SEVİYORUM ÖĞRETMENLİĞİ

10 güne yakın süredir, Pir Sultan Abdal'ın "Dostum Dostum" türküsünü söylüyoruz, dinliyoruz, öğrenmeye çalışıyoruz... Aslında farkında olmadan özümüze dönüyoruz...

Pazartesi gününden beri de, öğrencilerimizle videolar çekip, ses kayıtları alıyoruz...

Bugün öğrencilerime, "kendinizi rahat hissedin, evde kayıt yapıp gönderin" demiştim...

Onlarca ses kaydı geldi akşam üstü...

10 günde büyük yol kat ettik öncelikle belirteyim, lakin istediğim noktaya henüz gelemedik... Bir de türküde ki duyguyu işledim mi sonuç harika olacak...

Branşım müzik değil, yapabileceklerim sınırlı...Çocuklara da birşey diyemiyorum...

Bu çocukların hiç suçu yok ki...

Televizyonlarda duygu bile olmayan müziklere boğulmuşlar...

Türkü nedir öğretilmemiş, gösterilmemiş, müzik öğretmeni görmemişler hiç... Müzik derslerinde test çözmüşler...Yazılı çalışmışlar ya da ellerine top verilmiş, dışarıda top peşinde koşmuşlar...

Müzik dersi gereksiz, resim dersi masraf, beden eğitimi dersi angarya olmuş...

Allaha şükür, öyle bir dönemde eğitim aldım ki...

4. sınıfta flüt çalmayı öğrendim... "Bak Postacı Geliyor" ile değil direk türküleri, flütle çalarak başladım...

Sonra saz çalan bir öğretmenimizle, öğretmenler odasında Kilim Türküsünü okumayla devam ettim...

Bu mini başlangıç, özel bir okulda değil Çorum Toprak Sanayi İlkokulu'nda başladı... Minik bir mahalle ilkokulu... İlkokul ama resim ve müzik öğretmeni olan bir ilkokul...

Şansım yaver gitti, ordan Çorum Eti Ortaokulu'na devam ettim. Yine Müzik ve Resim öğretmenin olduğu bir okul... Yağlı boyama çalışmaları, heykel tasarımı, basit el işleri... Aklınıza ne geliyorsa yaptık 3 yıl boyunca...

İş Eğitimi Dersi atölyesini saymıyorum... Tavladan peçeteliğe, demir çiçeklikten, kuş kafesine öğretmediği bir şey kalmadı Mustafa Hocamızın... Meslek Lisesi demiyorum buraya dikkat, bunları bir DEVLET ORTAOKULU'nda yaptık...

Meslek Lisesi sınavlarına girdim... Meslek Lisesi kazanmak büyük bir meseleydi... Çünkü meslek lisesi memleket meselesiydi. Bu kez şansım öğretmen lisesinden yana oldu....

Piyano, saz, gitar çalabilen müzik öğretmenleriyle karşılaştım. İstiklal Marşını flütle çalmanızı isteyen bir müzik öğretmeniniz oldu mu hiç?

Bizim oldu... Hem de üniversite sınavına hazırlanırken bile dersinde müzik işleyen öğretmen...

Bütün dünya, branşlaşmanın önemini kavramışken, biz neden hala ilkokullarda ya da ortaokullarda müzik, resim gibi büyük beceri gerektiren dersleri başka öğretmenlere vermeyi tercih ediyoruz...

Biz bu öğrencilerimizi aslında sınav sistemine dayalı eğitim sistemimizde kaybediyoruz...

Sınava hazırlanan çocuk resim mi yapar, sınava hazırlanan çocuk şarkı mı söyler, sınava hazırlanan çocuk top mu oynar...

2000 yılında, üniversite sınavına girmeden 2 gün önce, Çorum'dan Samsun'a gidip eğlenmiştim...

Bırakın bu çocuklar, resim çizsin, şarkı söylesin, spor yapsın, gezsin...

Sonra çok pişman olursunuz...

Bir de unutmadan, Türkü söyleyen ve Türkü dinleyen çocuklardan kimseye zarar gelmez...

Türkü söyleyin, dinleyin, dinlettirin...

Saygılarımla

Hanefi ZOBAR 
İngilizce Öğretmeni

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.