EFENDİ İLAN EDİLEN ÇOCUKLAR...

Aile, çocuğun üzerinden elini çektiği zaman işler düşünüldüğü gibi gitmiyor. Başarı konusunda öğreticiler zor durumda kalıyor, başarı elde edemiyor ya da başarının oranı düşüveriyor.

Çağımız gereği teknolojinin getirdiği yenilikler içinde kaybolan çocuklar, telefonla level atlamayı marifet sayıp oyunlara esir düşüyorlar. Bildiğiniz esaret. Her şeyleri telefon ve bin bir çeşit oyunlar, onları gerçek dünyadan alıp sanal âlemde yaşamaya mecbur bırakıyor. Bu mecburiyete bazen anne babalar sebep oluyor. Bu ortamda okula ya da kursa gelen çocuklara öğretebilmek ve belki de Kur'an-ı Kerim'i sevdirmek için yapmadık iş bırakmıyoruz. Hediyelerle onların gönlüne yol almayı denedim bazen, bazen de ikramlarla onlara yaklaşmayı denedim. Teşvik edici ödüllerden bahsetmeye gerek yok bile. Lunaparklar, yüzme havuzları, dışarıda kahvaltılar, geziler, yarışmalar aklınıza ne gelirse. Üzerimize düşenleri gerek tecrübem gerekse tecrübe sahibi dostlardan faydalanarak çalışmama devam ettim/etmekteyim.

Bütün bunların yanında disiplini de asla elden bırakmadım. Yerine göre uyarıp dikkatini çekmeye çalıştım. Onları soğutmadan öğretmek için ne gerekiyorsa yaptım. Olmadı, hedefime ulaşamadım. Planlarımızdan taviz vermedim ama planlarımın ürünleri hedefi bulmadı/bulamadı. Bu kadar ilgim de karşılık bulmadı. En basit şeyleri öğrenmeleri bile bazen imkânsız, bazen de çok uzun sürdü. Hatta geçen sene yaz tatilinde Kur'an-ı Kerim okumaya geçenler yeniden başladı ve hâlâ öğrenemedi.

Oturup düşündüm, acaba neler oluyor diye, kendimi defalarca hesaba çektim. Elbette benim de hatam olabilir ama gerekli olan her şeyi Allah rızası için ortaya koyduğumu düşünüyorum. Sevgiyse sevgi, alakaysa alaka, yakınlık ise yakınlık…

Sorumluluk almak istemeyen çocuklar çoğunluğu ele geçirince, öğreticinin de etkisi azalıyor elbette. Öğlen namazı için hazırlansınlar diye sevgi dolu sözcüklerle abdest almaya gönderiyorum, namaza gelmek yerine kaçıp uzaklaşıyorlar…

O düzenli ve güzelim bahçeyi adeta talan ediyorlar, meyvelerin dallarını kırıyorlar, ham elmaları koparıp sağa sola atıyorlar, vişneleri kirazları yiyip çekirdeklerini caminin içine/oraya buraya atıyorlar. Hâlimiz perişan...

Laf, söz, nasihat, iyilik, güzellik, hediye ve ceza fayda vermez oldu...

Tamamen umutsuz muyum, elbette hayır. Müslüman asla umudunu kaybetmez. Mutlaka ümidini geleceğe taşır.

Bir gerçeği dile getirmek istiyorum. Ailesinden iyi eğitimi almış çocuklar, disiplini elden bırakmadan çocuklarına ahlâklı ve edepli olmayı öğütlemiş ve bunun takipçisi olan ailelerin çocukları her alanda başarılı oluyorlar.

Demem o ki, disiplinli bir ailede yetişen, dersleri ailesi tarafından takip edilen çocuklar hem edepli, hem ahlâklı, hem başarılı hem de nezaketli oluyorlar. Konuşma ve davranışlarına dikkat edip kimseye zarar vermemeye çalışıyorlar. Anlatılanı dinliyor gereğini yapıyorlar.

Ailede disipline edilmeyen, anneden babadan çekinmeyen, kendi başına buyruk yetişen çocuklar, maalesef denecek bir halde, günlerini gün edip öğrenmekten uzak ve başkalarına rahatsızlık verme/vermeme gibi bir derdi olmadan günü doldurup gidiyorlar. Gününü böyle dolduranlar ömrünü de böyle doldurup gidecekler…

Geleceğe böyle yürüyemeyiz. En büyük sorumluluğu anne babalar almalı ve onları despotik olmayan bir kontrol mekanizmasıyla takip etmeliler. Çocukları için büyük hayalleri olanların, çocuklarına daha disipline edilmiş bir hayat ve plan uygulamaları şart. Yoksa o kocaman kocaman hayaller hayal olmaktan öteye geçemez.

Nesillerin yetişmesinde baş sorumlu aileleridir. Dini boyutunun da böyle olduğunu hepimiz biliyoruz. Yoksa çok şey kaybedeceğiz. Ne okulda, ne camide, ne de aile de bu yolla muvaffak olmak mümkün değil...

Adeta efendi ilan edilen çocuklar, anneden babadan, hocadan, öğretmenden, kusursuz ve karşılıksız bir şekilde kulluk istiyorlar. Hiç bir şeyden memnun olmuyorlar...

#DuranÇetin

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol