SINIFA YILMAZ GÜNEY GELDİ

Askerliğimi yedek subay olarak yaptım. İstanbul'da Okmeydanı'ndaki İstiklal İlkokulu'na verdiler beni.
Okula gidip müdüre "teslim oldum". "Seni dördüncü sınıfa verelim" dedi.
Öğrencilerden önce yoksulluğu görmüştüm sınıfta. Çoğunun defteri bile yoktu. Kimi geceleri Kasımpaşa'da bir sinemada gazoz satıyor, kimi kahvede çıraklık ediyor, kimi dikiş dikiyordu.
O kadar yoksul bir çevreydi ki, çocuklardan birinin annesi yirmi beş kuruş için sınıfı bastı. Bir gün dersin ortasında kapı güm diye açıldı. Bir kadın daldı içeri. Çocuklardan birini sille tokat dövmeye başladı. Oğlu o sabah okula gelirken masanın üstündeki yirmi beş kuruşu yürütmüş meğer.
Kırk dört kişiden sadece altısı "İstiklal İlkokulu"nu doğru yazabiliyordu.
İşim hiç kolay olmayacaktı. Her şeyden önce çocukların güvenini kazanmalıydım.
"Söyleyin bakalım" dedim. "En sevdiğiniz artist?"
Sınıfın yarısı Cüneyt Arkın, yarısı da Yılmaz Güney dedi.
Cüneyt de, Yılmaz da arkadaşımdı. Onları getirecektim okula.
Getirdim de.
Yılmaz Güney'i aradım.
"Bir gününü bana ayıracaksın" dedim.
"Yarın buluşalım" dedi.
Ertesi gün Yılmaz'la okula gittik. Kıyamet koptu. Değil sınıf, değil okul, mahalle birbirine girdi. Biz sınıfta öğrencilerle sohbet ediyoruz, bütün Okmeydanı okulun bahçesine toplanmış, "Ya ya ya, şa şa şa, Yılmaz Güney çok yaşa!" diye bağırıyor.
Öğretmenler bizim sınıfa doluştu. Benim çocukların keyiflerinden yanına varılmıyor. Öyle ya, bir efsane ayaklarına kadar gelmiş, kendileriyle tek tek ilgileniyor, konuşuyor.
Yılmaz'ın gelişinden bir hafta sonra, dersin ortasında kapı vuruldu. "Girin" dedim. Gireni görünce de şaşkınlıktan donakaldım.
Münir Ağabey! Münir Özkul! Beni arıyormuş.
Benden çok öğrenciler şaşırdılar tabii. Cüneyt Arkın'dan, Yılmaz Güney'den sonra Münir Özkul. Öğretmenlerini ziyarete geliyor.
"Sanatkâr"ların ziyaretleri daha sonraki aylarda da kesilmeyecekti. Edita Morris bile gelecekti sınıfa. Bazı müzik derslerini ise "konuk öğretmen" olarak Cenan Akın'la Cem Karaca verecekti.

(Ülkü Tamer. Yaşamak Hatırlamaktır, Anılar Kitabı. 341 sayfasının her yeri çarpıcı, olaganüstü anılarla dolu bu kitabı mutlaka okuyun derim.)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13