Sevgili anne-babalar, lütfen bize kulak verin!

Biliyoruz işiniz gücünüz var, çocuklarınıza ayıracak, hatta bu yazıyı okuyacak kadar zamanınız yok. Ve biliyoruz ki çocuklarınız için her türlü fedakarlığı yapıyorsunuz; yediriyor, içiriyor, giydiriyorsunuz. Ne isterse karşılıksız sunuyorsunuz. Ancak ve maalesef duygusuz çocuklar yetiştiriyorsunuz. Duygu da bilgi gibi öğrenilir. Acımayı, sevinmeyi, merhameti, vefayı, yardımlaşmayı, bağlılığı, aile sıcaklığını, fedakarlığı, saygıyı... öğrenemeden yetişiyor çocuklarımız. Kendileri için yaptığınız fedakarlıkları bilmiyor. Tek bildikleri kendilerine hizmet etmek ve hizmet ettirmek. Bu onların suçu değil, bu duyguları kendilerine öğretmeyen, öğretemeyen anne-babanın suçudur. Tek öğrettiğimiz, konforumuzu bozmamaları için eğlenmelerini sağlamak, her talebini karşılıksız karşılamak. Bu da bütün varlığın kendileri için var olduğunu, kendini merkezde kabul eden, bencil nesillerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Eğer böyle devam edersek daha büyük sorunlarla karşılaşacağız. Şimdilik öğretmenlerini katlediyorlar. Eğer böyle devam edersek, bir zaman sonra bu bıçaklar, bu silahlar, bu şiddet anne-babaya da dönecek. O zaman ağlamanın sızlamanın, feryad ü figan etmenin bir faydası olmayacak tabii... O yüzden bir eğitimci olarak, asıl ödevin anne-babanın ödevi olduğuna inanıyorum. Peki ne yapmanız gerekiyor? Çok basit, bu da sizin ödeviniz olsun: Lütfen sosyal medyada, tv karşısında, kafede, kahvede harcadığınız zamanın onda biri kadarını çocuklarınıza ayırın. Onlara sürekli akıl vermek yerine onları dinleyin, dinleyin, dinleyin! Çünkü onların da bir dünyası var, tanımaya çalışın. Hayal ettiğiniz çocuğu değil, yanınızda olan, nefes alan, gözünüze bakan çocuğunuzu sevin, okşayın, öpün. Bunun için herhangi bir nedene gerek yok, nedensiz sevin onları, nedensiz öpün, nedensiz sarılın çocuklarınıza ki sevgiyi hissetsin, yürekleriniz arasında bağ olsun. Bu bağ koparsa artık bağsız başsız bir çocuğumuz olacaktır. Okuldan çıktığında ayakları sürünerek değil koşarak gelsin size... Varsın Maveraünnehir'in hangi denize döküldüğünü, x'in karesini, endoplazmikretikulumun işlevini bilmesin. (Hem siz sanki bunları çok biliyorsunuz yani!) Ama vefayı, fedakarlığı, dostluğu, merhameti, bağlılığı, saygıyı, sevgiyi... bilsin. Bilsin ki insan olduğunu hatırlasın. // Çocuklarımız bu dünyaya tertemiz geldiler, onları biz bu hale getirdik. Sorun çocuklarda değil biz büyüklerde. Bunu fark ettiğimizde her şey daha güzel olacak. Biz eğitimciler elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, ama lütfen şunu unutmayın: Eğitim tek taraflı yürütülen bir eylem değildir, siz de ödevinizi düzgün yapın! Bizimle sürece dahil olun ama işimize burnunuzu sokmayın.// Anne-babaya güvenmeyen, onların sevgisini hissetmeyen çocuk bütün risklere açık hale gelir. 
//Gebze'de katledilen meslektaşımız Necmettin Kuyucu'ya Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet olsun.
Şükrü Oflu

banner47

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14