Mahremiyet Eğitimi Yanılgısı

Anne babaları gözlemlediğimizde, birçoğunun, “mahremiyet eğitimi” konusunda ciddi bir yanılgı içinde olduğunu görüyoruz. Mahremiyet eğitiminin sadece cinsel konuları içerdiğini zanneden anne babalar cinselliğin ruhun yüzlerce hallerinden yalnızca biri olduğunu göz ardı ederler. Bu yanılgıyla da daha anaokulundan itibaren çocuklarını (özellikle kız çocuklarının) engellemeye, sosyal yaşamdan tecrit etmeye ve bu şekilde de karşı cinsten ayrı tutmaya çalışırlar.
Bununla birlikte çocuğu yoğun duygusal denetim altında tutarak, ona hâkim bir suçluluk duygusu edindirmeyi ve onun “değersizlik hissi içinde çekingen davranışlar sergilemesi”ni sağlamayı mahremiyet eğitimi olarak algılarlar.
Halbuki anne babaların çocuklarına edindirmeye çalıştıkları utanç ve mahcubiyet, duyguları her insanda doğuştandır. Ancak dışarıdan yapılan müdahalelerle, uygulanan yanlış yöntemlerle utandırılan ve mahcup edilen çocuklar kendi saygınlık farkındalıklarını kaybettiklerinden çekingenlik özelliği kazanırlar. Çekingenlik ise çocuğun iyi ahlaklı olduğu anlamına gelmez bir başka deyişle utanç içerisinde tutulmuş olan çocukların çekingen davranışları iyi bir mahremiyet eğitimi aldıklarını göstermez. Çünkü “mahremiyet eğitimi” çocuğa “utanç duygusu ile çekingenlik kazandırmak” ya da onu engellemek değildir. Bilakis mahremiyet eğitimi çocuğa insan olmaktan kaynaklanan değerlilik duygusunu kazandırarak kendi hislerini yönetebilecek güce erişmesini sağlamaktır. Yani mahremiyet eğitimi yalnızca cinsellikle ilgili bir eğitim değil, bir süreç rehberliğidir.  Süreç rehberliği ise çocuğun erken yaşta küçük ve basit duyguları yönetebilmeyi başarmasını sağlama ve adım adım ileriki yaşlarda daha güçlü duyguları yönetebilecek gücü kazandırma desteğidir, rehberliğidir.
Anne babalar mahremiyet eğitimini yalnızca cinsellik ile ilgili konularda verilecek bir eğitim olarak algıladıklarından erken yaşlardan itibaren adım adım ilerlemesi gereken süreç rehberliğini ihmal ederler. Çocuğun ergenlik döneminde karşısına çıkan güçlü duyguları kontrol edemeyerek “ben aşığım” demeye başlaması halinde de şok olarak mahremiyet eğitimini araya sıkıştırmaya çalışırlar. Bu sebeple de birçok pedagojik hata yaparlar. Halbuki yapılması gereken karşılaştığı yeni duygular karşısında çocuğun yanında olmak ve ona duygularını yönetme konusunda destek sağlamaktır.
Örneğin kızına erken yaşlardan itibaren süreç rehberliği yapan bir anne, kızının içinde garip duygular hissetmeye başladığını fark ettiğinde “Tamam kızım panik yapmana gerek yok, bu herkeste olabilecek bir şey ama sana bir şey söyleyeyim mi kendini bırakma sadece. İçinde bu duyguları yaşa belki de, ama kendini bırakma.” diyerek ona karşılaştığı bu güçlü duyguları yönetebilmesi konusunda rehberliğe devam edebilir.
Burada annenin “kendini bırakma” diyerek tavsiye ettiği şey, kızının duygularını kontrolsüzce bırakmamasıdır. Çünkü iki kişi yan yana geldikçe, el ele tutuştukça, birbirlerine, ben de seni deli gibi seviyorum demeye başladıkça duyguları kontrolden çıkar.
Ya da kendi sınıfındaki bir erkek öğrenciye âşık olduğunu söyleyen genç kıza” Seni anlıyorum, bunları ben de yaşadım.” ya da “seni gayet iyi anlıyorum çevremde bu durumu yaşayan insanlar vardı.” denilebilir. “Seni anlıyorum” cümlesi kişide değerlilik hissi oluşturur. Sonrasında da “İstersen şöyle yap belki bu duygudan biraz kurtulmuş olursun” diyerek çocuğun bu değerlilik hissi ile duygularını yönetebilecek bir güce erişmesi sağlanabilir. Mahremiyet eğitiminde “Seni anlıyorum” ve “istersen” gibi ifadeler, çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağladığından, çok kıymetlidir, bu süreç içinde sıkça kullanılmalıdır. Çocukla iletişim kurulurken bu cümleleri kullanmak mahremiyet eğitiminin bir parçasını oluşturur.
Erken yaşlardan itibaren yapılan süreç rehberliği ergenlik döneminde karşılaşılan güçlü duyguları yönetebilme konusunda çocuğa yardımcı olacaktır.
Mesela misafirlerin yanında anne babası konuşurken sürekli lafa giren çocuğa misafirler gittikten sonra “Yavrum sana bir şey söyleyeyim mi? Biraz önce misafirler vardı, baban ile konuşuyorlardı, sen de bir şeyler söylemek istiyordun, ama fark ettin mi baban ve misafirler konuşurken biraz zorluk çektiler. İstersen şöyle yapalım mı, bir dahaki sefere sen sorularını aklında tut, daha sonra bana sor ve ben sana cevap vereyim” Burada yapılan şey de yine çocuğa insan olmaktan kaynaklanan değerlilik hissini vererek duygularını yönetmesini sağlamak olmaktadır.
Bir başka örnek olarak da çok yemek yiyerek kilo alan çocuğu verebiliriz. Böyle bir durumda çocuğa “İstersen ben de seninle diyet yapayım, sabahları da birlikte spor yaparız, ne dersin?” diyerek,  insan olmaktan kaynaklanan değerlilik duygusunu hissetmesi sağlanmalı ve böylece duygularını nasıl yöneteceği gösterilmelidir.
Bununla birlikte mahremiyet eğitimi “kendini yönetebilme becerisi kazanabilme” eğitimidir. Bu eğitim çocuğun duygularını denetleyerek değil, ona kendi duygularını denetleyebilecek yeteneği kazandırmakla gerçekleşir. Bir anne babanın, çocuğuna kazandıracağı en önemli özellik budur.
Çünkü duyguları ebeveyn denetiminde olan çocuklar, özgürlüklerine kavuştuklarında kendileri ile baş etmekte zorluk çekerler. Bundandır ki, mahremiyet eğitimi, çocuğun hislerini –başkasının değil- kendisinin yönetebileceği yeteneğe erişmesinin “süreç rehberliğidir.” Örneğin dört yaşındaki bir çocuk misafirliğe gittiğinde merak duygusuyla etrafı karıştırıyorsa eve döndüğünde anne, “Misafirliğe gittiğimiz evdeki her şeyi çok merak ettin, dolapları açmaya çalıştın, seni anlıyorum, istersen şöyle yap, misafirliğe gittiğimizde bir şeyleri kendin almak yerine merak ettiklerini bana söyle ya da ev sahibine söyle o versin.” İşte bu gibi bir konuşmayla çocuğun küçük bir irade egzersizi yapması sağlanabilir.
Mahremiyet eğitiminin bir parçası da çocuğa duygularındaki değişimlerin ne anlama geldiğini izah etmektir. Mesela kendi kalemini arkadaşının çantasında gören ve öfkelenmiş olan çocuğa “Tamam yavrum, panik yapmana gerek yok, aslında sana bir şey söyleyeyim mi galiba şu anda sen sinirlisin, şu anda sen kalemini arkadaşının çantasında görünce hayal kırıklığına uğradın ve öfkelendin.” diyen ebeveyn devamında da “İstersen, yarın arkadaşına, ‘Ben çantanda kalemimi gördüm ve oraya yanlışlıkla konulmuş olabileceğini düşündüm’ dersin” diyerek çocuğun duygularını tanımlanmasına yardımcı olduğu gibi nasıl davranacağı konusunda da rehberlik yapmış olmaktadır.

AlıntıPedagog Adem Güneş

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol