Öğretmenler İki Haftada Aşılanabilir ve Aşılanmalıdır

Salgının hızının artması sonrasında hem ülke genelinde hem de yüz yüze eğitim alanında ağır bir tabloyla karşı karşıyayız.  Yapmış olduğumuz açıklamalarda, salgınla mücadelenin doğru yönetilmemesine ilişkin eleştirilerimizi ve bunun yanı sıra önerilerimizi kamuoyuyla ve kamu yöneticileriyle paylaştık. Salgını yönetmek yerine salgının sonuçlarını hafifletmeye dönük politikalar salgınla mücadelede istikrar getirmediği gibi, önlemlerin sıkılaştırılması ve gevşetilmesi arasında tarif edilen normalleşme politikası da haklarımızı korumaya yetmiyor.

Bir yılı aşkındır devam eden bu süreçte taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle göstermiş olduğumuz çabalarımızın en azından eğitim alanında tıkalı kulakları açmaya başladığını görüyoruz. Son alınan kararlarla birlikte eğitim emekçilerine aşı planlamasının yapılmasında bu çabalarımızın bir etkisi olduğu açıktır.  Biliyoruz ki uyarılarımızın ve çağrılarımızın daha güçlü karşılık bulması, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin sağlığını korumakla kalmayacak, öğrencilerin eğitim hakları üzerindeki ihlalleri de sonlandıracağı gibi toplum sağlığının korunmasında mesafe alınmasını sağlayacaktır.

Sağlıklı ve güvenli koşullarda yüz yüze eğitimin mutlaka hayata geçirilmesi için bu kısmi kapama sürecinin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak yüz yüze eğitime devam edecek olan 8. ve 12. sınıf öğretmenlerinin ve okuldaki diğer eğitim emekçilerinin aşı randevuları henüz açılmamıştır. Öğrenciler içinde bulaş riskinin yüksek olduğu yaş grubunda olan bu sınıflarda görev yapan eğitim emekçilerinin aşı randevularının dahi açılmaması güven verici bir tutum değildir. Yüz yüze eğitime son kez ara verilmek isteniyorsa en temel tedbir olan aşının yaygınca ve hızlı bir biçimde uygulanması hayati önemdedir. Çocuğu öğrenci olan aileleri, eğitim emekçilerini ve ailelerini düşündüğümüzde genel toplum sağlığı açısından da önemi ortada olan eğitimde aşının, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonuyla tüm eğitim ve bilim emekçilerini kapsaması gerekmektedir. Üstelik bunun için halihazırda kullanılmakta olan yaklaşık 30 milyon olduğu söylenen aşının sadece 1/10’u eğitim alanına ayrılarak iki hafta içinde ilk dozları tamamlamak mümkündür. Süresi geldiğinde yapılacak ikinci dozlarla birlikte eğitim alanında sağlıklı ve güvenli bir ortam için çok önemli bir mesafe alınmış olacak ve yeniden acil uzaktan öğretime geçme tartışmaları son bulacaktır.

Sendikamızın çağrıları ve uyarıları sonrasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Sağlık Bakanlığı’nın harekete geçerek “ilkokul ve okul öncesi kurumlarda bulunan öğretmenler, psikolojik danışmanlar, okul yöneticileri ve okul çalışanlarından oluşan 425 bin 430 kişinin aşı randevusuna dahil edildiği” açıklanmıştır. Bu gelişme olumlu olmakla birlikte, aşı olması gereken eğitim emekçilerinin sayısı bu sayıdan katbekat fazladır. Yaygınca ve hızlı bir şekilde hareket edilmesi durumunda, eğitim emekçilerinin tamamını iki hafta içinde aşılamak imkanlar dahilindedir.

Okul Öncesi Öğretmenler Bakıcı Değil Eğitim Emekçisidir!

Maske, mesafe, hijyen konusunda öz bakım becerilerini tamamlayamamış 3- 6 yaşına kadar olan öğrenciler ile haftanın beş günü kesintisiz 6 etkinlik saati eğitime devam etmesi istenen okul öncesi eğitim emekçilerinin sorunlarına duyarsız kalınamaz. Kamu kurum ve kuruluşunda 10 yaş altı çocuğu olan annelerin idari izinli sayılması ve bu durumun “ebeveyn” olarak dönüşümlü düzenlenmemesi ayrıca eleştirilmesi gereken bir konu olmakla birlikte kendisi de bir ebeveyn olan okul öncesi öğretmeni annelerin bu karardan da ayrıştırılması ve idari izinden yararlandırılmaması neticesinde yaşadığı mağduriyet katlanarak artmıştır. MEB, öğretmen odası bulunmayan, teneffüs hakkı olmayan okul öncesi öğretmenlerimiz için çalışma saatlerini ve çalışma ortamlarını yeniden gözden geçirmeli ve düzenleme yapmalıdır.

Halk Eğitim Merkezi Emekçileri Unutulmuştur Unutturmayacağız!

Salgının başından bu yana yetişkinlerle yüz yüze eğitim veren halk eğitim merkezi emekçilerine güncellenen aşı listesinde yer verilmemiştir. Bakanlık bu arkadaşlarımızı unutmuş olsa da biz hatırlatmaya devam edeceğiz. Halk Eğitim Merkezi’nde görev yapan ve tam gün kurs veren arkadaşlarımızın dersleri 40 dakikadır ve 8 saat üzerinden derse girmektedirler. Yarım gün kurs açıldığında derslik sayıları yetersiz olduğu için başka okullara yönlendirilebilmektedirler. Salgın sürecinde böylesi bir çalışma temposunun riskleri ortadadır. Halk Eğitim Merkezi emekçilerinin bir an önce aşı programına alınmaları gerekmektedir.

 Özel Eğitim Kurumlarına Özel İlgi İstiyoruz!

Özel eğitim kurumlarının her kademesine özel bir ilgiyle yaklaşılması aşı programına hızla dahil edilmesi gerektiği açık olmakla birlikte, içinde bulunduğumuz salgın koşullarında bu kurumların üçüncü kademesine dikkat çekmek istiyoruz. Bu kademede eğitim-öğretim gören öğrencilerin engel düzeyleri ve engel nitelikleri gereği fiziksel mesafeye uyma ve maske takma konusunda zorluklar yaşanmaktadır. Söz konusu zorluklar adı geçen eğitim-öğretim kurumlarında salgının yayılmasında bir etken olabilmektedir. Bu nedenle bu kademe de görev yapan eğitim emekçilerinin bir an önce aşılamada öncelikli gruplar arasına alınması gerekmektedir.

Yükseköğretim Kurumları Görmezden Gelinmemelidir!   

Gerek aşı programı gerekse pandemiyle mücadelede yükseköğretim kurumları, sanki bünyesinde görev yapan kimse yokmuş gibi ele alınmaktadır. Halbuki uygulamalı dersler yüz yüze yapılmaktadır. İdari/teknik personel salgının başından beri çalışmaktadır. Güvenlik görevlileri gibi çok sayıda emekçi görevlerinin niteliği nedeniyle dönüşümlü dahi çalışamamaktadır. YÖK acil uzaktan öğretim kararı aldıktan sonra öğrencileri, akademisyenleri ve idari/teknik personeli kendi sorunlarıyla baş başa bırakmıştır. Halbuki yükseköğretim kurumlarında da salgının boyutları oldukça ağır yaşanmaktadır. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı aşı planlamalarına yükseköğretim kurumlarında görev yapan emekçileri de dahil etmeli ve bu kurumlarda görev yapan emekçilerin hızla aşılanmasını sağlamalıdır.

Bir Eğitim ve Bilim Emekçisi Arkadaşımızı Daha Kaybetmek İstemiyoruz!

Eğitim ve yükseköğretim hizmeti temel kamu hizmetleridir. Bu hizmetlerin sürekliliği ve taşıdığı kamu yararı kadar, eğitim ve bilim emekçilerinin sağlıklı bir çalışma ortamına kavuşturulması, sağlık haklarının gözetilmesi de hayatidir. Açıkça ifade etmemiz gerekirse, salgınla mücadeledeki öngörüsüzlükler nedeniyle bir eğitim ve bilim emekçisi arkadaşımızı daha kaybetmek istemiyoruz. “İki hafta içinde tüm eğitim ve bilim emekçilerinin aşılanması” talebimizin gerekli irade gösterildiğinde kolaylıkla karşılanabileceğini biliyor ve bunun toplum sağlığı açısından da oldukça önemli olduğunun altını çiziyoruz. Eğitim Sen tüm eğitim ve bilim emekçilerinin sesi olmaya, sağlıklı ve güvenli bir ortamda yüz yüze eğitim için mücadele etmeye devam edecektir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol