Kıymetli Anne ve Babalar; Okula verdiğiniz çocuğunuzu tanıyor musunuz?

Kıymetli Anne ve Babalar;
Okula verdiğiniz çocuğunuzu tanıyor musunuz?
Emzirdiğiniz, büyüttüğünüz, üzerine titrediğiniz
sevginizi sorgulamak haddimiz olamaz.
Siz; iyi ebeveyn olduğunuzu sanıyor, hatalarına göz yumduğunuz, şımarttığınız çocuklarınızın okul hayatında nasıl biri olduğunu biliyor musunuz?
Öyle masum ve saf olmadıklarını biliyor, gün kurtarma mutluluğunun gölgesinde oyalanıyorsunuz.
Çocuğunuzu şımartıp, egoist yapıp, ben yaşamadım evladım yaşasın tavrınızla neler oluyor biliyor musunuz?
Kendinizi kandırıyor ve gelecekte ilk sizin canınız yanacak.
Saygıyı öğrenmeyen bir bireyin sevgisi bilgiyle şekillenemez.
Karakterinizin yansıması olan evlatlarınız arkadaşlarını, eğitimcisini öyle bir ezik görüyor ki, emeğin anlamını öğrenemiyor, zarar veriyor, vefayı kavrayamıyor.
Öğretmenler, tatminsiz, hedefsiz, mutsuz, şımarık çocuklara yetemiyor, hor görülüyor, etkisi ve yetkisi basitleştiriliyor.
Siz evladınız ile övünürken, bizler yarımlarınızı sarmayı bilir, hergün onları evine sağlam gönderdiğimizle övünürüz!
O çok süslü, pahalı telefonlar, laptoplar, montlar, botlarla arkadaşlarını ezik gören, çocuklarınızın fotoğrafları ile sosyal medya, instegram fenomenliğiniz ile akrabalarınızı kıskandırıyor olabilirsiniz.
Bu size bir haftalık mutluluk verebilir.
Lakin hakikatte ihmal ettiğiniz çocuğunuz yanlışlarına göz yumuldukça hayırlı evlat olmuyor!
Övündüğünüz haller çocuğunuzun fakir arkadaşını ezmesine neden olup, alay ettikleri diğer çocuklar umutsuzluğun pençesine düşüyor.
Kendini ezdirme dediğin çocuğun gün gelip sana merhamet eder mi sanıyorsun!
Siz paranızla, güven sandığınız edepsizliklerinizle övünürken, bizler gözleri hazan bakana ilkbahar olmakla övünürüz.
Sevgilisi olabilir, içki, sigara içebilir, gençlik hatası dediğiniz, görmezden geldiğiniz davranışlarla evlatlarınızın gerçek yüzünü bilip, susuyorsunuz.
Sömürmeyi hak bilen, kendini kurtarmak için iftira atan, ezen her türlü sevgiyi sömürürler.
Çocuklarınız gün gelip sizi parmağında nasıl döndüreceğini sizden öğrenir, bencillikle övünürler.
Oyun, şaka, alay kavramını bilmeyenlerin oluşturduğu hasarların artması üzüntümüzdür.
Biz ise hiçlikten zafere erişmenin helal olduğunu öğreterek, emeğimizle övünürüz.
Sahte görünüş ve mutluluklarınız çocuklarınızın ruhunda sadist, tatminsiz, duyarsızlık oluşturmaktadır.
Öğretmen her şeydir, ne işe yararsınız? Diyorsunuz ya
Öyle bir dünya yok!
Burası OKUL!
Burası eğitim öğretim kurumu!
Burası saygı ve sevgiye harf, hece, kelime, cümle ekleyen yer.
Burası şekillendiren, geliştiren diyar.
Burası sana evlat olmayı öğreten adres
Burası senin görevini yapmaya çalışanların rızık kapısı
Burası evladının geleceğini inşa edenlerin işyeri
Burası bu kadar işte...
Kendinize gelin, mekanlarımız tiyatro sahnesi değil, evtlarınızı niçin okuttuğunuzu unutmayın.
Cahil kalmanın zararlarını, mutluluğun önemini hatırlayın.
Vaktinizi, ömrünüzü daha fazla ailenizle, çocuklarınızla ilgilenmek ve sevmek için harcayın.
Zamanın telafisi yoktur.
BİZ YETİŞTİRDİKLERİMİZLE ÖVÜNMELİYİZ!
Dönüp bakalım ne ile övünüyoruz?
Masum sandığımızla mı?
Öğrettiklerin mi?
Yoksa bilgisi olmayıp, şişirilmiş notla akrabalarının gözüne soktuğun yalanlarınla mı?
Ne kadar havalı, basit ve çirkin halleri bastırmak kolay değil mi?
Asıl övünülecek davranışları hayatımıza dahil etmeliyiz.
Eğitim için el ele verelim.
Onlar hepimizin geleceği, yapmacıklarla övünmeyelim, olmayanlarla avunmayalım.
Yalanları kalkan etmeyelim.
Eğitim ihmale gelmeyecek en önemli gereksinimdir!
Bizler milletimizin evlatlarına adanmışlığımızla övünürüz.
Onların kavgalarını ayırırken yaralanan, yalanlarına inanan, entrikalarına şaşıranlarız.
Sınıf, koridor, tuvalet, bahçe ve okulun her yerinde gözümüzü, kulağımızı dört açan, beynimizin içinde sesler, her yerde öğrenci varmış gibi yüksek sesle konuşmaya alışan, eşini, evladını, ailesini öğrencileri gibi gören alışkanlıkları edinen insanlarız.
Çocuk ve ergenlerle olmanın anlamını sıradan memurlarla kıyaslamayın.
Günde kaç kelime sarf ettiğimizi, beynimizde ki hasarları, yıpranma payımızı dile almıyoruz.
Bir sınıf, bir de her saat farklı sınıfta olmayı hayal edin, ilkokul, ortaokul, lise anlatılmaz, yaşanır.
Branş branş anlatsak bitmez hatıralarla doluyuz.
Sizler bizim çocuklarımıza sorun, onlar der ki annem ya da babam için öğrencileri önemlidir.
Onları önemsedikleri, dinledikleri gibi bizi önemsemiyor, dinlemiyorlar.
ve bizler çocuklarımızın mezuniyet törenlerinin sonuna yetişen, milli bayramlarda onları izleyemenleriz...
Evladı evde ateşler içinde olup, başkasına bırakıp, işe değil, okula gidiyoruz diyenleriz.
Yine dünyaya gelsek Öğretmen olurdum diyenleriz.
Bir yerlerde elimizi öpen, adını hatırlayamadığımız ismin sahipleri ile övünürüz.
Övgülerimiz gururumuzdur.
Bizler her meslekte size hizmet edenleri yetiştirenleriz.
Hocam diye hitap ediyorsunuz ya
" BİZİM ADIMIZ ÖĞRETMEN! "
Bilmem anlatabildim mi?

Sultan Özateş / Görsel Sanatlar Öğretmeni
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol