YÖNETMEKTEN YÖNETİŞİME Prof. Dr. Necati Cemaloğlu

Yönetmek”, “yönetilmek” ve “yönetişim” kavramları birbirlerine yakın ifadelermiş gibi görünse de, birbirinden farklı anlamlara sahiptir. Yönetmek etkenliği, yönetilmek edilgenliği ifade ederken “yönetişim” “birlikte yönetmeyi”, işteş bir çatıyı, karşılıklı yapılan, birlikte yapılan eylemleri tanımlamaktadır. Yönetimde taraflar yönetenler ve yönetilenler olmak üzere ikiye ayrılır. Yönetenler karar verir, yönetilenler kararlara uyar. Yönetilenlere görüşleri sorulmaz. Yönetimin verdiği kararları uygulayıp uygulamadıklarına bakılır. Yönetilenlerin, yönetimin verdiği kararlara uygun eylemde bulunmadıkları saptanırsa ceza ve diğer yaptırımlar devreye girer. Yönetişimde ise karşılıklılık, birliktelik ve ortak eylem vardır. Bireyler, Sivil Toplum Örgütleri, Kamu ya da özel sektör yönetim birimleri, yönetsel süreçlerde birlikte hareket ederler ve kararları birlikte alıp uygularlar.

Yönetim kavramının içerisinde üç önemli kavram bulunur. Bunlar; yönetim, iletişim ve etkileşimdir. İletişim ve etkileşim olmadan yapılan yönetim, tepeden inme kararlarla süreci yönetmek anlamına gelir. Yönetişim kavramı ise kamu ve özel sektörde bireylerin her kademede yönetime katıldığı bir toplumsal iş birliği kavramını ifade eder. Sivil Toplum Örgütlerinin, bireylerin sorunları saptama, çözüm önerisi sunma, proje üretme, planlama ve uygulama yoluyla yönetime katılmaları ve yönetimin paydaşı olmaları bir yönetişim örneği olarak kabul edilir.

Dezavantajlı bölgelerde yaşayan kız çocuklarının eğitim olanaklarından yoksun olduğunu gören vatandaşlar, Sivil Toplum Örgütleri, yönetim erkini elinde bulunduranlarla bu konuyu görüşüp, kız çocuklarının okula devam etmeleri, okuryazarlık oranlarının artırılması için proje geliştirip sunabilirler. Kız çocuklarının eğitim olanaklarından üst düzeyde yararlanması için hem maddi hem de maddi olmayan kaynaklarla destek sağlayabilirler. Yönetimin sorunları çözmesinde iş birliği ve dayanışma içerisinde hareket edebilirler. Bu süreçte yönetişim gerçekleşmekte, taraflar iş birliği ve eş güdüm içerisinde hareket etmektedir.

Yönetişim, daha az kaynakla daha çok iş yapılmasını sağlar. Kamu ya da özel sektörün sınırlı kaynakları, sınırlı çalışanları ve sınırlı zamanı vardır. Yönetim bu kıt kaynaklarla sorun çözmeye çalışırken, yönetişimde onlarca kişinin gönül gücü, emeği, bilgisi ve katkısı sürece yansır. 1 milyon Türk Lirası ile 1 okul yapmak mümkün iken, yönetişim ile beş okul yapmak mümkün hale gelebilir. MEB 1 milyon TL’lik bütçesi ile ihaleye çıkıp 1 milyon TL ihale ile bir müteahhide okul yapımını verebilir. Sonuçta devletin 1 milyon TL’lik bütçesi ile bir okul sahibi olması sağlanabilir. Yönetişim sürecinde ise yöneticiler STK, vatandaş ve diğer baskı grupları ile iletişime geçer. Bölgede yapılması gereken okulların sayısını saptar. Beş okula ihtiyaç olduğuna karar verilir. Bu aşamada okula ihtiyacı olan yerleşim birimlerinin yöneticileri ve kanaat önderleri ile iletişim kurulur. Bir hayırsever bulunup okul yeri bağışı yapılması sağlanır. Daha sonra projesi yapılır. Akabinde maliyeti düşürmek için demir ve çimentonun verileceği, taşıma ve kum ihtiyacının sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar tarafından karşılanması yönünde karar çıkarılır. Sivil Toplum Örgütleri ve vatandaşlar okulun yapılmasında etkin rol alır. Okulun donanımı ve ders araç-gerecinin temin edilmesinde de farklı projeler devreye sokulur. Bu şekilde 1 milyon TL ile bir okul yapılırken yönetişim uygulamasıyla birkaç okul yapmak mümkün hale gelir.

Yönetişim kararların etkili bir biçimde uygulanmasını sağlar. Sosyal bilimlerde yapılan araştırmalarda en çok benzerlik çıkan sonuç, kararlara ortak olan bireyler, kararların başarıya ulaşması için daha çok çaba sarf ettikleri yönündedir. Yönetişim sürecinde alınan kararların denetlenmesi için bir denetçiye ihtiyaç kalmaz. Çünkü kararların başarıya ulaşması için yüzlerce gönüllü destekçi ve denetçi vardır.

Yönetişim, ortak aklı başat değer yapar. Yönetme eyleminde sınırlı akıl işe koşulurken yönetişimde ortak akıl devreye girer. Sivil Toplum Örgütleri, Kamu ya da özel teşebbüsün yönetim birimleri, vatandaşlar hatta online destekçiler yüzlerce fikir geliştirebilir, seçenek sunabilirler. Karar sürecinde yaratılan bu farklılık, örgütlerin etkililiğini ve verimliliğini de artırır.

Yönetişim, yönetsel uygulamalara farklı girdiler sağlar. Yönetenler sorunların fark edilmesi, tanımlanması ve veri toplanması gibi aşamalarda genellikle tek bir açıdan konuya yaklaşırlar. Genellikle de elde edilen bilgiler sınırlı bir veriye dayalı olabilir. Yönetişim süreci, yönetsel kararların alınmasında farklı datalarla farklı girdiler sağlayabilir. Bu durumda veriye dayalı yönetim ve veri madenciliği devreye girer. Örneğin, kadın sürücüler yalnız yolculuk yaparken tenha bir akaryakıt istasyonundan yakıt almak için durur mu? Muhtemelen “hayır” cevabı verilebilir. Müşterileri ile yönetişim içerisinde olan bir akaryakıt istasyonu, bayan kasiyer çalıştırılması için karar alabilir. Bu amaçla istasyona 300 metre önce yollara yerleştireceği afişlerle bayan kasiyerin afişi koyulabilir. Olaylara çoklu veri kaynaklı bakış açısı geliştirebilir.

Yönetişim, paydaşların farkındalık düzeyini artırır. Toplam Kalite Yönetimi eğitimlerim esnasında çalışanlar kararlara sürekli katıldıkları için farkındalık düzeylerinin arttığını, yenilik yapmak, yeni proje geliştirmek için harekete geçtiklerini, “Bir fikrim var.” algısıyla sürekli öneri sunduklarını anlatırdım. Yönetişim, izleyenlerin, vatandaşların, Sivil Toplum Örgütlerinin bu farkındalık düzeyinde artışa sebep olur. Yerel yönetimlerin yerinden yönetimlerin etkililiğini artırır. Örneğin, çevre kirliliğine sebep bir derenin ıslahı için bir Sivil Toplum Örgütü Avrupa Birliği projesi yazıp, kaynak bulup belediye ile iş birliği yapıp dereyi ıslah edebilir. Başka bir Sivil Toplum Örgütü, görme engelliler için “sesli kitap” projesini ilçenin kütüphanesine kazandırırken, bir başkası da “Dumansız Liseler Projesi ile liseli gençlerin sigara bağımlılığından kurtulması için yönetimle iş birliği yapabilir.

Yönetişim güven üzerine kurulur. Dört temel ilkesi vardır: Şeffaflık, adillik, sorumluluk ve hesap verebilirlik. Yönetsel kararlarda şeffaflık varsa, eşit ve adaletli bir yönetim anlayışına sahipse, taraflar sorumluluk almaya istekli ve sorumluluklarını yerine getiriyorsa, yönetsel kararların sonucunda bir hesap verebilirlik durumu söz konusu ise, yönetişim etkili bir biçimde hayata geçebilir.

Sonuç olarak merkeziyetçi yönetim anlayışında katı bir hiyerarşi, yönetimle izleyenler arasında camdan bir duvar vardır. Kararlar kapalı kapılar ardında alınır ve uygulanır. İnisiyatif, mutlak yetki sahibi olan yönetim erkini elinde bulunduranlara aittir. Dünyada yaşanan hızlı değişim, küreselleşme, uluslararası ticaretin gelişmesi, bireylerin eğitim düzeyindeki artış ve kentleşme tek adam yönetimlerini demode haline getirmiştir. Bu süreçte yönetişim kavramı “birlikte yönetme” anlayışının hakim olmasını sağlar. Taraflar iyi ve yaşanabilir bir çevre için yönetsel süreçlere müdahil olmak ve bu süreçte aktif rol almak, sorunların çözümünde görüşlerinin alınmasını, kaynakların etkili kullanılmasını, gelecekteki gelişmelerden haberdar olup, şimdiden çözüm yollarının üretilmesini isterler. Bireysel ve toplumsal yaşam standartlarını yükseltme, çevre bilincinin yayılması, kamu hizmetlerindeki niteliğin artması, yasal düzenlemelerin hazırlanması, uygulanması aşamalarında yönetişim anlayışı etkili rol alır. Bir yöneticisi yönetişimi işe koştuğunda 1 iken 10, 10 iken 100 olabilir. Yönetişim sinerjiyi artırır, örgütsel etkililiği üst düzeye çıkarır

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol