Kızı LGS'ye Giren Baba Yeni Sistemi Anlattı; Bu Sistemle Birlikte "Çocuklarımızı Bitireceğiz"

TEOG'un yerine bu sene ilk kez uygulanan Liselere Geçiş Sınavı (LGS)'de özellikle Sayısal soruların zorluğu ve ful çeken hiç öğrencinin olmamasına her kesimdem büyük tepkiler gelmekte. Özellikle LGS'ye giren öğrencilerin aileleri isyan ediyor ve ekliyorlar; Bu sistemle birlikte "ÇOCUKLARIMIZI EL BİRLİĞİYLE BİTİRECEĞİZ"  İşte LGS'ye giren bir öğrencini babasından madde madde yeni sistem 
TEOG'un yerine getirilen LYS, geçtiğimiz hafta sonu düzenlendi. Binlerce öğrenci MEB'in açıkladığı 'nitelikli okullara' girebilmek için yarıştı. Kızı sınava giren öğrenciler arasında yer alan Ertuğrul Uzun isimli bir baba yeni sınav sistemine dair eleştirilerini Twitter'dan sıraladı. Uzun, TEOG'un apar topar kaldırılmasıyla sistemde belirsizlikler oluştuğunu ve yıl boyu süren belirsizliklerin de öğrencilerin motivasyonunu düşürdüğünü belirtti. Uzun, çocukların özellikle matematik sorularında sistem kaynaklı problemler nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti. Yeni sistemin eskisinden de kötü olduğunu söyleyen veli, "Çocuklarımızı da, geleceğimizi de el birliğiyle bitiriyoruz" diyerek tepki gösterdi.

Ertuğrul Uzun, kızının da girdiği LYS'ye dair eleştirilerini Twitter adresinden şu şekilde sıraladı:

Resmi bir kısaltması olmasa da gündelik dilde LGS olarak anılan liselere geçiş sınavı dün yapıldı.

Sınava kızım da girdiği için süreci yakından takip ettim.

Birkaç kelam etmek isterim.

2017-2018 öğretim yılı başladığında, sekizinci sınıf öğrencileri TEOG sınavına gireceklerini düşünüyordu. MEB TEOG kazanımlarını, yani hangi konulardan soru çıkacağını açıklamış, öğrenciler çalışmaya başlamıştı.

Hatta öğrencilerin pek çoğu bir yıldır zaten TEOG sistemine göre şu veya bu şekilde çalışmaya başlamıştı. Ancak birden sayın CB’nin bir açıklaması gündeme düştü: TEOG kötü bir sistemdi ve değişecekti.

İlk önce ‘bu yıl, süreç başlamışken değişmez herhalde’ diye tepki verdi herkes ama birkaç gün içinde MEB bu sene TEOG’un yapılmayacağını ilan etti. Yerine gelecek sistem ise, kaba hatlarıyla ‘adrese dayalı’ olacaktı, CB’nin dile getirdiği gibi.

Yeni sistemin açıklanması aylar sürdü. Sınav olacak mı, yerleştirme nasıl yapılacak, sınav kapsamı nasıl olacak? Bunlar bilinmeden aylar geçti. Çocukların motivasyonu düştü, belirsizlik psikolojilerini bozdu.

Sonra en azından, mevcut öğrencilerin %10’unun yerleştirileceği bir sınav açıklandı. Geri kalan öğrenciler için yerleştirme belirsizliğini koruyor.

Sınav açıklandıktan bir süre sonra örnek sorular da açıklandı. Anlaşıldığı kadarıyla sorular ‘muhakeme’ye dayalı olacaktı. Ancak elde birkaç örnek sorudan başka veri yoktu. Sınav kapsamı belirsizliğini korudu.

Sınava yaklaşık bir ay kala, sınavın ALES tarzında olacağı duyumları alındı. Öğrenciler ALES kitapları satın aldı. Oradan çalışmaya başladı. Okulda görmedikleri tarzdaki sorulara, son bir ayda çalışma imkanı buldular.

Bu imkanı bulanlar elbette, ‘şanslı’ çocuklardı. Özel okula gidenler, kurslara gidenler, özel ders alanlar. Bunun dışındakilerden girmeyi düşündükleri sınava hâlâ çok mesafeliydi.

Bu arada MEB ikiye bir sınavın zor olacağını, herkesin başarılı olamayacağını açıklıyordu. İlk başta da zaten çok az öğrencinin sınava gireceğini beklediklerini söylemişlerdi. Ama öğrencilerin yüzde 90’ı sınava başvurdu.

Hatta sınavdan bir hafta önce, sınava zamanında başvuramayanlar için ek başvuru hakkı tanındı. Halbuki öğrencilerin hangi salonlarda sınava gireceği bile belirlenmişti bu arada.

Hangi okulların sınavla öğrence alacağı uzun süre belli olmadı. Belli olduğunda ise büyük bir hayal kırıklığı yaşandı. Zira ‘nitelikli’ denen okulların kayda değer kısmı İmam-Hatip, teknik lise ve kız lisesi idi.

Yıllardır kendi kurumsal kültürünü oluşturmuş gözde okulların çoğu listede bulunmuyordu. Bunun bir anlamı, elbette, bu okulların gelecek yıllardaki kalitesinin düşmesi anlamına geliyor.

Sınav sözel ve sayısal iki kısımdan oluşuyor. Sınav kapsamına dahil edilen dersler, soru sayıları ve kat sayıları, hepsi tartışmaya açık. Ama işte, bütün itirazlara rağmen, mesele oldu bittiye getirildi.

Sınav ilk başta tek oturumda yapılacaktı. Tek kabul edilen itiraz bu konuda oldu. 13-14 yaşında çocukların uzun sınava dayanamayacağı söylenin iki oturuma ayrıldı.

Her neyse, dün sınav yapıldı. İlk oturumdaki sözel kısım beklenen kolaydı. Çıkan çocukların çoğunun yüzü gülüyordu. Sınava sıkı çalışmış olanlar ise boşuna çalıştıklarını söyledi. İkinci oturum için umutlandılar.

Ancak ikinci oturum tam bir faciaydı. İlk çıkan öğrenciden itibaren hepsinin yüzü asık ve ağlamaklıydı. Kısa süre içinde her tarafta ağlama ve teselli sesleri duyulmaya başlandı.

Diğer facia ise, çocuklar soruları kontrol ettiğinde ortaya çıktı. Pek çoğunun özellikle matematikten çok sayıda yanlışı vardı.

Son bir yılını tümüyle sınava çalışmaya ayıran, on binlerce soru çözen, özel okul, özel ders vs imkanlarına sahip olan şanslı çocuklar bile yıkılmıştı.

Sınav ilk açıklanırken, ‘muhakeme’ yönüne dikkat çekilmişti. MEB sözcüleri havalı bir şekilde ‘bilgi değil muhakeme’ diyorlardı. Ama sorun şuydu: Bu öğrencilere bu tarz bir eğitim verilmemişti.

Muhakeme gücünü geliştirmesi için hiçbir şey yapmadığınız öğrencilere muhakeme gücünü ölçen sınav yaparak büyük iş yapmış olmuyorsunuz, olmadınız. Sadece çocukların özgüvenini kırdınız.

Üstelik bu çocuklar arasından yine ‘şanslı’ olanlar başarılı olabilecek. Ha bir de yarış atı filan; yıl boyunca çocuklar yine yarış atı gibiydi. Yine kurslara tonla para döküldü. Değişen bir şey yoktu yani.

Üstelik sınavda ölçücü nitelikte olan sadece Matematik alanıydı. Sözel alanda başarılı olan öğrenciler arasında sıralama yapacak nitelikte bir sınav yapılmadı.

Sınav sonrasında çocuklar aileleriyle birlikte özel okulların yolunu tuttu. Muhtemelen bu sınavdan sonra yüzde onluk dilime giremeyeceğini düşünenler, nitelikli eğitim fırsatını kaçırmak istemiyor.

Peki neden özel okul? Çünkü adrese dayalı yerleştirmenin nasıl yapılacağı bilinmiyor ve devlet okullarına güven en alt düzeyde. Borç harç çocuğunu özel okulda okutabilecek herkes devlet okullarından kaçıyor.

Bunun sonucu, devlet okullarının kalitesinin daha da düşmesi elbette. Belki de yapılmak istenen budur: Eğitimi dolaylı yoldan özelleştirme hamlesidir bu sistem.

Kendi kızımın ve arkadaşlarının dünkü sınavdan sonra yaşadığı hayal kırıklığını, o çocukların normalde hangi potansiyellere sahip olduğunu az buçuk bilen birisi olan hazmedemiyorum.

Özetle, TEOG sistemi kötüydü ama bu sınav çok daha kötü oldu. Çocuklarımızı da geleceğimizi de elbirliğiyle bitiriyoruz. Ve biz yetişkinler, yaşananlardan doğrudan mesulüz.

Tivitseli yazdıktan sonra öğrendim ki daha önce sonuçların açıklanması 22 Haziran olarak ilan edildiği halde 26 Haziran’a, yani seçim sonrasına ertelenmiş. İnsanları aptal yerine koymak, vatandaşa, öğrenciye değer vermemek tam da budur.

Kaynak: onedio

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13