Uzaktan Eğitime Bir de Yakından (!) Bakalım…

Öncelikle mevzu bahis eğitimle ilişkili kavramlar olduğunda söze şöyle başlamanın doğru olacağını düşünüyorum. Eğitimde hiçbir kavram diğerinin alternatifi değil, tamamlayıcısı ya da destekleyicisi olabilir. Burada kastetmek istediğim tam olarak eğitim ortamlarında kullanılan bir X yönteminin ya da modelinin diğerlerine kıyasla kurtarıcı olamayacağıdır. Bugün geleneksel olarak nitelendirdiğimiz öğretim yöntemlerinin bile etkisiz olduğundan söz edemeyiz. Eğitimde öğrencileri en iyi şekilde değerlendirmede X aracını kullanmalıyız gibi bir tezi savunmak da doğru değildir. Yine eğitim anlayışımızı Bloom taksonomisi doğrultusunda uygulama, değerlendirme, sentez gibi daha üst basamaklara çıkarma amacıyla “bilgi” (Ki içerisinde bilginin olmadığı hiçbir şeyden söz etmek mümkün müdür?) gibi değerli bir basamağı görmezden gelmek hata olur. Eğitim sistemi için A modeli en başarılıdır demek de tartışmalı bir yaklaşımdır. Felsefi açıdan düşündüğümüzde kime göre ya da neye göre?

Eğitimde bir kavramı diğerinin alternatifi görmek bize hata yaptırabilir. Gerçek olan şudur ki, eğitim ile ilgili söylemlerde tek bir doğrunun olmadığıdır. Genel geçer ortak bir doğru varsa, o da eğitimin bireyi merkeze alan ve her şeyden öte değer odaklı bir kavram olmasıdır. Bu doğrultuda eğitim kavramına ilişkin meselelerde çok yönlü değerlendirmeler yapmak daha yerinde olur. Nitekim eğitime yön vermede tek tipçi ve basmakalıp bir anlayıştan uzak, farklılıklardan ve çeşitliliklerden beslenilen bir yaklaşıma ihtiyacımız vardır. Buradaki öncül koşul elbette eğitimin özünü unutmamaktır. Peki, nedir bu? Eğitimin özü, bireyin insanileştirilmesidir. Hatta eğitim tam da budur aslında… Birey insan olduğunu anladığında, insanca yaşamayı ve özgür düşünmeyi öğrenir. Bu noktada saygılı olmayı ve sevgiyle yaklaşmayı benimser. Hak yememeyi, hoşgörülü olmayı yaşam biçimi haline getirir. Barıştan, dayanışmadan yana olur. İyilik yapar, güzel düşünür. Kendini keşfettikçe daha üretken olur.

Uzaktan Eğitime Bir de Yakından (!) Bakalım…Mesele eğitim olunca konuya girmek de zor oluyor (Ee bir parça da eğitim öyle değil mi?). Gelelim “uzaktan eğitim” kavramına… Nitekim bazılarının önyargıyla baktığı, bazılarının doğrudan kabul ettiği, bazılarına göre ise ismi gibi “uzak” olan eğitim biçimine… Uzaktan eğitim genel anlamda; öğrenen ve eğiticinin farklı yerlerde olduğu, derslerin bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla eş zamanlı ya da eş zamansız olarak yürütüldüğü esnek bir eğitim biçimidir. Önceleri mektup ve ardından radyo, TV gibi iletişim araçlarıyla yürütülen uzaktan eğitim, günümüzde bilgisayar ve internet tabanlı teknolojiler aracılığıyla giderek yaygınlaşmaktadır. Uzaktan eğitim genel ve kapsayıcı yapısıyla; çevrimiçi öğrenme, web tabanlı öğrenme, bilgisayar destekli öğrenme, hatta açıköğretim gibi kavramlarla yakından ilişkilidir. Örgün öğretimde bazı eğitimcilerin yüz yüze derslerine ek olarak bazı derslerini de uzaktan eğitim platformlarıyla ya da karma öğrenme modelleriyle destekleyerek yürüttüğüne şahit oluyoruz.

Uzaktan eğitim ve benzeri öğrenme teknolojileri artık çağımızın bir gereği haline geldi. Bu teknolojiler öğrenenin kişisel, mesleki ve teknolojik becerilerinin gelişimine katkı sağlamaktadır. Ayrıca yer ve zaman sınırlaması olmadan uzaktan eğitimin getirdiği ekonomik avantajlar sayesinde, geniş kitlelere esnek ve yaşam boyu öğrenme ortamları sunulmaktadır. Farkında olarak ya da olmayarak öğrenenin araştırma, sorgulama, bilgiye ulaşma gibi becerileri de gelişmektedir. Üstelik süreçte sadece öğrenen değil eğitici de bilgi ve öğrenme arayışına girmektedir.

Öte yandan, uzaktan eğitime yönelik bazı paydaşların “Eğitimin uzaktanı mı olur?”, “Ben uzaktan eğitime karşıyım.”, “Öğrenciyi sınıfta yüz yüze görmeden eğitim olmaz”, “Faydalı olmayan bir eğitim” gibi olumsuz bakış açılarına sahip olduğuna şahit olmuşuzdur. En kötüsü de konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan ve araştırmadan bu yorumların yapılması… Uzaktan eğitimi nasıl ki tümüyle reddetmek hatalı bir anlayış ise, konuyla ilgili gerekli ihtiyaç analizleri yapılmadan, nitelik arayışından uzak, çıkarcı ve maksat dostlar alışverişte görsün havasıyla gerçekleştirilen faaliyetler de türevleriyle birlikte uzaktan eğitimi zedelemektedir. Oysaki uzaktan eğitimin potansiyelini görmezden gelerek, sığ bir bakış açısıyla konuyu yorumlamak dijital öğrenme çağında bizi geriye götürmekten öteye geçemez. Eğitimle ilgili konularda tek bir yuvarlak çizip, bu sınırın dışına çıkmadan salt siyah-beyaz tartışmalarla çözüm arayışına girmek anlamsız bir uğraş olur. Literatürde bazı araştırmalarda uzaktan eğitimin öğrenme üzerinde olumlu etkisinin olduğunu, bazı araştırmalarda ise anlamlı bir etkisinin olmadığını görmekteyiz. Buradan elbette “yüz yüze eğitim daha başarılıdır ya da uzaktan eğitimin öğrenme üzerinde etkisi yoktur” gibi bir sonuç çıkarmak da doğru değildir. Öğrenme çıktıları açısından uzaktan eğitim, yüz yüze eğitim kadar etkili olabiliyorsa bile bu sonucu küçümsemeden, her iki eğitim şeklinin birbirine göre üstünlüklerini ve dezavantajlarını doğru okumak gerekir. Özellikle eğitimcilerin uzaktan eğitimi tek yönlü bir anlayışla (yüz yüze eğitimin alternatifi gibi) değil, örgün eğitime çeşitli sebeplerle katılamayan bireylere fırsat eşitliğini sağlamada etkili bir araç ve teknoloji entegrasyonunun yenilikçi bir parçası olarak görmesi, sınırlılıklarını en aza indirerek avantajlarını değerlendirmeleri en doğru bakış açısıdır. Dolayısıyla konuyla ilgili düzenlemeler ve planlamalar kalite odaklı olmalı, öğrenmeyi etkileyen örtük değişkenler iyi analiz edilmelidir.

Ülkemiz ne yazık ki diğer öğretim teknolojilerindeki yeniliklerde olduğu gibi uzaktan eğitimle de geç tanışmıştır. Ancak kısa zamanda, nitelik (!) olarak kesin bir yorum yapamasak da, sayısal olarak Türkiye’de uzaktan eğitimin hem örgün hem de yaygın eğitim bağlamında ivme kazandığını ve hemen hemen her üniversitede uzaktan eğitimle ilgili çalışmaların yapıldığını görmekteyiz. Bu doğrultuda üniversitelerde uzaktan eğitimle yürütülen lisansüstü, lisans, ön lisans ve sertifika programları bulunmaktadır. Üstelik çoğu üniversitede örgün öğretim programlarında yer alan bazı dersler de (5i dersleri gibi) uzaktan eğitimle yürütülmektedir. Bu faaliyetler üniversitelerde bulunan Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi, Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi, Açıköğretim Fakültesi, Sürekli Eğitim Merkezi, Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi ve benzeri birimlerce yürütülmektedir.

Bu gelişmeler kısmen umut verici olsa da, uzaktan eğitimde kalite sorunsalının olduğu aşikârdır. Nitekim uzaktan eğitim, yapısı gereği örgün eğitime kıyasla belirgin farklılıklar içermektedir. Aslında süreç göründüğü gibi kolay değildir. Öğrenmeyi etkileyen açık ve gizil faktörler (psikolojik, kültürel, etkileşim gibi) söz konusudur. Öncül olarak, öğretmen ve öğrenci fiziksel olarak birbirinden farklı yerlerdedir. Dolayısıyla teknik konulardan ziyade, bu uzaklıktan kaynaklı olarak hem öğrenen hem de eğitici açısından psikolojik ve iletişimsel/etkileşimsel sorunların ortaya çıkması muhtemeldir. Üstelik uzaktan eğitimde bu sorunların ortaya çıkma ihtimali, yüz yüze eğitime göre daha yüksektir. Önemli olarak aidiyet hissinin oluşmaması, yalnızlık, öğrenme-öğretme isteğinin azalması, sosyalleşme sorunu, motivasyonsuzluk, derse odaklanamama, gerçeklik algısının zayıflaması, psikolojik boşluğa düşme, ilgisizlik gibi duyuşsal yönü ağır basan durumlar dikkate alınmadan bu işe kolları sıvamak öğrenene yapılmış en büyük haksızlık olur. Bütün bu sözü edilenler örgün eğitim açısından düşünüldüğünde ne kadar önemliyse, uzaktan eğitimde bu önemin daha da belirginleştiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla sürecin titizlikle planlanması ve öğrenmeyi etkileyebilecek faktörlerin göz ardı edilmemesi gerekir.

Uzaktan Eğitime Bir de Yakından (!) Bakalım…

Uzaktan eğitimde eğiticilerin tepkileri de süreci şekillendiren öncül unsurlardan birisidir. Dolayısıyla eğiticiler; etkileşimi ve motivasyonu artıran, öğrenenleri öğrenmeye teşvik edici aktivitelere yer vermelidirler. Ders içi hazırlanan materyallerde, etkinliklerde, değerlendirme aşamasında öğrenen kendisinden bir şeyler bulmalıdır. Ders içerikleri bağlam temelli olarak hazırlanmalıdır. Elbette süreçte uzaktan eğitimden memnun olmayan ve sorun yaşayan öğrenciler de olacaktır- ki yüz yüze eğitimde bile şahit oluyoruz bu tarz durumlara. Bu doğrultuda olayları doğrudan sorun odaklı görmektense, çözüm odaklı analiz etmek ve nitelik arayışında olmak gerekir. Özetle uzaktan eğitim ve benzeri teknolojilerle desteklenen öğrenme ortamlarını tek tip ya da olumsuz bir bakış açısından ziyade, avantajlarını da göz ardı etmeden kalite odaklı ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Bu yazıda teknik, tasarım ve diğer boyutlara girmeden uzaktan eğitime genel bir perspektiften ve duyuşsal özellikler açısından bakmaya çalıştım. Elbette bu boyutların beraberinde getirdiği öğrenene yönelik duyuşsal yansımalar ayrı bir öneme sahiptir. Ancak ne yazık ki, uzaktan eğitimde duyuşsal faktörler ihmal edilmektedir. Dolayısıyla bu ögeler göz ardı edilmeden, psikolojik ve sosyal açıdan bir bütün olarak resmi değerlendirmek gerekir. Eğitimin hangi çeşidi olursa olsun –ister yüz yüze, ister uzaktan- öğrenmede motivasyon, öz-yeterlik, tutum, kaygı, ilgi ve diğer gizil değişkenlerin ön planda olduğunu biliyoruz. Ayrıca teknik ve tasarım sınırlılıklar imkânlar ölçüsünde zamanla en aza indirilebilecek somut unsurlar olsa da, bu sınırlılıkların neden olacağı engellerin duyuşsal ve psikolojik çıktılarla birlikte ele alınıp doğru adımların atılması uzaktan eğitimin niteliğini artıracaktır. Dolayısıyla söz konusu bu öğrenme ortamlarına yönelik öğretim tasarımı yapılırken; duyuşsal ve psikolojik faktörler titizlikle irdelenmeli ve bu doğrultuda süreç iyi organize edilmelidir. Bu bakış açısıyla daha önceden bahsettiğimiz eğitimin “uzaktan” algısı da bir nebze olsun azaltılabilir.

Eğitimde uzakları yakınlaştırmak dileğiyle…

TEDMEM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.