İç genişliği, insan ruhunun çocukluk yıllarında elde edilen en önemli kazanımıdır.

Bu kazanım duygularını özgürce yaşama imkânı bulmuş çocukların yetişkinlik yıllarındaki duygu durumudur. Özgürlüğü sürekli kısıtlanmış, baskı altında çocukluk geçirmiş kişilerse iç darlığı yaşarlar. Kaygı düzeyleri yüksektir. Öfkelerini kontrol edemez, sıklıkla daralırlar. Yaşadıkları sorunlar karşısında nefes almakta zorluk çekerler.

Böylesi kişiler, iç genişliğine sahip kişileri “sorumsuz, kaygısız” olarak nitelerler.

Halbuki her insanın ruhu bütün bir evreni içine alabilecek kadar geniştir. Yeter ki çocukluk yıllarında bu genişliğe erişmesine izin verilsin... Çocuk coştukça, koştukça, heyecan içinde duygularını yaşadıkça bu genişliğe erişecektir. Kısıtlandıkça, baskı ve cezalarla kendini savunmak zorunda bırakıldıkça ise ruhsal özgürlüğünü kaybedecek... Ruhsal özgürlüğünü kaybettiği kadar iç genişliğini de yitirecektir.

Birçok anne baba çocuklarına özgür bir ortam sunduklarında onların şımarık, söz dinlemez, sorumsuz olacağını düşünür. Halbuki gözlemlerimiz özgür bir ortamda “değerlilik hissi” ile yetişen çocukların kendilerini daha iyi yönetebildiklerini, dürtüleri karşısında edilgen olmadıklarını, öfkelerini daha kolay kontrol edebildiklerini gösteriyor. Bunun aksine, baskın ortamlarda yetişen çocukların dürtülerine karşı edilgen olduklarını, öfkelerini yönetmekte zorluk çektiklerini ve yaşama karşı olumsuz bakış açısına sahip olduklarını gözlemliyoruz.

Birçok ebeveyn ruhsal özgürlüğünü tamamen kaybetmiş çocuklarından “terbiyeli”, “akıllı-uslu” diye bahseder. Çevresi ile “uyumlu” oldukları için memnun olurlar. Halbuki ruhsal özgürlüğünü elde etmemiş hiçbir çocuk gerçek uyum içinde değildir.

Cezasız Eğitim kitabından alıntılanmıştır.

Pedagog Adem Güneş facebook sayfasından alıntıdır

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14