürülmesinde emekleri ve hakları inkâr edilemeyecek şef, memur, hizmetli ve diğer kadrolarda görev yapan eğitim çalışanlarının özlük haklarının yetersizliği göz önünde tutulmalı, daha verimli bir kamu hizmeti için özlük haklarında mutlaka iyileştirme yapılmalıdır. Yardımcı hizmet sınıfı çalışanlarının görev tanımlarında belirsizlik giderilmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim yöneticilerinin hizmetleri töhmet altında bırakılmamalıdır

Eğitim kurumu yöneticilerinin yaşadığı sıkıntıların kaynağının çarpık bakış açısı olduğunu vurgulayan Yayla, sorunlu bakışın değişmesinin şart olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Maaş bordrosunda bile müdür yazmayan, yöneticiliği ‘ikinci görev’ olarak adlandırılan okul müdürlerinin saygınlığı tescillenmeli, okul yöneticiliği profesyonel bir meslek hâline getirilmeli, okul müdürleri yaptıkları işe göre statü kazanmalıdır. Bu gerçekleşirse, okul müdürlerinin verimliliği, performansı, dahası eğitimin başarısı artacaktır.”


 

Çağ dışı kılık ve kıyafet yönetmeliğinin değişmesi için mücadelemiz sürüyor

Hasan Yalçın Yayla, darbe ürünü, çağ dışı kılık ve kıyafet yönetmeliğinin değişmesi için yıllardır sivil itaatsizlik eylemi yaptıklarını hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Kamu görevlisinin ne giyeceğine kendisinin karar vermesi devlet ciddiyetine halel getirmez ama kamu görevlisine ne giyeceğini bir yönetmelikle anlatmak, rüştünü ispat etmemiş bir kamu görevlisi fotoğrafı üretir ve kamu görevlisinin ciddiyetine zarar verir. Bu konuda insan onuruna yakışan bir düzenleme yapılana kadar susmayacağız, eylemimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol