Köye kitaplık açmak, çöle çeşme götürmek gibidir.

Babama Eşekli Kütüphaneci derler. Ürgüp'ün içindeki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için ona bu adı taktılar. Emekli olduğu halde hâlâ bu adla çağrılır. Bütün köylere tek tek gidip, yetişkinlere, çocuklara kitap verdi. Millet kitap okusun, kadınlar da kitap okusun diye yıllarca çırpındı babam." (Sayfa 13)
***
Eskiden cahillik fazlaydı; şimdi daha fazla. Gittikçe de artıyor." (Sayfa 40 )
***
"Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz." (Sayfa 40 – )
***
Kitap sevgisi
"Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yâr sevgisi gibi bir sevgi. Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır? Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum. Daha doğrusu, ben şöyle inanıyorum: Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun, zamanı gelince uyandırılması gerekir." (Sayfa 42 -)
***
''Elimin altındaki kitapları ışık topları gibi karanlığın, hem de karanlıkçıların üstüne fırlatıp, fırlatıp atasım geliyor. İçimde böyle bir hırs var. Ama kimseye hırsımı açıklama cesareti bulamıyorum.''
(Sayfa 45)
***
''Kitaplara yapılan kıyım halka yapılan kötülüktür bence. Ben buna hiç dayanamam. Nerede böyle bir olay, böyle bir kitap kıyımı görsem, o an başkaldırasım gelir. Başım döner, gözüm önümü görmez.'' (Sayfa 45)
***
Düşünüyorum : Köylülere nasıl götüreyim kitabı? Akşam aklımda bu, sabah aklımda bu. Bir gün ,"Eşekle götür ulan, eşekle! " dedim kendi kendime. "İki sandık yaptır üçer gözlü. Doldur kitapları sandıklara , sür eşeği köylere! Böyle, böyle köylüleri okumaya alıştır. Önce kendin götür köylere kitapları, sonra eşeği bir hizmetliye ver, o götürüp dağıtsın. On beş gün sonra gidip dağıttığı kitapları geri alsın. Almaya giderken yenilerini götürsün; yani birlikte götürelim!" (Sayfa 47 –
***
Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur!" (Sayfa 47)
***
Eğer geleceği kurtarmak istiyorsak, kitapları asıl çocuklara okutacağız. (Sayfa 56)
***
Bir toplumun en büyük yerleşiminden en küçük yerleşimine kadar her yerinde kitaplıklar varsa, halk kitap okuyorsa, o toplum her işine yetip artacak parayı bulabilir. Akıl uyanmayınca kafa çalışır mı? Kafa çalışmayınca para kazanılır mı? Aklı uyandıracak olan da kitap, kitaplıktır. (Sayfa 56 )
***
"İyi ki alışmadım sigaraya, tütüne. Hanife hiç hazzetmiyor kokusundan. O yalnız benim kokumdan hazzediyor. Madem öyle, ne karıştırayım kokumun içine başka koku?" (Sayfa 52)
***
"Bakın!" dedi kadınlara. "Buraya dikiş makinesi alacağım. Halı tezgahı kuracağım. Çocuklarınız için iki üç beşik koyacağım. Radyo da var. Gelin işlerinizi burada yapın. Yeter ki kitaplığa ayağınız alışsın. Siz gelin ki, sizden görüp yarın çocuklarınız da gelsin. Biz de öbür uluslar gibi bir an önce ilerleyip uygarlık kervanına katılalım. Arkalarda kaldığımız yetmiyor mu?" (Sayfa 67)
***
"Kadını erkeğin arkasına atan, onunla bir mecliste oturamayan, bir çatı altında kadın erkek birlikte bulunmak gerekince araya perde geren toplum hiç çağın toplumu olabilir mi?" (Sayfa 67)
***
"Millet kahvelere kapanıp çat çut kağıt oynamayı kitap okumaktan çok seviyor. Kadınlar da köylerde köşe başında, şehirlerde kabul günlerinde konuş ha konuş, çatlat ha çatlat..."
(Sayfa 68)
***
Ama çocuklar her türlü insanla bağlantı kurabilmek için sevimli küçük köprülerdir.
Eşekli Kütüphaneci, Fakir Baykurt
***
Fatih Sultan Mehmet
Sık sık Fatih'in ünlü sözünü düşünüyorum. "Bir şehir kurmanın olmazsa olmaz üç yapısı vardır: Kitaplık, kanalizasyon, hamam." (Sayfa 77 )
***
Az söz er yükü, çok söz eşek yüküdür “Yunus Emre” (Sayfa 103)
***
Bir tas sıcak süttür barış ve uyanan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan bir kitaptır.
(Sayfa 115 )
***
Barış her zaman savaştan iyidir. Eskilerin dediği gibi, kutsal olan savaş değil, barıştır. Bu görüş bizim devlet felsefemizdir. Yurtta barış, dünyada barış ilkesi bize rahmetli Atatürk'ten kalmıştır. Bunu nasıl yok sayarız?" (Sayfa 133 )
Eşekli Kütüphaneci, Fakir Baykurt /Literatür Yayınları 7.Baskı 2016

Fakir Baykurt (Asıl adı Tahir'dir)
D:15 Haziran 1929; Yeşilova, Burdur
Ö: 11 Ekim 1999, Essen
Türk yazar ve sendikacıdır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14