Müfredatta Tarih Dersi Yakın Geçmişten Uzak Geçmişe Doğru Öğretilebilir mi?

1924-1926 Arası Bir Deneme ve Sonuçları. Tarih dersi müfretatta çok önemli bir yer kaplayan derslerden biridir. Ülkeler geçmişten itibaren yaşanan tarihlerine mutlaka önem vermeli ve müfredatın baş köşesine koymalıdır. 

İlkokul için tarih müfredatı tasarlama anlayışları arasında en ilginç yaklaşımlardan biri de tarihi, yaşanılan zamandan geçmiş zamanlara doğru geriye öğretme anlayışıdır. Ali Fahrettin (Alper), 1925 tarihinde Tedrisat Mecmuası’nda Türkiye’de İlkokul 3. sınıf tarih müfredatında bu yaklaşımın uygulandığına işaret etmektedir. Bu tarza uygun olarak tarih ders kitapları da hazırlanmıştı. Öğrenci başarısızlığına ve 1926’da Hayat Bilgisi dersinin icadına bağlı olarak bu uygulamadan vazgeçildiği anlaşılmaktadır. 23 Aralık 1947’de Ulus’taki Millî Eğitim Bakanlığı binası yangınında arşivin yanmasına da bağlı olarak elimizde bu konuyu aydınlatacak çok az bilgi vardır. Eğitim tarihimiz ve müfredat geliştirme tarihimiz açısından bu olayın aydınlatılması ve ortaya çıkarılmasının önemi ortadadır. Bu kısa yazıda tarih derslerini bu şekilde işlemenin siyasi ve pedagojik gerekçelerini, bu uygulamanın aktörlerini ve sürecini ortaya koymaya çalışacağım.

Esasen 19. ve 20. yüzyıl başlarındaki Avrupa pedagoji düşünceleri incelendiğinde yakından uzağa tarih müfredatı tasarlamaya yönelik zengin bir literatür ile karşılaşılmaktadır. Tarih öğretiminin bugün ile başlayıp, yakın geçmişlerden ilk çağlara doğru geriye gitmesi gerektiği fikrini ilk ortaya atan kişi Jean le Rond d’Alembert’dır(1717-1783). D’Alembert’a göre, böylece çocuklar, tarihin kendi yaşadıkları zamanla ilgisini görebilirler.

II. Meşrutiyet döneminde Avrupa pedagoji düşüncelerinin farkında olan Sâtı Bey, Sabri Cemil Yalkut, Ali Haydar (Taner) ve Necmettin Sadık(Sadak) gibi eğitimciler en yakın zamanların ve en yakın çevrenin tarih açısından önemini bilmekle beraber, genelde tarih derslerinin geçmişten günümüze kronolojik sıraya göre işlenmesine taraftar oldular.

Yeni Türkiye devletinin kurulmasının ardından Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar’ın bakanlığı döneminde bir heyet tarafından öğretim programları Cumhuriyetin esaslarına ve özüne uygun bir hâlde getirildi. Bu arada 1924 İlkokul Müfredat Programı da kabul edildi. Bu heyet içinde Ali Haydar (Taner) ve Necmettin Sadık(Sadak) gibi Meşrutiyet dönemi pedagoji tartışmalarını bilen uzmanlar da dikkati çekmektedir. 1924 İlkokul Müfredat Programı’na göre tarih dersi, 3. sınıfta 1 saat, 4. ve 5. sınıflarda 2 saat olarak düşünülmüştü. 3. sınıf tarih müfredatı yakın zamandan uzak zamana göre düzenlemişti. Konular şöyle idi;

Millî intibah devri (1919-1923)
Eski istibdat idaresinin fenalıkları ve Ruslarla yapılan harpler (1839-1908)
Eski Osmanlı İmparatorluğu tarihinin kültür ve sosyal tarihi
Eski Türklerin hayat ve medeniyetleri, İslamiyete hizmetleri, Haçlı Savaşlarındaki rolleri, Selçuki Devleti, Anadolu’nun Türkleşmesi, (Maarif Vekaleti, 1924: 23-24).
Yukarıdaki sıralamadan da anlaşılacağı gibi 3. sınıf tarih müfredatı konuları yakından uzak geçmişe doğru sıralanmaktadır.

Bu müfredata uygun olarak Mülkiyeli Ahmet Halit’in (Yaşaroğlu) yazdığı ve kısa zamanda 3. baskıyı yapan “Bizim Tarih” adlı İlkokul 3. sınıf tarih ders kitabının geniş çapta okutulduğu anlaşılmaktadır. Ders kitabında konular şöyle sıralanmaktadır; “Hürriyet Bayramı (10 Temmuz 1324), Balkan Harbi ve Umumi Harp, İzmir İşgali ve Anadolu Harekatının Başlangıcı, Millî Misak ve Millî Kuvvetler, BMM Hükümeti, İnönü Zaferi, Şark Seferi, Başkumandanlık Harbi, İzmir’in Kurtuluşu, Sulh ve Cumhuriyet, Lozan Muahedesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin İlanı, İstibdat nedir?, İstibdat Devrinin fenalıkları, Sarayın İsrafları, Başka Milletlerden Gördüğümüz Zararlar, Tanzimat-ı Hayriye, İlk Hürriyet Teşebbüsleri, 1294 Rus Harbi, Yeniçeriler-İlk Askerlerimiz, Yeniçeriler, İstanbul’un Zaptı, Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Sokullu Mehmet Paşa, Tiryaki Hasan Paşa, Köprülü Mehmet Paşa, Köprülüzade Fazıl Ahmet Paşa, Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa, Ecdadımızdan Kalan Güzel Eserler, Lale Devri, Eski Türk Hayatı ve Medeniyeti, Türklerin Medeniyeti, Lisanları, Dinleri, Türklerin İslamiyet’e Hizmetleri, Selçuki Devleti, Eski Osmanlı Hükümeti, Son Ders”. Görüldüğü gibi konular 1908 Bayramı ile başlayıp, yakın geçmiş zamandan uzak geçmiş zaman doğru gitmektedir.

1924’te, Türk İstiklal Savaşı’na ve Cumhuriyet’in ilanına yol açan gelişmeleri, belki de ilkokul eğitiminden hemen sonra hayata atılacak geniş bir kitleye öğretmek arzusuyla, eğitimcilerin yakın zamandan uzak zamana yaklaşımını işe koştukları anlaşılmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi bu yaklaşımın 18. yüzyıldan beri pedagojik gerekçeleri de vardı ve 150 yıldan fazladır tartışılıyordu. 1924’te siyasi ve pedagojik gerekçelerin örtüşmesi bu yaklaşımın hayata geçirilmesine yol açtı.

1926’da Talim ve Terbiye Kurul Başkanlığı’nın kurulmasının ardından okul müfredatları tekrar değiştirildi. Herhâlde en fazla eleştiri, 1924 İlkokul 3. Sınıf Tarih Müfredatı’na yönelik yapılmıştı. 1926 İlkokul Müfredatı ile toplu öğretim esası kabul edilmiş, 1., 2. ve 3. sınıflarda daha önce ayrı ayrı okutulan pek çok ders ‘Hayat Bilgisi’ adı altında toplanmıştır. Bu ders, erken Cumhuriyet Dönemi eğitimcilerinin en önemli icatlarından biridir. Böylece 3. sınıftaki tarih dersi kaldırılmış oluyordu. Onun yerine “Mevsimler” adı altında üniteler oluşturulmuş ve belirli gün ve haftalardan hareketle, Cumhuriyet ve 23 Nisan Bayram günleri, yakın tarih konularının verildiği bir fırsat olarak görülmüştür. Bu şekilde II. Meşrutiyet döneminde ihdas edilen ve dönemin eğitimcileri tarafından çocuğun vatandaşlık eğitiminde çok önemsenen 10 Temmuz bayramı kutlamalarına da son veriliyordu. 1924 ilkokul 3. sınıf tarih müfredatı da yürürlükten kaldırılıyordu.

Sonuç olarak, Ali Fahrettin Bey’in araştırma bulgularından anlaşılacağı üzere tarihin çocuklara bu şekilde öğretilmesinden beklenen fayda sağlanmamıştır. Tarih biliminin tanımında en çok vurgulanan unsurlardan biri de sebep-sonuç ilişkisidir. Tarih, bir olaylar akışıdır ve sürekli bir hikâyedir. Kronolojik açıdan baktığımızda sebep önce, sonuç sonra gelir. Önceki bir olay, kendisinden sonraki olayın sebebi olur. Diğer yandan tarih derslerinde pek ala herhangi bir olay tek başına alınıp, sebep sonuçlarıyla derslerde işlenebilir. Kanımca olayları işlerken sınıfta tarih şeridinin etkili kullanılmaması da bu başarısızlığı pekiştirmiş olabilir. 1924’te bu müfredat yaklaşımının işleyip işlemediğinin denenmesi bile çok anlamlıdır. Ama keşke ülke çapında değil de, pilot uygulama olarak sadece birkaç okulda denenseydi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.