Öğretmenlik Meslek Kanunu

Öğretmen haberleri ve gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!

Milliyet yazarı Abbas Güçlü'nün yazısı:

Öğretmenlik Meslek Kanunu ilgili komisyonlardan geçti. Yakında TBMM Genel Kurulu’na gelir.

Böylesi önemli kanunlara son rötuşlar, ek önergelerle, genel kurul görüşmeleri sırasında gerçekleşir. Muhtemelen yine öyle olacaktır.

Bu yasal düzenleme çok uzun yıllardır bekleniyordu. Gündeme gelmesi sevindirici. Herkes tarafından kabul edilebilir bir şekilde çıkması çok daha sevindirici olacaktır.

Olayın siyasi boyutu siyasileri ilgilendirir. Zaten uzun süredir tartışıyorlar. Bizi ilgilendiren ise pedagojik boyutu, uygulanabilirliği ve kalıcılığı.

Ortaya öyle bir yasa çıkmalı ki beklendiğine değmeli ve daha da önemlisi, söylenecek söz bulunamamalı.

Öğretmeni mutlu olmalı ki çocuklar mutlu olsun, çocuklar mutlu olmalı ki aileler mutlu olsun, aileler mutlu olmalı ki ülke mutlu olsun.

Amaç da zaten bu değil mi?

Aman dikkat!

Yasanın özüne diyecek bir şey yok. Daha nitelikli öğretmen ve daha iyi bir eğitim herkesin ortak dileği. Bu yüzden yapıcı eleştirilerle katkıda bulunmak herkesin görevi olmalı, yasa yapıcılar da bunları dikkate almalı.

Ve işte birkaç soru, birkaç tespit ve birkaç durum değerlendirmesi:

- Sınava girip de kazanamayan bir öğretmenin, öğretmenler odası ve sınıfta öğrencilerinin karşısında düşeceği durumu düşünebiliyor muyuz?

- Böylesi bir duruma düşmektense hiç sınava girmeme nasıl sonuçlar doğurur?

- Sınav odaklı eğitimden kurtulalım derken öğretmenlerimizi de bu yarışın içine çekmek ne kadar doğru?

- Başka performans ölçümleri bulunamaz mı?- Sınavda yüksek puan alan öğretmen mi daha iyi yoksa öğrencisi için pervane olan mı?

- Aynı ülkede, aynı okulda, aynı sınıfta, aynı dersi veren öğretmenler arasında ayrım yapmak ne kadar doğru?

- Öğretmen, öğretmendir! Yetersiz ise hiç sınıfa sokulmamalı.

- Eksikler sınavlarla değil, öğretmen yetiştirme süreçlerinde aranmalı!

Ve işte bir başka tespit!

Kariyer ticareti!

Her yasayı, her düzenlemeyi istismar edenler olduğu gibi, bu yasayı da istismar edecekler çıkacaktır.

Örnek mi istiyorsunuz, alın size örnek:

“Mevcut taslak, öğretmenler arası ast-üst konumunu, rekabetçi bir tavrı ve özel (vakıf) üniversitelerde para karşılığı alınan ucuz (!) lisansüstü diplomaları da beraberinde getirecektir.

 
Şu anda uzman öğretmen olanlar, çoğu sınav esnasında sınav soruları kendilerine verilerek (çevremdeki uzman öğretmenlerin beyanına dayanarak yazıyorum bu ifadeyi), bir seminer kıstası olmadan bir kereye mahsus bir sınavla yıllardır hem unvan hem de ek ücret sahibi durumda. Aralarında iki yıllık enstitü mezunları da var. Olası yasa da onların haklarını koruyacak. Başöğretmen olmak için gereken 10 yılı da çoktan geçirdiler.

Öte yandan, halihazırda doktora bitirmiş bir öğretmen, önce uzman olmak için seminer koşullarını tamamlayacak ve 10 yıl bekleyecek. Bu nedenle, doktora mezunu bir öğretmen olarak, 2006 tarihli yasayı daha makul bulmaktayım. Öğretmenler arasında bir düzey sınıflandırılması yapılacaksa, olası yasa daha eğitimli olanı, dezavantajlı kılıyor.”

Bu da bir görüş. İddia eden de doktoralı bir öğretmen!

Söyledikleri doğru ise dikkate alınmalı. Yanlış düşünüyorsa da kızmak yerine, nerede hata yaptığı kendisine anlatılarak ikna yoluna gidilmeli.

Hiç yapılmaması gereken ise iddiaların görmezden gelinmesi ya da eleştirilere tahammülsüzlüktür!

Özetin özeti: Geleceğin mimarı öğretmenlerimiz, dolayısıyla çocuklarımız ve ülkemizin bekası her şeyin üstünde olmalıdır. Onlar mutluysa ülke mutludur.

Milliyet

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner13