GELECEK YÜZYILA HAZIR MIYIZ ?

Küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz. Peru’da yaşanan depremin etkileri, Hint Okyanusunda çıkan petrolün paylaşımında ortaya çıkan kriz, bu coğrafyalara çok uzak olan ülkelerin ekonomilerini alt üst edebilmektedir. Dolar yükselmeye başladığı anda, tüm ithal ürünlerin fiyatları yükselmeye, ekonomik dengeler bozulmaya, çalışanların alım gücü düşmeye, grevlere, protestolara hatta iç isyanlara kadar giden bir süreç ortaya çıkmaya başlamaktadır.

Dünyadaki bu hızlı gelişme ve değişme ekonomik yapıları, siyasi yapıları değiştirdiği gibi haritaların da değişmesinde etkili olmaktadır. Bu aşamada yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynakları, güçlü sanayi ve bilgi birikimi belirleyici olurken, tüm bu süreçlerde etkin rol oynayan ülkelerin yetişmiş iş gücü ve bu iş gücünü yetiştiren eğitim sistemleri olmaktadır. Türkiye’nin geleceğe hazır olup olmadığını ulusal ve uluslararası sınavlardaki puanları temel alınarak bazı tahminlerde bulunulabilir. Ancak bu sınavlar tek başına belirleyici değildir. Başka faktörlerin de etkisi vardır.

Türkiye’de 2018 yılında yapılan LGS sınavının sonuçları iç değerlendirme açısından önemli bazı göstergeler sunmaktadır. Sınav sonucuna göre, merkezi olarak yerleştirilen öğrencilerin farklı testlerdeki performanslarını değerlendirmek için ortalama ham puanları hesaplandı. Buna göre 20 soruluk testler arasında öğrencilerin en yüksek başarıyı 16,48 ortalama ile Türkçe'de, en düşük başarıyı ise 6,99 ortalama ile matematik testinde gösterdiği ortaya çıktı. Sayısal bölümde yer alan fen bilimleri testinde de öğrencilerin görece yüksek başarı gösterdiği görüldü. Bu testte, öğrencilerin ortalaması 13,05 olarak belirlendi. Soru sayısı 10 olan testlerde hesaplanan ortalama ham puanların T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinde 9,26 ortalama, din kültürü ve ahlâk bilgisi testinde 9,72 ortalama olduğu, bu duruma göre öğrencilerin başarılı oldukları ileri sürülebilir. İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca dillerinde uygulanan yabancı dil testinde elde edilen 7,78 ortalama ham puanın öğrencilerin bu testte de görece yüksek başarı gösterdiğine işaret etmektedir. Bu sonuçlar yerleşen öğrencilere göre yapıldığı için ortalamaların yüksek olması beklentilere uygun bir durumdur. 2018 LGS’de çıkan sorular geçmiş yıllarda çıkan sorulardan farklı olmasına rağmen, öğrencilerin başarıları kısmen de olsa iyi düzeydedir.

2018 yılında yapılan TYT ve AYT sonuçları incelendiğinde; TYT'de sınavı geçerli olan 2 milyon 260 bin 273 adayın testlerdeki ortalama doğru cevap sayıları şöyledir: "Türkçe 40 soruda 16,179 ortalama, sosyal bilimler 20 soruda 6,003 ortalama, temel matematik 40 soruda 5,642 ortalama, fen bilimleri 20 soruda 2,828 ortalama." AYT'ye girip sınavı geçerli kabul edilen 1 milyon 877 bin 568 adayın ortalama doğru cevap sayıları ise şu şekilde: "Türk dili ve edebiyatı 24 soruda 4,743 ortalama, tarih-1 10 soruda 1,617 ortalama, coğrafya-1 6 soruda 2,271 ortalama, tarih-2 11 soruda 1,465 ortalama, coğrafya-2 11 soruda 2,856 ortalama, felsefe grubu testinde 12 soruda 2,017 ortalama, din kültürü ve ahlak bilgisi veya ek felsefe grubu testinde 6 soruda ortalama 2,098, matematik 40 soruda ortalama 3,923, fizik 14 soruda 0,467 ortalama, kimya 13 soruda 1,109 ortalama, biyoloji 13 soruda 1,669 ortalama." Ortalama puanların çok düşük olduğu ve bu skorların ortaöğretimden yükseköğretime hazırlanma sürecinin sorunlu olduğunu göstermektedir.

Öğrencilerin sınavlardaki başarı oranları düşükse, öğretmen adaylarının başarı oranlarını da incelemek gerekir. 2018 KPSS sonuçları incelendiğinde, genel yetenek testinde 60 soruda 23,506, genel kültürde 60 soruda 19,187, eğitim bilimlerinde ise 80 soruda 38,986’dır. Bu ortalamalar öğretmen adaylarının da bazı temel becerileri çok fazla kazanamadığını göstermektedir. Asıl ilginç olan ortalamalar ÖABT’dedir. İlköğretim matematik öğretmenleri matematik testinde 50 soruda 12, 478; fen ve teknoloji öğretmenleri 50 soruda 15,503, Türk dili ve edebiyatı öğretmenleri 50 soruda 16,060, matematik öğretmenleri 50 soruda 12,991, fizik öğretmenleri 50 soruda 18,148 ve kimya öğretmenleri de 50 soruda 12,846 ortalamaya sahiptir. Bu puanlar düşüktür. Bu aşamada üniversiteler de verdikleri diplomaları ve bu diplomaların etki düzeyini tekrar tekrar sorgulamaları gerekmektedir.

Ulusal sınavların dışında uluslararası TIMSS ve PISA gibi sınavlar da vardır. Türkiye’nin bu sınavlardaki durumu incelendiğinde; 2015 yılında fen alanında 52. sırada, matematik alanında 49. sırada ve okuma alanında 50 sıradadır. Aynı şekilde 2015 yılı TIMSS sonuçları incelendiğinde; 4. sınıfta matematikte 36. sırada, 8. sınıflarda 24. sırada; fen başarı durumu 4. sınıflarda 35. sırada 8. sınıflarda ise 21.sıradadır. Bu ortalamalar beklentilere uygun değildir.

Sonuç olarak hem ulusal hem de uluslararası sınav sonuçları var olan durumla ilgili iç açıcı sonuçlar vermemektedir. Anadilimiz olan Türkçe’yi okuma, anlama, sözlü ve yazılı anlatım becerisi açısından çok fazla öğretemediğimiz ortadadır. Ortaöğretimden yükseköğretime geçişte öğrencilerin, 40 Türkçe sorusundan 16 ortalamaya sahip olması içler acısı bir durumdur. Bunlara paralel olarak hem LGS hem de AYT ve TYT matematik başarısının düşük olması, matematik öğretme sürecinde sorunlarımız olduğunu göstermektedir. Matematik öğretim yöntem ve tekniği, içeriği, matematik öğretmenlerinin yeterlik düzeyinin yeniden gözden geçirilmesinde fayda vardır.

KPSS sonuçları öğretmen adayları açısından sorunlu birçok duruma işaret etmektedir. Özellikle genel yetenek ve genel kültür düzeyinin düşük olması, ortaöğretimde ve yükseköğretimde ne öğretildiğinin, sorgulanmasını gerekli hale getirmektedir. Özellikle eğitim bilimlerindeki ortalama düşüktür. 80 soruda 38 ortalama, öğretmen adayının öğretme sürecinde yeterli olmadığına işaret etmektedir. Öğretmen adaylarının ÖABT sonuçları ise alarm seviyesindedir. Örneğin, matematik öğretmeni adayı 50 soruda 12, kimya öğretmeni 50 soruda 12 ortalamaya sahiptir. Bu öğretmenlerin fizik, kimya, biyoloji, yabancı dil, Türkçe öğreteceklerini varsaydığımızda, bilmeyenin nasıl öğreteceği sorusu ve sorunu ortaya çıkmaktadır.

Hem ulusal hem de uluslararası sınavların sonuçları yaratıcı düşünen, problem çözen, inovatif düşünebilen, eleştirel düşünme becerisine sahip, girişimci, anadilini etkili kullanabilen kişileri yetiştirmede sınıfta kaldığımızı göstermektedir. Özellikle uluslararası sınavlarda 21. yüzyıl becerilerine sahip çocuklar yetiştiren ülkelerin gelecekte de başarılı olacağı kesindir. Eğitim sistemimiz geleceğin beklentilerinin ötesinde temel beceriler kazandırmada da başarısızdır. Bir öğrencinin anadilini tam öğrenmesi, temel matematik ve fen okuryazarı olması gerekir. Temel becerileri kazanmada başarısız olanların, gelecekte başarılı olacağını beklemek ham hayalden başka bir şey değildir. Temel becerileri henüz kazanamamış öğrencilere STEM eğitimi, kodlama eğitimi verilmesi gerekir mi? STEM ve kodlama eğitimi verilmesi gerekir. Ancak, temel becerilere öncelik vermek daha sonra bir üst düzey olarak STEM ve kodlama eğitiminin verilmesi daha sağlıklı bir karar olur. Bu süreçte aile ve yetişkin eğitimini göz ardı etmek, yazılı ve görsel medyayı bir öğrenme portföyü haline dönüştürememek, gelecek yüzyılın beklentilerine uygun insan gücü yetiştirememek, yenilgiyi bugünden kabul etmektir. Gelişme, büyüme ve sanayileşmenin en önemli belirleyicilerinden birisi eğitimdir. Eğitim, hata yapma lüksü olmayan ve yapılan hatanın telafi edilmesi zor olan, özel bir alan olarak ele alınması gerekmektedir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13