ÖĞRETMENLİK YAPMAKTAN ÖĞRETMEN OLMAYA

ÖĞRETMENLİK YAPMAKTAN
ÖĞRETMEN OLMAYA

Aşağıdaki mektup bana çok şey anlatıyor. Okurken içimde derinlerde, çok derinlerde, kökleri çocukluğuma kadar giden bir hüzün duydum. Biraz uzun ama okumaya değer; öneririm.

***
Merhaba Kıymetli Hocam,

İlkokulda çalışıyorum. Davranış problemi olan bir öğrencim var. Her sınıfa girdiğimde sınıftan kaçmaya çalışan, ders esnasında sınıfta arkadaşlarını rahatsız eden, küfreden ve etkinliklere katılmayan bir öğrenci. Birçok şey denedim. Dersi eğlenceli ve ilgi çekici hale getirmek için etkinlikler düzenledim. Bu etkinlikler ilgisini çekmeye yetti, ama her rahatsız edici davranışında ona kızdım, hatta çoğu kez bağırdım. Benden korkmasını istedim.

Sonradan fark ettim ki bu öğrencimin tek ihtiyacı SEVGİ. Zaten benim korkulacak ve çekinilecek bir görüntüm de yoktur öyle. Diğer öğrenciler gelip bana sarılırken o beni koridorda, sokakta görse umursamazdı, bana cephe almış gibi öfke dolu bir hali vardı. Ben de ona karşı öyleydim. Benim hissettiklerim ona yansımış gibiydi. “Benden çekinmeli, korkmalı” düşüncesinde devam ettim, hep onu görmezden geldim.

Bir sene sonra tavrımı değiştirmeye karar verdim. Çünkü korkutmaya çalışmak işe yaramıyordu. Her gördüğüm yerde bu öğrenciye selam vermeye başladım; o bana vermemesine rağmen ısrarla devam ettim. Okulda gördüğümde elimi yavaşça başına koyup ya da omzuna aferin yapar gibi dokunarak onu bir şekilde sevdiğimi belli ettim. Bir süre sonra öğrencinin dersimdeki olumsuz davranışlarının azaldığını fark ettim. Artık kaçmaya çalışmıyordu dersten.

Koridordan geçerken beni görünce yanımda durmaya başlamıştı ve birkaç kez koluma dokunmuştu. Şunu anladım ki bu çocuğun ilgi ve sevgiye ihtiyacı vardı.

Aslında bütün öğrencilerin istediği bu. Toplumumuzda “korkulan-korkutan öğretmen olunduğunda iyi öğretmen olunur” algısı var. İster istemez bilinçaltımızda bunu taşıyarak sınıfa giriyoruz. Oysa ki korkan bizleriz, ses çıkan sınıftan, gürültülü öğrencilerden, onları kontrol edememekten korkarak korkutmaya çalışıyoruz. Ama bu eğitici değil ve işe yaramıyor. Biz o ruhlara ulaşamadıktan sonra müfredatı anlatsak neye yarar. Müfredatın ötesinde bir iş yaptığımızı kendimize sürekli hatırlatmamız gerek.

Bunu sizinle paylaşmak istedim Doğan Hocam çünkü beni en iyi anlayacak size bunu anlatmak benim içimi rahatlatıyor.

***
Öğretmenim, iyi ki varsın. Seni tanıdığım için mutluyum. Bana yazdığın için onurlandım.
Ülkemin güzel kalpli öğretmenleri, size şunu söylemek istiyorum: lütfen, kalbinizi korkunun esaretinden kurtararak sevginin geliştiren, eğiten gönül bahçesinde buluşun öğrencilerinizle.
Selamlar, sevgiler.

Alıntı: Doğan Cüceloğlu

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol