ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ

Uzun yıllar önce bir muhitte yaşayan yaşlı öğretmen öğrencilerini çok iyi yetiştirmek istiyormuş.Öğrettiği ilimlerin yanında tecrübeli insanlar olmalarına da dikkat ediyormuş.Birgün ahaliden biri oğlunu getirmiş o öğretmene ve çok iyi bir şekilde yetiştirmesini istemiş.Adam önceliği ilme verip bir sene içinde çok iyi derecede çocuğu yetiştirmiş.Bir yılın sonunda öğrencisini yanına çağırmış ve yeterince iyi yetiştiğini ve bundan sonrası için hayattaki en pahalı şeyi öğrenmesi gerektiğini söylemiş...

Onu da öğrenirse artık tahsilini bitirip ailesinin yanına varabileceğinide sözlerine eklemiş.Çocuk bir yıldır ailesinden uzak kaldığı için gözleri patlamış.Öğrrnmesi gereken en önemli şeyinde çok merak ediyormuş ayrıca. Öğretmen evvela öğrencisinden muhitte birçok başı bozuk insanla dost olmasını istemiş.Öğretmeninin bu isteğine şaşırmış çocuk.Oysa bir sene boyunca öğrettiği derslerde, hep iyi insanlarla dostluk kurması gerektiğini söyleyen adam,şimdi tekin olmayan birçok insanla dost olmasını istediği için şaşırdada ona güvendiği için dediğini yapmış.Söylediği insanlarla dost olmuş fakat bu dostlukları hep güven kırıklıklarıyla bitmiş...

Üzgün bir halde yine gelmiş öğretmeninin yanına.Durumu anlatınca, adam bu defa öğrencisinden zamanını boş uğraşlarla geçirmesini istemiş.O günden sorma çocuk kendini anlamsız işlere,boş uğraşlarla, sadece zaman kaybettiren oyunlara adamış.Birtataftanda içten içe huzursuzluk yaşıyormuş.Sürekli öğretmeninin öğrettiği derslerde boş işlerle uğraşmanın zaman kaybı olduğunu söylediği anlar aklına geliyormuş.Bunada anlam veremeyip daha fazla bu duruma katlanamayarak yine öğretmeninin yanına varmış...

Dediği şeyi yaptığını anlatmış.Bu defa muallimi hırslı ve öfkeli biri olmasını ve pazarcı olan babasının alacaklarını kavga dövüş insanlardan toplamasını istemiş.Çocuk yine anlam verememiş bu duruma.Ama öğretmeninin yine bir bildiği olduğunu düşünüp soluğu alacakların kapısında almış.Kavga dövüş kiminden parayı almış.Kiminden ise ne yaptıysa alamamış.Ağzı burnu kan içinde öğretmeninin yanına gelmiş.Sinirle başlamış söylenmeye.-"Siz bana hep iyiyi güzeli öğütlediniz efendim.Ama sonra git tekin olmayan insanlarla dostluk kur dediniz.O dostluklarda güvenimi kaybettim.Boş işlerle uğraşırsan ancak zamanını kaybedersin dediniz.Sonra sanki bu sözü siz dememiş gibi boş işlerle ve oyunlarla zamanımı geçirmemi istediniz... Boşuna zamanımı kaybettim.Hırs insana herp kaybettirir dediniz onca zaman.Sonra sinirle ve hırsla haraket etmemi ve babamın alacaklarını böyle tahsil etmemi istediniz. Onca yıllık komşularımla kavga ettim.Kimiyle küsüştüm.Öfkeyle kalkan zararla oturur derdiniz ya, tıpkı öyle oldu.Bir hırsla gittiğim kapılarda çok şey kaybettim efendim.Ben hep kaybederken,kazanması çok pahalı dediğiniz neyi kazanmış oldum Peki? ..."-

"-Öğretmen elini öğrencisinin başına koymuş ve şöyle cevap vermiş bu soruya;.-"Şimdi öğrenciliğin bitti evlat .Ben sadece anlatmakla olmayacağını biliyorum bazı şeylerin.Bu yüzden yaşayarak öğrenmeni istedim.Senin ilminin yanımda tecrübeli bir insanda olmanı istedim.Unutma evlat hayattaki en pahalı şey tecrübedir.Çünki kazanmak için önce kaybetmek gerekir..."Yazar Suat

Anahtar Kelimeler:
ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13