ÖĞRENCİM BİR ÇİÇEK GİBİ AÇILMIŞTI

Bana yazarak anılarını ve gözlemlerini paylaşan değerli bir öğretmen okurum var. Onun yazdıklarını zaman zaman izniyle sizlerle paylaşıyorum. Aşağıdaki mektubu geçenlerde aldım; sizlerin de okumasını istedim.

***
Görevlendirilerek yeni okula gittim; ikinci hafta veli toplantısı yapıldı.

Velilere, çocuklarını henüz tanımadığımı, zaten onlar üzerine konuşmaktan çok sizin beklentileriniz ve hırslarınızından söz edeceğim, dedim. Çocuklar üzerine aşırı baskı yapıldığını gördüğümü söyledim. Bu konuda konuşmak istediğimi belirttim.

Sözgelimi, “5.-6.-7. sınıf öğrencilerinin şimdiden bu kadar sınav stresi altında olmalarının yararlı olduğunu bilimsel çalışmalar desteklemiyor,” dedim. “Elbette sizi anlıyorum. Çocuğunuzun en iyisi olması için çaba harcıyorsunuz,” dedim. “Ama bunu yaparken çocuklara şimdiden kaygıyı da öğrettiğinizi unutmayın,” dedim. “Bir çocuk nasıl içine doğduğu toplumun dilini öğreniyorsa ailesinin onu koşulsuz kabul edip etmediğini de gözlemleyerek büyür,” dedim. “Bu aşırı beklentilerinizi eğer göremezseniz bu çocuklar birkaç yıl sonra sınava girdiklerinde potansiyellerini yansıtmak yerine “başarısız olursam annem ne der, babam beni kiminle kıyaslayacak” korkusuyla sınavı geçirip başarısız olacaklar. Sonra siz de: “ben her şeyimi verdim başarısız oldu,” diyeceksiniz. “Sınavda stres yapmış kime çekti bu çocuk” deyip yakınacak, hatta psikiyatriye götüreceksiniz,” dedim. “Ama görmüyor musunuz bu çocuğu şimdiden siz şekillendiriyorsunuz. Lütfen çoçuğunuzun özüyle sohbet içinde olun ama o özü değiştirmeyin ve kendi kalıplarınıza sokmayın,” dedim.

Dışarı çıktım bir Veli yetişti. “Hocam,” dedi “sizden önceki derste kızımın başarısız olduğunu duyunca çok sinirlendim; o kadar ki eve gidince adamakıllı azarlamayı düşündüm. Ama sizin konuşmalarınız beni sakinleştirdi, adeta bir devrim yaptınız,” dedi.

“Hanımefendi,” dedim, “lütfen iki yaklaşımı gözünüzde canlandırın: birincisi; gidip kızınızı azarlıyorsunuz, ağzınıza geleni söylüyorsunuz. İkincisi de; eve gidip kızınızın elini tutup göz hizasına gelerek onu anlamaya çalışıyorsunuz ve bir sohbet geliştiriyorsunuz!”

Kadın ağlamaya başladı daha fazla konuşmayacağını söyleyip lavaboya geçti. Sonrasında öğrencimi iki hafta gözlemledim, bir çiçek gibi açılmıştı.

Açıkçası sevgi ve gerçeğin dilinin bu kadar etkili olduğuna ilk sefer bu kadar yakın ve yalın bir şekilde tanıklık ettiğim için ben de afalladım.”

***
Bu değerli öğretmenimize okurlarımın huzurunda teşekkür ediyorum. Sevginin gücü içimizde saklı duruyor. Sevgimizi sözümüzle, gözümüzle ve elimizin okşayışı ile ifade edelim.

Kendini bu konuda geliştirmek isteyen veli ve öğretmen arkadaşlara BAŞARIYA GÖTÜREN AİLE ve GELİŞTİREN ANNE BABA kitaplarımı okumalarını öneririm.

Ülkemdeki tüm çocukların çiçek gibi açması dileğime,
Selamlar, sevgiler

Doğan Cüceloğlu

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13