Köy Enstitüleri köy okullarına öğretmen yetiştirmek amacıyla 17 Nisan tarihinde açılmıştır

Köy Enstitüleri köy okullarına öğretmen yetiştirmek amacıyla 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı kanun ile açılmıştır.

Köy Enstitüleri İzmir İktisad-i Kongresi’nin eseridir. Köy Enstitüleri yatılı bölge okulları fikri isimsiz olarak ilk kez İzmir İktisad-i Kongresi’nde ortaya atılmış katılanların oy birliği ile hükme bağlanmıştır (Ziraat ve Maarif başlığı taşıyan kararların 3. ve 6. maddeleri).

Hasan Ali Yücel, Milli Eğitim Bakanı olarak, Türk köylüsü için ulusal bir kitle eğitim öğretim projesi olan köy enstitüleri kanun çıkarmasını sağlamış Hakkı Tonguç genel müdür olarak kanun hayata geçirilmiştir.

Tonguç’a göre Kalkınma köyden başlamalıydı. Ancak böyle olursa ülke kalkınabilir, Atatürk ilke ve devrimleri benimsenebilir ve kökleşebilirdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘’ Efendiler! Asırlardan beri milletimizi yöneten hükümetler, genel eğitim arzusu ortaya koymamıştır. Ancak bu isteklerine ulaşmak için doğuyu ve batıyı taklit etmekten kurtulamadıklarından, bu sonuç milletin cahillikten kurtulmamasına yol açmıştır. Bu acı gerçeklik karşısında, bizim izlemeye zorunlu olduğumuz maarif (milli eğitim) siyasetimizin asıl sınırı şu olmalıdır; demiştim ki, bu milletin asıl sahibi ve toplumumuzun temel unsuru köylüdür. İşte bu köylü, bugüne kadar, eğitim ışığından yoksun bırakılmıştır.

Bundan dolayı bizim izleyeceğimiz eğitim siyasetinin temeli öncelikle var olan bu cehaleti yok etmekti. Ayrıntıya girmeden diyebilirim ki, mutlaka tüm köylüye okumak, yazmak ve vatanını, milletini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafya, tarih ve ahlaki bilgi vermek… Eğitim programımızın hedefidir.’’

Köy Enstitüsü’nde iş içinde eğitim anlayışı egemendi. Bu anlayış insana duyarlı yaşamla bütünleşen, yaşamı değiştiren, dönüştüren insanca bir dünya yaratmaya kurgulayan yurttaşlar yetiştirmeyi amaçlamıştır.

Köy Enstitüleri’nde köy çocukları bilim, sanat, el becerileri alanında gelişmeyi amaçlayan, kırsal kesimde yaşayan çocukları yaşadıkları bölgenin olanaklarını kullanarak iş başında eğiterek, eğitimi üretim için gerçekleştirmeye ve eğitilen çocukların bölgelerin tarımsal olanaklarını üretime dönüştürerek ülke kalkınmasını yerelden genele yayılmasında başarılı olmuştur.

Köy Enstitüleri’nin hedefi, sorunlar karşısında çözüm yolları üretme, üreten bir toplum olma ve asıl hedefi ise toprak reformunun temellerini atmak, Anadolu’daki feodal yapıyı yıkmak, Türk insanına eğitim yoluyla kulluktan yurttaşlığa geçişi sağlamak ve çağdaş demokrasiye geçebilmek için özgür Cumhuriyet yurttaşı yaratmaktır.

Köy Enstitülerinin eğitim modeli; yönetime katılma, sorgulama ve sorma bilincine, eleştirel düşünme yeteneğine sahip, dünyadaki gelişmeleri izleyip yorumlayabilen, sorunlar karşısında çözüm yolları arayışında hep aklı ve bilimi kullanan çağdaş insanları yetiştirmekti.

Köy Enstitüsü mezunları gittikleri her yerde öğrencilere sorun üretmekten çok çözüm yollarının araştırılması öğretmişlerdir. Çünkü onlar için eğitim bir ülke sorunudur ve bu şekilde Atatürk’ün devrimci kişiliği ve düşüncesini daha iyi anlamaktı.

Köy Enstitüleri’nin uzun ömürlü olmayacağı belliydi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki oylamaya Adnan Menderes ve Celal Bayar başta olmak üzere 148 milletvekili katılmadılar (Oylamaya katılmayan vekiller daha sonra Demokrat Parti’yi kurmuşlardır). Yasa çıktıktan sonra ise aleyhinde propaganda yaptılar.

Cumhuriyet Halk Partisi toprak reformu yasasını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirdiğinde bu Millet Vekilleri istifa edip Demokrat Partiyi kurdular. Toprak reformunu istemeyen Köy Enstitüleri’nin kapatılmasını isteyen başta Adnan Menderes ve 147 millet vekilinin çoğunun büyük toprak zengini veya söz sahibi şeyhler olması bir tesadüf değildi, çünkü bu enstitülerde yetişen gençler ağalar önünde baş eğmiyor, bilime önem veriyor, ağalık sistemini ve köylünün fakirliğini sorguluyor, hukuk aramaya başlıyor ve en önemlisi Atatürk ilke ve devrimlerini üst seviyede tutuyorlardı. Gittikleri köylerde sadece eğitim vermeyecek aynı zamanda halkı bilinçlendirecekti, bu da toprak ağalarının işine gelmedi ve yapılan propagandalar amacına ulaşmaya başladı.Halk arasında kızla erkek çocukların beraber okuyamaz zihniyeti cahil kesimi cezp etti.

1950 seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti amacına ulaştı ve 27 Ocak 1954’te 6234 nolu yasa ile Köy Enstitüleri kapatıldı.

Köy Enstitüsü tarafından yetiştirilen öğretmenlerin en büyük eseri 1960 -1970 yıllarındaki yetiştirmiş olduğu 60’lar ve 70’ler kuşağı olarak bilinen günümüzde özlemi çekilen, soran, sorgulayan, hakkını arayan, çözüm yolları üreten gençlik yetiştirmesidir.

Enstitüler, geniş bir halk kitlesine ulaşan bir eğitim ve kalkınma etkinliği olması dolayısıyla ülkenin gelişmesinde en büyük etken olarak görülebilir. Nitekim daha başlangıç noktasında kalan bu eğitim modelinin başarısı, 1946’ya kadar köylerdeki öğretmen açığını kapatan 17342 öğretmen yetiştirmiştir. Bunların 1398’i kadın 15943’ü erkek öğretmen ile 7300 sağlık memuru ve 8756 eğitmen yetiştirmiş olmasıdır. Mezunlar arasında Mehmet Başaran, Talip Apaydın, Fakir Baykurt ve Mahmut Makal gibi yazarlar da bulunmaktadır. Şiir, hikaye ve romanlarında köy sorunlarını işleyen bu yazarlar, sosyal, kültürel ve siyasal etkinlikler de göstererek köy insanının dünyası için bilinç yaratmışlardır. “Köy Enstitüleri sisteminin eğitimimize en büyük katkısı, o güne kadar yalnızca eğitim kitaplarında görülen fakat geleneksel eğitimin etkisiyle, okula ve sınıflara giremeyen eğitim ilke ve yöntemlerini, doğanın içinde hayata geçirmek olmuştur. Bunların somut birer örneğini vermiştir. Buralarda binlerce öğretmen adayı, bunları bizzat yaşayarak öğrenmişler ve gittikleri okullara da bunları taşımışlardır.

Eğer köy enstitüleri varlığını sürdürebilseydi günümüzde ülkenin başına dert olan ırkçılık, terör, azgelişmişlik ve irtica gibi konular ortadan kalkmış olacaktı.

Ethem BOZBULUT

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol