15. Başöğretmenlik Onur Ödülümüz Prof. Dr. Necati CEMALOĞLU’ na

Yalnızca öğretmekle sınırlı olmayan, ‘yurttaş yetiştirme’ sorumluluğu yükleyen öğretmenlik mesleğinde örneğimiz Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'tür. Onun öğretisi ve yolundan bir an bile ayrılmadan öğrenci yetiştiren, genç öğretmenlere de ilham veren eğitimcilerimize teşekkür etmek, onların ışığıyla aydınlanmak için bir fırsat olarak gördüğümüz ödülümüzün 15.sini düzenleyecek olmaktan dolayı heyecanlıyız.
Başöğretmenlik Onur Ödülümüz her 24 Kasım’da yalnızca bir eğitimciye sunulmaktadır. Bu yıl ödülümüz, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, mesleki başarılarıyla bize rol model olan, eğitime, eğitimcilere ve ‘Yurt sathını mektep yapmayı’ gaye edinmiş ve bu uğurda çalışmış olan Sayın Prof. Dr. Necati CEMALOĞLU’ na takdim edilecektir.
Öğretmen, okul yöneticisi, müfettiş,  akademisyen olarak her zaman Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürümüş olan Sayın Prof. Dr. Necati CEMALOĞLU; meslek ahlakı ve ilham verici çalışmalarıyla camiamıza örnek olmuştur. 23 Kasım 2019 Cumartesi Günü, Saat 13:30, Başkent Öğretmenevi( Ankara) Hitit Salonunda gerçekleşecek ödül törenimize tüm eğitimciler ve aileleri davetlidir.
Anadolu Eğitim Sendikası Eğitim ve Sosyal İşler Sekreterliği
NECATİ CEMALOĞLU KİMDİR?
 21 Mart 1965 yılında Kastamonu iline bağlı Alpaslan Köyü’nde doğdu. Annesine yıllar sonra doğum gününü sordu. Annesi: Sen doğduğunda yerde kar vardı, cevabını verdi.  Kastamonu’da 15 Ekim ile 15 Nisan arasında her zaman yerde kar vardır. Bir türlü doğum gününü öğrenemedi. Eşi ona, boşuna merak etme. Sen tam bir koç burcu erkeğisin. 21 Mart doğru bir tarih olduğunu söyledi.
Babası Osman bey çiftçilik yapıyor anne Lutfiye hanım ise çiftlik işlerinde eşine yardım ediyordu. 5 çocuklu kalabalık bir aile olduğu için tüm aile bireyleri tarım işlerinde çalışıyordu.
            1966 yılının Haziran ayında çok şiddetli dolu yağdı. Bütün buğday tarlalarındaki ekinler kırıldı ve köy halkı mağdur oldu. O dönemde bazı aileler İstanbul’a bazı aileler ise Kastamonu’ya göç etti. Köyde kalanlar ise şehirde iş bularak yaşam mücadelesi vermeye başladı.
            Osman bey çok kaygılıydı. 5 çocuk ile şehirde ne yapacaktı? Mesleği yoktu nerede çalışacaktı? Çocuklarına nasıl bir hayat sunacaktı?
Her şeye rağmen Kastamonu’ya göç etmeye karar verdiler. İlk iş olarak Muhacir Mahallesinde kiralık bir ev tutup yerleşmek oldu. İş ise ‘Allah Kerim’, dedi. İnşaatlarda çalışarak, tamir işleri yaparak ailenin geçimini sağladı.
            Bu aşamada Karayolları Bölge Müdürlüğünde işçi olarak başladı. Artık sigortalı ve sabit bir işi vardı. Her ay düzenli bir geliri olmuştu.
            Bu aşamada çocuklarını ilkokula yazdırdı. Necati Cemaloğlu henüz 2 yaşındaydı. Kardeşleri çok kısa zamanda okulun gözbebeği oldular. Hem derslerinde başarılıydılar hem de okulun sosyal-kültürel faaliyetlerinde aktif rol alıyorlardı. Kırkçeşme İlkokulunda öğrenciydiler.
Mahallerine Devrim İlkokulu açıldı. Kardeşleri evin yakınındaki okula gitmesi için okul müdürü Osman Ekinci aileden çocuklarını kendi okullarına göndermelerini istedi. Osman Cemaloğlu, okullarından memnun olduğunu söyleyip teklifi reddetti. Bu durum karşısında o zaman Necati’yi ve kardeşi Saliha’yı bizim okuluna gönderme konusunda söz aldı.
            Okulun en başarılı öğretmeni İsmail Gökdemir, Necati Cemaloğlu’nun öğrencisi olmasını istiyordu. Bu yüzden Necati Cemaloğlu okula 1 yıl erken başladı.  Kasım ayında okuma yazma öğrendi ve ilk kurdeleyi alma hakkını elde etti.
Necati Cemaloğlu’na ilk okumayı, yazmayı ve matematiği annesi Lutfiye hanım öğretmişti. Cemaloğlu yıllar sonra yazdığı ‘Yönetimin PIN Kodu’ kitabını annesine atfetti.
Necati Cemaloğlu, ilkokulda öğrenci olduğu dönemlerde hem derslere olan ilgisi hem de sosyal faaliyetlere katılması ile dikkatleri çekti.
            Öğretmeni İsmail Gökdemir ona her fırsatta destek oluyor, ek kaynaklarla daha fazla öğrenmesi için çaba sarf ediyordu.
İlkokuldan mezun olduktan sonra Osman Bey, Necati Cemaloğlu’nu İmam Hatip Lisesine gönderdi. Öğretmen olan dayı bu olaya tepki gösterdi. Necati Cemaloğlu ise genel eğitim almak, mesleki ve teknik eğitimden uzak durmak istiyordu. Ancak babası Osman Cemaloğlu kimseyi dinlemedi ve Kastamonu İmam Hatip Lisesine gönderdi. Necati Cemaloğlu burada da başarılı bir öğrenci oldu ancak bir türlü mutlu olamadı. Din eğitimi almak ve din adamı olmak istemiyordu. Abdurrahmanpaşa Lisesine gitmek istiyordu fakat bir türlü babasını ikna edemedi.
Baba Osman Cemaloğlu en sonunda Endüstri Meslek Lisesine gitmesi halinde İmam Hatip Lisesi orta kısmından ayrılabileceğini söyledi. Bu din eğitiminden uzaklaşmak için iyi bir fırsattı fakat motorculuk da hiç ilgisini çekmedi. Bir müddet, sabretti ama bir türlü motorculuk mesleğine de alışamadı.
            Şimdi tek seçenek üniversiteydi. Uzun süre ve inatla derslere çalıştı ve üniversite sınavına girdi. Sonuç beklediği gibi olmadı. Gazi Üniversitesi, Kastamonu Eğitim Yüksekokulunu kazandı.
Necati Cemaloğlu lise yıllarında boş durmadı. Türkkuşu’nda açılan paraşütçülük kursuna 2 dönem katılarak bröve almaya hak kazandı. Ona yeni bir kapı açılmıştı. Türkkuşu’nda paraşüt eğiticisi olması mümkündü. Daha sonra bu düşüncesinden üniversiteye gitmek için vazgeçti.
Bu okulda da müzik dersi başına bela oldu. Okuldan mezun olmak için İstiklal Marşı’nı flüt ile çalma koşulu vardı ve Necati Cemaloğlu nota bilmiyordu. Önce nota öğrendi sonra da sabahlara kadar flüt çaldı. 2 yılda okulu bitirdi. 400 öğrenciden 39 öğrenci mezun olmuştu ve bu 39 öğrenciden birisi de Necati Cemaloğlu idi.
İlk ataması Trabzon ili Çaykara ilçesi, Uzuntarla Köyü İlkokuluna yapıldı. Trabzon’un en uzak köyüydü. Yolları uçurumdu. Şiddetli kar yağıyor ve zaman zaman yollar kapanıyordu. İlkbaharda ise heyelan oluyordu. Bu okulda 3 öğretmendiler. Okulun lojmanında kalıyorlardı. Heyelan yüzünden okul eğitim-öğretime kapatılmış, caminin alt katında Sıbyan Mektebinde ders yapılıyordu. 5 yıl da burada öğretmenlik yaptı. Daha sonra okul müdür vekilliği görevinde bulundu. Hafta sonları ders yapıp öğrencilerini yatılı okullara hazırladı.
Okulu her yönden geliştirmeye çalıştı. Okulun çevresini ağaçlandırdı. Bu köyde Rumca konuşuluyordu. Bu yüzden düzenli Türkçe eğitimi veriyor, çocuklara aynı zamanda Türkçe öğretiyordu. Hayatının dönüm noktalarından birisi de bu dönemde yaşandı. Aşırı sel yüzünden Çaykara’da mahsur kalmıştı. Çaykara Öğretmenevinde yatacak yer yoktu. Odasında iki yatak olan müfettiş onu odasına kabul etti. Sohbet ettiler. Müfettişin adı Gazibey idi. Gazibey, müfettiş olmasını önerdi ve Hacettepe Üniversitesini okumasını ısrarla istedi. Bu müfettiş daha sonra öğrencisi oldu.
Endüstri Meslek Lisesi müfredatında olmadığı için çok basit düzeyde gördüğü matematik hiç bilmediği biyoloji, edebiyat, tarih dersleriyle ilgili kitapları aldı ve bilgi eksikliğini kapattı.
            1990 yılında girdiği üniversite sınavında Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi anabilim dalını kazandı. Ankara’ya tayin yaptırdı. Bu aşamada Nuray hanımla evlendi. Taha Gökhan Cemaloğlu dünyaya geldi. 1992-1993 eğitim-öğretim yılında mezun oldu.
Hacettepe Üniversitesi hayatında büyük bir dönüm noktası oldu. Öğrenmek, bilgi sahibi olmak onu çok mutlu etmişti. Sabahtan öğle vaktine kadar Mamak’ta öğretmenlik yapıp öğleden sonra üniversitede öğrenci olmak zordu.
            Fakülteden mezun olur olmaz Muş’a ilköğretim müfettişi olarak ataması yapıldı. Bu aşamada hem Gazi hem de Ankara Üniversitelerinde yüksek lisansı kazanmıştı.
Müfettişliğe gitmekten vazgeçti ve Milli Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığında ‘Matematik Komisyon Üyeliğine’ geçti. Özel bir izinle sabahları Gazi’de akşamları da Ankara Üniversitesinde yüksek lisansa devam etti ve ders aşamasını bitirdi. Tez aşamasına geçtiğinde yeniden atama istedi ve Şanlıurfa’ya atandı. Orada bilgisayar kullanmayı öğrendi.
            Müfettişlik yılları başlamıştı. Müfettişlikten ilk dönemlerde mutlu olurken sonradan sıkılmaya başladı. Sürekli rapor yazmak, soruşturma yapmak onu sıkmıştı. ‘Ben bu kadar yazarsam üniversitede profesör olurum.’ dedi ve araştırma görevliliği sınavına girdi. Gazi Üniversitesine 1 kişi alınacaktı o da Necati Cemaloğlu oldu.
Gazi Üniversitesinde 4 yıl araştırma görevliliği yaptı ve bu dönemde seminer ve konferanslar vermeye başladı. İlk zamanlar acemiydi fakat daha sonra ustalaştı. SPSS veri analiz tekniği konusunda yeterliğini artırdı.
            Bu dönemde ‘Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Profili’ ve Türkiye çapında ‘Öğretim Üyesi Profili Araştırmasının’ başkan yardımcısı olarak görev yaptı.        
             Yüksek lisanstan mezun olduktan sonra doktora eğitimi başladı ve 1999 yılında mezun oldu. Araştırma görevlisi olduğu için 3 ayda kadro çıkmazsa işsiz kalacaktı. Sınıf öğretmenliği bölümüne araştırma görevlisi olarak tekrar ataması yapıldı daha sonra da Eğitim Bilimleri Bölümüne öğretim görevlisi oldu. Bu süreç 2004 yılına kadar devam etti. 2004 yılında yardımcı doçent oldu. Bu arada küçük oğlu Talha Eren doğdu.
Amerika’dan döndükten sonra doçentlik çalışmalarına hız verdi. 2 yılda 7 tane uluslararası yayın yaptı. Educational Rearch Quarterly, Social Behavior and Personality, Journal of Educational Administration gibi dergilerde tek yazarlı makaleler yayınladı.
            Bu tarihlerde kanser hastası olan babasıyla ilgilendi. Bayram tatili için babasını Kastamonu’ya götürürken kaza yaptı ve babası kazada öldü. Necati Cemaloğlu’nun sağ kolu kırıldı. 2 ay tedavi gördü. Tedavi bittikten sonra doçentlik sınavına girdi ve 5 üyenin 5’inin de onayıyla doçent oldu. Jüri üyeleri onu üniversitelerine davet edip, birlikte çalışmak istediklerini söylediler. Onun zihninde Gazi vardı ve Gazi’de kalmak istiyordu.
Gazi Üniversitesi’nde doçent statüsünde görev yaptığı dönemde Dünya Bankası-Kurumsal Performans Yönetimi ulusal danışmanı, Avrupa Birliği projelerinde danışmanlık yaptı. Bir çok ulusal ve uluslararası projede görev aldı.
            2014 yılında profesör oldu. Profesör olduktan 1 yıl sonra Eğitim Yönetimi ana bilim dalı başkanı seçildi. Bu aşamada Gazi Üniversitesi Mobbingle Mücadele Ofisi üyesi daha sonra da başkanı oldu.
            2016 yılında tekrar ABD’ye University of Florida’ya gitti. Orada gezi, gözlem ve inceleme yaptı ve akademik yazma derslerine girdi.
Amerika’dan döndükten sonra sırasıyla, şu kitapları baskıya hazırladı.
-Eğitimin Pin Kodu, Yönetimin Pin Kodu, Örgütsel Davranış ve Yönetimi, Etkili Okul Yöneticilerinin 10 Özelliği, Örgüt Kültürü – Örgütsel Tanı ve Değişim, Eğitim Yönetimi, Kuramdan Uygulamaya Okul Yönetimi, Eğitimde Politika Analizi.
Kamudanhaber.net sitesinde düzenli olarak her hafta eğitim, yönetim ve sosyal olay ve olgularla ilgili olarak kamudanhaber.com adresinde haftalık makaleler yazdı.
Yılda 100’ün üzerinde seminer ve konferans verdi. Slogan olarak ‘Gayem, yurt sathını mektep yapmaktır.’ dedi.
            Erzurum’dan Van’a, Keşan’dan Hakkari, Yüksekova’ya kadar Türkiye’yi adım adım dolaştı. ‘Eğitimin Evliya Çelebisi’ unvanını aldı.
300 civarında okula ‘Eğitim Bilimleri Kitaplığı’ kurdu. Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Yönetimi Hatıra Ormanı projesini hayata geçirdi.
Avrupa Birliği Projesi Yaptı.
Faaliyetleri; Eskişehir’de bir ilkokulun Atatürk Köşesini kurma, Eskişehir’de kitaplık kurma, Bilecik’te kitaplık kurma, 39 öğrenciye kılık kıyafet yardımı, 39 öğrenciye ders araç-gereci yardımı, Şehit aile yakınlarını ziyaret, Diyarbakır’da kitaplık kurma, Kapadokya, Konya, İstanbul ve Kastamonu gezisi olan GÜEYDET’i 2015 yılında kurdu.
Aldığı Ödüller:
Aylıkla ödüllendirme (2 defa), Takdir belgesi (2 defa), Teşekkür belgesi (3 defa), Uluslararası yayın ödülü (4 defa), Atıf ödülü (1 defa)
Girdiği Dersler:
Yönetim Bilimi, İstatistik Veri Analizi Teknikleri, Okul Yönetimi, Yönetsel Davranış, Araştırma Teknikleri ve Yayın Etiği, Eğitimde Politika analizi, Sınıf Yönetimi
Yayınlar – Etkinlikler:
kitap, 22 Uluslararası makale, 128 ulusal makale, 6 kitap bölümü, 12 televizyon programı, 250 gazete makalesi, 2018 yılında 170 seminer, konferans

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13