TÜRK DEVRİMİNİN GİZLENEN YERLİ KÖKLERİ...

Tarihimizi, özellikle de yakın tarihimizi çok da iyi bilmiyoruz. Bu bilgisizlik en çok da Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının işine yarıyor.
Bu nedenle yakın tarihimizi doğru öğrenmek zorundayız.
Yakın tarihimizin "doğru" bilinen yanlışlarından biri de Atatürk Devriminin daha doğrusu Türk Devriminin "Batılılaşma "ve Türkleri " köklerinden, tarihten koparan" bir hareket olduğu şeklindeki büyük yanılgıdır. Oysaki tam tersine Türk Devrimi, yüzyıllarca köklerinden, tarihinden koparılmış, Arapça ve Farsça'nın boyunduruğu altında dilini bile unutma noktasına gelmiş Türk ulusuna köklerini, tarihini ve dilini yeniden hatırlatan büyük bir öze dönüş hareketidir. Batı emperyalizmini Anadolu yaylasına gömerek kurulan Türkiye Cumhuriyeti sanıldığı gibi Batılılaşmamış, Batının da aydınlanma formülü olan akıl ve bilim eşliğinde çağdaşlaşmış, daha doğrusu çağdaşlaşmaya çalışmıştır. Atatürkçü çağdaşlaşmada binlerce yıllık Türk köklerden beslenmek esastır.

İlk okuldan üniversiteye, hatta lisansüstü eğitim aşamasına kadar okullarımızdaki Tarih ve İnkılap Tarihi derslerinde, Harf Devrimini anlatan kitap ve makalelerde sıkça tekrarlanan bir yanlış vardır...
Ama ne kadar da masumca, ne kadar farkında olmadan, hatta iyi niyetle de yapılmış olsa yanlış yanlıştır; düzeltilmelidir!
Harf Devrimi konusunda, "Lâtin Alfabesinin kabulü, ya da Lâtin harflerinin kabulü " diye bir Atatürk Devriminden ya da devrim kanunundan söz edilir, ancak böyle bir devrim veya devrim kanunu yoktur.1 Kasım 1928 tarihli 1353 numaralı Harf Devrimi Kanunun tam adı, "Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanundur." Kanunun maddelerinde yeni harflerden söz edilirken hep "Türk Harfleri " ifadesi kullanılmıştır.Bu durumun temelde iki nedeni vardır :
1) Harf Devriminden önce kurulan komisyon Lâtin alfabesini birebir almamıştır. Bazı harfleri almadığı gibi bizzat Atatürk'ün katkılarıyla alfabeye Türkçenin yapısına uygun bazı yeni harfler eklenmiştir.
Bu nedenle Harf Devrimi olarak kabul edilen alfabe artık Lâtin alfabesi olmaktan çıkmış ,Lâtin esaslı Yeni Türk alfabesi olmuştur.
2)Lâtin alfabesi diye bilinen alfabe Atatürk'ün dediği gibi gerçekten de "Türk alfabesidir, kendisidir." Çünkü "Lâtin asıllı " denilen bu harfler sadece Fenike alfabesiyle değil, aslında daha çok Etrüsk-Göktürk harfleriyle de akrabadır.

Fenike alfabesinden gelme olarak bilinen Lâtin alfabesi, Etrüsk runik yazısı ve Göktürk runik yazısıyla fazlaca benzeşmektedir. Bu şaşırtıcı benzerlik alfabeler arasında bir etkileşim olduğunu düşündürmektedir.
Ayrıca 100 yıldır devam eden araştırmalar Etrüsklerle Ön Türkler arasında çok ciddi bir ilişki, hatta bir devamlılık,bir akrabalık olduğunu göstermektedir. Latin esaslı alfabenin kaynaklarından olan Etrüsk runik yazısıyla Göktürk runik yazısı arasındaki belli başlı benzerlikler şunlardır :
1)26 karakterden oluşan Etrüsk runik yazısı Göktürk yazısı ile karşılaştırıldığında 10 karakter hem şekil hem de ses olarak birbirine benzemektedir. 4 karakter ise şekil olarak aynı ses olarak ise farklıdır.Yani Etrüsk yazısındaki 26 karakterin 14'ü aynı zamanda Göktürkçedir.
2) Her iki yazı da sağdan sola doğru okunmaktadır. 
3) Her iki yazıda da benzer imla özellikleri vardır.Örneğin, kelime başında ünlü ve tekrar eden ünlüler yazılmamaktadır.

Etrüsk-Göktürk ve Lâtin harflerinin karşılaştırılması (Grafik,İsmail Doğan'ın adı geçen makalesinden alınmıştır.)
Sonuç itibariyle, Lâtin esaslı harflerin yarıdan çoğu Etrüsk-Göktürk runik kökenli harflerle hem şekil hem ses olarak benzerdir, hatta aynıdır. Lâtin esaslı harflerle Etrüsk-Göktürk runik harfleri arasındaki benzerlik, benzer ihtiyaçlara benzer çözümler mantığıyla , Latin alfabesinin Türkçenin yapısına son derece uygun olduğunun kanıtıdır. Çünkü Lâtin alfabesindeki harflerin azımsanmayacak kadar önemli bir bölümü Etrüsk ve Göktürk alfabelerinde de vardır. Üstelik imlâ kuralları da birbirine çok benzerdir. Bilindiği gibi Göktürkler Türk'tür. Etrüsk-Türk bağlantıları çok güçlüdür.

Dolayısıyla,
Atatürk'ün dediği gibi " Lâtin esaslı " bu alfabe, "Türk alfabesidir, kendisidir." Bu nedenle Harf Devriminden söz ederken Atatürk'ün dediği gibi "Lâtin Harflerini Kabulü" değil, "Yeni Türk Harflerinin Kabulü " demek gerekir. Doğrusu budur. Hep yazıp söylediğimiz gibi Türk Devrimi, Batılılaşma ve Doğululaşma değil, akıl ve bilim eşliğinde çağdaşlaşmadır, uygarlaşmadır. Dahası Türk Devrimi, Türk tarihinden, Türk kültüründen ve yerli köklerden beslenmiştir.

SİNAN MEYDAN 
1)Resmi Gazete, 3 Teşrinisani ,1928 ,s.1030 
2) Özer Ozankaya,Cumhuriyet Çınarı, Ankara, 1994,s.311 
3) Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri,Ankara,1999, s.146-148 
4) Etrüsklerle-Türkler arasındaki ilişkiler için Adile Ayda, Etrüskler Türk mü idi, Ankara, 1974 
5) İsmail Doğan,"Etrüsk Yazısının Kaynağı Türk (Göktürk ) Yazısı ",Tarihten Bir Kesit Etrüskler, (24 Haziran 2007 ,Bodrum) Sempozyum Bildirileri, Ankara, 2008,s.171

(Alıntı )

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.