Özgürlüğün İşe Yaradığını Gösteren Okul

Çocuklar üç guruba ayrılıyor: Beş ve yedi yaş arasındaki küçükler, sekiz ve on yaş arasındaki ortalar ve on bir yaşla on altı yaş arasındaki büyükler. Öğrenciler odalarını toplamak zorunda değillerdir ve kimse arkalarından toplamaz, özgür bırakılmışlardır. Hiç kimse onlara ne giyeceklerini söylemez, her zaman ne isterlerse onu giyebilirler. Gazeteler okulumuza "Canının istediğini yap okulu" diyorlar ve görgü nedir, davranış kuralları nedir tanımayan, yabanıl ilkelerin toplandığı bir yer olduğuna işaret ediyorlar. İşte bu yüzden, Summerhill'in hikayesini yazmak bana gerekli gibi geliyor. Açıktır ki, etkin çocukları sıralarda oturtup, çoğunlukla yararsız konuları çalıştıran bir okul iyi bir okul değildir. Bu yalnızca böyle bir okula inananlar için iyi bir okuldur. Bunlar yaratıcı olmayan kişilerdir, istedikleri, başarı ölçeği para olan bir uygarlığa uyacak yumuşak başlı, yaratıcılıktan nasibini almamış çocuklardır. Summerhill bir deneme okulu olarak işe başlamıştır. Artık öyle değildir, yaptıklarını gösteren bir okuldur, çünkü özgürlüğün işe yaradığını göstermektedir. İlk eşim ve ben okulu açtığımız zaman bir tek ana düşüncemiz vardı: Çocuğu okula uydurmak yerine okulu çocuğa uydurmak. Çocuklara kendi kendileri olma özgürlüğü vereceğimiz bir okul kurmaya karar verdik. Bunu yapmak için bütün disiplini, yönetimi, bütün istenenleri, bütün ruhsal güç eğitimini bir yana bırakmamız gerekiyordu. Bize yürekli dediler, ama bu yüreklilik isteyen bir şey değildi. Yalnızca bizde olanı istiyordu: Çocuğun kötü değil iyi bir varlık olduğuna bütünüyle inanmak. Kırk yıldır, çocuğun iyiliğine olan bu inancım hiç sarsılmadı, tersine sarsılmaz bir inanç haline geldi.

 o_a-s-neill Görüşümce çocuk doğuştan akıllı ve gerçekçidir. Eğer hiçbir yetişkinin yöneltmesi olmadan kendi haline bırakılsa, yetenekleri sonuna kadar gelişir. Summerhill'de dersler seçmelidir. Çocuklar derslere girip girmemekte özgürdürler, isterlerse yıllarca. Bir programımız vardır ama yalnızca öğretmenler için. Summerhill'e başka okullardan gelen çocuklar, hemen o tatsız derslere tekrar girmeyeceklerini söylerler. Oynarlar, dolaşırlar ama derslere girmezler. Bu bazen aylarca sürer. İyileşme süresi son ayrıldıkları okulun onlarda bıraktığı izlenime bağlıdır. Rekoru manastırdan gelen bir kız kırmıştı. Üç yıl direndi. Derslere girmeme konusunda iyileşme süresi ortalama üç aydır. Çocukların sınıfları genellikle yaşlarına göredir ama bazen ilgilerine göre de olur. Bizim yeni öğretim yöntemlerimiz yok, çünkü öğretimin kendi başına çok önemli olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü çocuk öğrenmek istiyorsa, nasıl öğretilirse öğretilsin öğrenir. Bu özgürlük düşüncesine yabancı olanlar, isteyen çocuğun akşama kadar oynayabileceği bu tımarhanenin nasıl bir yer olduğunu merak edeceklerdir. Yetişkinlerin çoğu, "Eğer ben böyle bir okula gönderilseydim, hiçbir şey yapmazdım" derler. Aslında Summerhill'de öğrenecek çok şey vardır. Belki bizim on iki yaşındaki bir grubumuz, kendi yaşlarındaki bir sınıfla, el yazısı, yazım, kesirler konularında karşılaştırılamaz. Ama özgünlük isteyen bir sınavda bizimkiler mutlaka başı çeker. Summerhill'in bir gününü size anlatayım. Kahvaltı 8:15'ten 9.00'a kadardır. Yataklar 9:30'da toplanmış olur. O saatte dersler başlar. Her dönem başında bir toplantı düzenlenir. 1. sınıf pazartesi günü laboratuarda olabilir, Salı günü 2. sınıf ve bunun gibi sürer. İngilizce ve matematik programlarım aynıdır. Küçükler sabahın büyük bir bölümünü sınıf öğretmenleriyle geçirirler ama bilim ve sanat odasına da girerler. Hiçbir öğrenci derslere devama zorunlu kılınmaz.  kinopoisk.ru Öğleden sonraları herkes için bütünüyle özgürdür. Hepsi de öğleden sonraları ne yaparlar bilmiyorum. Ben bahçeyle uğraşırım, ara sıra küçükleri gördüğüm olur. Ortaları hırsız-polis oynarken görürüm. Büyüklerin bazıları motorlarla, radyolarla, resim yapmakla uğraşırlar. İyi havalarda büyükler oyun oynarlar. Bazıları atölyede bisikletlerini onarır ya da boyarlar, oyuncaklar yaparlar. Beşte çeşitli etkinlikler başlar. Büyükler okumaktan hoşlanır gibilerdir. Orta sınıflar sanat odasında çalışmaktan hoşlanırlar, resim yaparlar, yer muşambası keserler, deri işleriyle uğraşırlar, sepet örerler. Genellikle bir grup da seramikle uğraşır. Büyükler beşten sonra çalışırlar. Tahta ve demir işleri atölyesi her gece doludur. Pazartesi gecesi öğrenciler kendi harçlıklarıyla sinemaya giderler. Salı geceleri büyük öğrenciler ve çalışan kadrosu benim ruh bilim konusundaki konuşmamı dinlerler. Çarşamba gecesi dans vardır. Perşembe gecesi özel bir şey yoktur. Büyükler bazen sinemaya gider. Cuma gecesi özel bir olaya ayrılır, varsa bir oyunun provası gibi. Cumartesi gecesi en önemli gecemizdir, çünkü Genel Okul Toplantısı vardır. Çoğunlukla bunu dans izler. Kış aylarında Pazar, tiyatro gecesidir.

Elişleri için program yoktur. Tahta işleri için de öyle. Çocuklar ne isterlerse onu yaparlar. Yapmak istedikleri şeyler de genellikle oyuncak tüfek ya da tabanca, gemi ya da uçurtmadır. Çocuklar da büyükler gibi öğrenmek istediklerini öğrenirler. Eğitimimizin ne kadarı gerçekten bir şey yapmak, kendini ortaya koymaktır? Elişi bile çoğu kez bir uzmanın denetimi altında yapılır. Çocuğa motorun nasıl çalışacağını gösterdiğimizde, onun yaşama sevincinden bir parçayı çalıyoruz demektir: Bulma sevinci ve bir engeli aşma sevincini...Daha da kötüsü çocuğu aşağı olduğuna ve yardıma bağlı olması gerektiğine inandırıyoruz. Tüm ödüller, notlar ve sınavlar yetkin kişisel gelişmeye ket vurur. Bir çocuğun çok az kitaba gereksinimi vardır. Bundan ötesi aygıtlar, seramik ve heykel çamuru, spor, tiyatro, resim yapmak ve özgürlüktür. Özgür çocukların matematik derslerini seçtiklerini bilmek ilginçtir. Coğrafya ve tarihi de ilginç bulurlar. Özgür çocuklar verilen konulardan yalnızca kendilerini ilgilendirenleri seçerler. Özgür çocuklar zamanın çoğunu başka işlerle geçirirler: ağaç işleri, maden işleri, resim yapmak, öykü okumak, tiyatro, kendi hayallerini oyunlaştırmak, caz plakları çalmak vs. Öğretim kadrom da ben de sınavlardan nefret ederiz. Bize göre üniversite sınavları büyük bir sorundur. Ama istenilen konuları öğrencilere öğretmekten de geri kalmayız.

Şurası açıktır ki, sınavlar olduğu sürece onlara uyacağız. Bu yüzden Summerhill'in kadrosu her zaman bütün konuları öğretecek niteliktedir. Summerhill'de bir çocuğun her istediğini yapmasına izin verilmez. Çocuğun kendi yasaları onu her yandan bağlar. Çocuğun yalnızca kendisini etkileyen şeylerde istediğini yapmasına izin verilir. İsterse bütün gün oyun oynayabilir ama bütün gün sınıfta korna çalmasına izin verilmez, çünkü bu başkalarını rahatsız eder. Bir insanı güçlü bir iradeye sahip olabilecek biçimde eğitemezsiniz. Çocukları özgürlük içinde eğitirseniz onlar kendileri hakkında daha bilinçli olacaklardır, çünkü özgürlük bilinçli olmak için gereken bilinçaltının dışa vurulmasına çok geniş ortam hazırlar. Summerhill çocuklarının hayat hakkında pek az kuşkuları bulunmasının nedeni budur. Onlar ne istediklerini bilirler. Ve tahmin ediyorum ki istediklerine sahip de olacaklardır. Summerhill belki de dünyanın en mutlu okuludur.

Çok az kavga olur, tartışmalar elbette olur ama çocukluğumda alışık olduğum gibi karşı karşıya dövüşmeye pek az rastladım. Bir çocuğun ağladığını çok az duymuşumdur, çünkü özgür çocukların baskı altındaki çocuklardan çok daha az açığa vuracakları nefret duyguları vardır. Nefret nefreti doğurur, sevgi sevgi doğurur. Sevgi çocukları kabul etmek demektir ve herhangi bir okulun temeli de budur. Çocukları cezalandırır ve onlara köpürürseniz, onların yanında olamazsınız. Summerhill çocuğun kabul edildiğini bildiği bir okuldur.   Summerhill Okulu'nun kurucusu A.S.Neill'ın 'Öğretici Ruh' isimli kitabından derlenmiştir.

Eğitimpedia

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14