TÜRK ÖĞRETMENLERİNİN KAVGALARLA İMTİHANI

Çocuklara özel alan kavramını öğretmeye çalışıyorum. Kendimizi rahat hissettiğimiz, yakın insanlarımızı alabildiğimiz, bize ait olan alan.
Ayrıca çok fazla kavga edip sataşıyorlar. Biri bir omuz atıyor, diğeri çarpıyor. Sınıfta bir anda karmaşa çıkıyor. Sadece söz ve uyarı ile anlamazlar. Pratik nasıl yapabilirim diye düşündüm. Belimize takıp döndürdüğümüz halkalar var. Onları verdim. Hepsi taktı. 
Dedim: “Burası sizin özel alanınız. İçeri kısma hoşlanmadığınız hiçbir şeyi almama hakkına sahipsiniz. Oraya girip sizi rahatsız eden, dokunan birisi olursa hayır demek en doğal hakkınız. Bu, herkes için geçerli. Büyük ya da arkadaşınız fark etmez. Başkasının özel alanına girerken siz de izin isteyeceksiniz.”
Anlatıyorum artık ben. Bunlar yan yana geliyorlar. Özel alan mesafesini korumaya çalışıyorlar. Birbirlerine çarpıyorlar. Özür diliyorlar. Fazla yakına giriyorlar, “gelebilir miyim arkadaşım” falan diyorlar. Böyle dışarıdan bakınca gayet anlamış göründüler. “Ayy” dedim gene. “Yaşasın kavradılar.”
Bu meslek insana vaktinden önce sevinmemeyi ve üzülmemeyi öğretir. Teneffüs oldu. Bunlar çıktı. On dakika sonra içeri girdik. Üç tanesi birbirine girmiş. Tahtada dizilmişler testi gibi. Hallerini bir görseniz. Tişörtler dışarıda, yamuk yumuk. Suratlarını yırtmışlar, boyunlarında tırnak izleri, yanaklar alı al moru mor. Bildiğin tekme tokat birbirlerine girmişler.
Dedim: “Bu ne hal? Ben size daha yeni anlatmadım mı birbirinizin özel alanına girmeyeceksiniz” diye söyleniyorum.
Böyle durumlarda hepsi süt dökmüş kedi gibi olurlar. O panter bozması çocuk gitmiş, yerine bir yavru kedi gelmiştir.
- Ne oldu, dedim. Olay ne?
Biri geldi.
- Öğretmenim, dedi. Bu ikisi bana daldı.
- Daldı mı? O ne?
- Bildiğin dalmak. Üstüne balıklama atlıyor yani.
-Eee, dedim.
- Sonra ben onlara daldım.
- Sonra?
- Sonra hepimiz birbirimize daldık.
Bir ders önce kendimi yırta yırta anlattıklarım aklıma geldi. Çok çaresiz bir andır. Ağlamak istersiniz. Kızsanız bir işe yaramaz. Bipolar geçirirsiniz. Sizin bile haberiniz olmaz. Aldım halkayı. Bu üçünü içine koydum.
- Bakın, dedim. Şimdi hepinize ben dalacağım. Ama dua edin, halkanın içindesiniz. Özel alanınıza girmiyorum. Ders bitene kadar böyle duracaksınız. Çıktığınız an dalabilirim çünkü.

Bunlar gülüyor. Çocuklar böyledir. Kavga ederler. Beş dakika sonra hiçbir şey olmamış gibi barışıp gülüm balım olurlar. Sen kendini sinir ettiğinle kalırsın. Hatta bazen veliler, çocukların kavgaları yüzünden birbirlerine girer. Onlar dört yıl boyunca birbirlerine her baktıklarında olayı hatırlarlar. Hatta küserler ama çocuklar dört dakika sonra unutmuşlardır. Kısacası hiç kendinizi yırtmaya gerek yok.
Hadi bakalım ben kaçar. Herkes özel alanına dikkat etsin. Kimse kimseye dalmasın. Halka kafanıza mı geçer, belinizde mi kalır? Orasını bilemem.
I love çocuklar
I love özel alan
I love dalmak

TÜLAY OLÇUM 
VEDİDE BAHA PARS İLKOKULU

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol