Hasan, annesine göre zor bir bebekti. Sürekli ağlıyor, bir şeyler istiyordu.

Bazen annenin sabrı çok taştığında babasına şikayet ediyor, baba da Hasan’ı karşısına alıyor. Korkunç bir yüz ifadesi ile bağıra bağıra onu tehdit ediyordu. Bir daha yaparsan şöyle olur, böyle yaparım gibi. Ama Hasan’ın davranışları düzelmiyor aksine daha hareketli ve daha meraklı bir çocuğa dönüşüyordu. 4-5 yaşlarına geldiğinde, bazen annesinden bazen babasından dayak yediği de oluyordu.

Sonra Hasan okula başladı. Tıpkı evde ki gibi okulda da meraklı ve hareketli bir çocuktu. Öğretmen ne yapsa onu diğer çocuklar gibi sırada oturup, sessizce ders dinler hale getiremiyordu. Her yolu denemişti üstelik. Bazen bağırdı, bazen cezalandırdı ama ne yaparsa yapsın Hasan yine aynı şeyleri yapmaya devam ediyordu. Sırf Hasan yüzünden bütün sınıfın düzeni bozuluyor ve öğretmen onu sakin tutmaya çalışmaktan ders anlatamıyordu. 
Arada bir anne-babasını çağırıyor;
“ Hasan çok yaramaz ve söz dinlemeyen bir çocuk. Ne yapacağımı şaşırdım, onun yüzünden ders anlatamıyorum. Sınıfımın düzenini bozuyor.”
Anne;
“ Ah Öğretmen hanım, bu çocuk evde de böyle. Canımdan bezdirdi beni. Babası da bende neler denedik ama yok söz dinlemiyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz.”
Bu konuşma ayda birkaç kez oluyor ve Hasan evde dayak yemeğe, okulda sürekli ceza almaya devam ediyordu.

Öğretmen- Anne- Baba; Hasan’dan hep şikayetçiydi ama Hasan’a göre ortada bir sorun yoktu. Çünkü Hasan zaten hep yaşadığı duyguları yaşıyor ve kendini ancak böyle var hissedebiliyordu. Aksine okulda ve evde sakin veya kurallara uygun davrandığında kimse onunla ilgilenmiyor, sanki yokmuş gibi davranıyorlardı.
Tüm çocukluğu boyunca meraklı ve hareketli bir çocuk olmuş ve böyle olduğu için ya dayak yemiş ya ceza almış ya da tehdit edilmişti. Büyüme şekline ve büyürken yetişkinlerle ilgili yaptığı kayıtlara çok uygun sürüyordu hayatı.

Hasan bir şekilde eğitim hayatını tamamladı ve bir gün baba oldu. İşten eve yorgun döndüğü bir akşam, yeni yürümeye başlayan çocuğu sehpanın üzerinde ki vazoya çarptı ve kırdı. Hasan ani bir refleksle yerinden kalktı ve çocuğunun yüzüne kocaman eliyle okkalı bir tokat attı. O sırada karısı da oturduğu yerde söylenip duruyordu ;
“ Bu çocukla ne yapacağım ben. O kadar hareketli ki, ne yapsam durduramıyorum yerinde. Beni çok yoruyor, ne yapacağımı bilmiyorum….”

Bu öykü de Hasan’ın hayatı belki çok basit bir değişiklikle tamamen farklı bir yöne gidebilirdi…
Hasan doğduğu günden itibaren yaptığı olumsuz davranışlara odaklanılarak büyütülmüş bir çocuk. Ancak yanlış veya kötü bir şey yaptığında görülmüş, duyulmuş ve bir şekilde temas kurulmuş. Ve sonucunda maalesef Hasan insanlarla iletişim ve temas kurmanın ancak olumsuz yollardan sağlanabileceği gibi yaşama dair bir algıyı ve o olumsuz duygulara bir mana da ihtiyaç duymayı içselleştirmiş.

Hem kendi yaşamına hem başkalarının yaşamına ancak olumsuz duygular oluştuğunda dikkat kesilmiş veya harekete geçmiş.

Hasan’ın yaşamının en önemli evresi sayılabilecek ilk beş yılında annesi veya babası bir şekilde onun olumlu davranışlarına odaklanmış olsa idi veya ufak tefek olumsuz davranışları göz ardı edilip, olumlu davranışlarına olumlu tepkiler vermek gibi bilinçli bir yol seçilmiş olsa idi, belki de çok farklı gelişebilirdi her şey. Üstelik bu sadece Hasan’ın hayatını değil Hasan’ın çocuklarının hayatını etkileyecek çok büyük bir adım olabilirdi.

Not ; Elbette Öğretmen’imiz de olumlu davranışları görüp onları beslemek yolunu seçemedi çünkü o da Hasan’dan pek de farklı büyütülmemişti.

BİR ŞEYLERİ DEĞİŞTİREBİLMENİN TEK YOLU, NEDENLERİ DOĞRU ANLAMAKTIR...

SEMA DENİZ
SEVGİLERİMLE...

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14