Sorular Soran Sınıfınız Olması İçin Bazı Öneriler

Sınıfınızdaki öğrencilerinizin soru sormasına yardımcı olacak ipuçları var. Çocuklar merak ederek öğrenir ve bu meraklarını gidermek içinde çokça sorular sorar. Ama maalesef ülkemiz eğitim sisteminde sorular sormak ve yeni şeyler öğrenmek yerine öğretmenin ezbere yönelik çalışmalar yaptığı bir sistem var. 

Eğitim sisteminde soru, ne yazık ki öğrenciler için çoğunlukla “pasif” bir anlam taşıyor. Sanırım, okulun kafamızdaki soruların cevabını bulduğumuz ve yeni sorular sorduğumuz bir yer olarak algılanabilmesi için daha çok yolumuz var. Çoğunlukla, bilginin aktarıldığı ve aktarılan bilgilerin hatırlanması üzerine “soru”ların sorulduğu okullarımızda, öğrencilerin “soru” sormayı öğrenmesi ve sevmesi zorlaşıyor. Bunu başarabilmek için eğitimciler olarak düşünme becerileri üzerinde daha çok çalışmaya ihtiyacımız var. Örneğin eleştirel düşünmenin en önemli basamaklarından soru sorma becerisinin geliştirilmesi için, sorduğumuz sorulara ve ders içi etkinlikleri nasıl tasarladığımıza bu gözle bakmak iyi bir başlangıç olabilir. Aşağıda konuyla ilgili bazı önerilerimi sıraladım.

Öncelikle demokratik bir sınıf ortamınız olsun: Bunun için en iyi başlangıçlardan biri sınıfınızla sene başında sınıf normlarınızı öğrencilerin fikirleriyle oluşturmanız. Normları konuşurken fikirlerin rahatça ifade edilebilmesi için nelere ihtiyacınız olduğunuz üzerinde mutlaka durun. Soru sorarken, birbirinizi dinlerken, söz alırken, etkinliklere katılırken nelere dikkat edeceğinizin bir listesini oluşturmuş olacak, yıl boyunca gerektiğinde normlarınızı hatırlatabilecek, ya da sınıfınızın istekleri doğrultusunda yeni maddeler ekleyebileceksiniz. Öğrencilerin kendisini rahatça ifade edebilmesi için , sınıfta güvende hissetmeleri sizin oluşturacağınız sınıf atmosferiyle yakından ilişkili.

Sorularınızı sınıflandırın: Sınıfınıza ne tür sorular soruyorsunuz? En çok kullandığınız soru türü hangisi? Hatırlama düzeyindeki sorular gerekli olmakla birlikte ezbere yöneliktir. Oysaki  öğrencilerimizin anlama, problem çözme, analiz, sentez gibi üst düzey becerileri edinmelerini istiyorsak sorularımızı bu şekilde formüle etmemiz gerekir. Hem sınıf içinde, hem sınavlarınızda sorduğunuz soruları bu gözle tekrar değerlendirmek etkili olacaktır. Sorduğumuz soruların kalitesi sınıf içindeki tartışmaların kalitesini belirler. Nitelikli bir tartışma ortamında öğrenciler sizi model alarak birbirlerine düşünsel düzeyi yüksek sorular yöneltecektir.

Öğrencilerin, sorunun kendisi üzerinde düşünmesini sağlayın: Onlara soru yönelttiğinizde öğrenciler otomatik olarak sorunun cevabını düşünmeye başlayacaktır. Özellikle açık uçlu sorular sorduğunuzda “Benim sorumu başka bir şekilde nasıl sorabilirsiniz?” gibi bir girişle öğrencilerinizin soruyu tekrar formüle etmesini sağlayabilirsiniz. Sadece sizin sorularınızı değil, birbirlerinin sorularını farklı şekillerde sormalarını isteyin. “Arkadaşının sorduğu soruyu sen nasıl sorardın?” ya da “Sorduğun soruyu başka bir şekilde sormayı dener misin?” tarzı sorularla öğrencileri yönlendirin.

Öğrencilerin soru sormasına yönelik etkinlikler tasarlayın: Öğrencilerinizin birbirine soru sorabileceği etkinlikler tasarlayın. Örneğin dersin ilk beş dakikasını öğrencilerinizin sınıf için de serbestçe dolaştığı ve birbirlerine soru sorup cevapladığı bir etkinliğe ayırabilirsiniz. Okuttuğunuz bir metnin çözümlemesini yaptırırken, sizin önceden hazırladığınız sorulara ek olarak, “Siz bu metnin yazarına konuyla ilgili neler sorardınız?” gibi sorular yöneltebilir, ya da yeni öğrendikleri bir konuyla ilgili, “sizce bu konuyu daha ayrıntılı anlamak için hangi soruların cevabını bulmayız?” türünden sorular sorabilirsiniz. Ders sonlarında öğrencilerinize o gün işlediğiniz konuyla ilgili merak ettikleri bir şeyi yazmalarını isteyebilirsiniz.

Öğrencilerin merak duygularını harekete geçirin: Öğrencilerin merak duygusunu tetiklemek ve yaratıcılıklarını ön plana çıkarmak için hayal güçlerini kullanmalarını sağlayacak sorular sorun. “Eğer……..değil de ……olsaydı nasıl olurdu?”, “Bu metni sen yazsaydın başlığını ne koyardın?” gibi sorularla onları yönlendirebilirsiniz. Hayal kurabildikleri bir sınıfta kendilerini daha özgür bir şekilde ifade edecekler ve soru sormaya açık olacaklardır. Ayrıca bu tip sorular sorduklarında onaylamak ve cesaretlendirmek de işin bir parçası. Öğrencilerimizin sorularından öğreneceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum. Öğretmenliğimin ikinci yılında bir Sosyal Bilgiler dersinde öğrencim Kurtuluş Savaşı’nın Yunanistan’daki okullarda nasıl öğretildiğini merak etmiş, “Biz ilkokulda Türkler Yunan askerlerini denize döktü diye öğrendik, Yunanistan’daki arkadaşlarımız da aynı şekilde mi öğreniyor?” şeklinde bir soru sormuştu. Bu soru beni çok etkilemiş ve heyecanlandırmıştı. O heyecanla öğrenciye cevap verdim ve dersime geri döndüm. Ancak o soruyu bir fırsat olarak kullanıp sınıfa, “Arkadaşınızın sorusu hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuyla başlayıp, “Sizin aklınıza bu tip başka örnekler geliyor mu?” benzeri takip sorularıyla verimli bir sınıf tartışması ortamı yaratabilirdim. Bu da öğrencilerimi daha çok soru sormaya teşvik edebilirdi.

Fikrinizi hemen söylemeyin: Sınıf tartışması yaparken öğrencilerin mümkün olduğunca birbirlerine yeni sorular sorarak ilerlemelerini sağlamaya çalışın. Özellikle tartışmalı konularda öğretmenin fikrini hemen söylemesi tartışmayı bitirebilir, farklı fikirde olan öğrencilerin suskun kalmasına yol açabilir. Gerekli noktalarda sınıf normlarınıza dönerek uyarılar yapabilirsiniz ancak öğrencileriniz için “her zaman son sözü söyleyen ve en iyi şekilde düşünen” bir rolünüzün olması yazının girişinde bahsettiğimiz demokratik sınıf ortamını zedeleyecektir. Bu tür etkinliklerde öğretmenin “kolaylaştırıcı” bir rol üstlenmesi sınıfın kendi düşünme biçiminin, kendi sorularının ve kendi davranışlarının sorumluluğunu almasını sağlar. Böyle bir ortamda da bol bol soru sorma fırsatları olacaktır. Bilmediğinizi, kafanızın karışık olduğunu, daha çok düşünmeye ihtiyacınız olduğunu ifade etmekten çekinmeyin. Öğretmenlerinin düşünme/anlama süreçlerine bu şekilde dahil olmak öğrencileri rahatlatacaktır.

Tüm bu fikir ve etkinliklerin odak noktası şu: Kendimizi öğretmen olarak sınıfın neresine koyuyoruz? Birlikte karar aldığımız, birlikte düşündüğümüz, birlikte öğrendiğimiz ve birlikte soru sorduğumuz sınıflar için öğretmenliğin doğası üzerinde tekrar tekrar düşünmeye ihtiyacımız olabilir.

Ayşe ALAN
Eğitimci

Eğitimpedia

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.