ÇOCUKLARIN HAYAT İLE İMTİHANI

Ata bir gün yanıma geldi. Baktım hiç keyfi yok. “Ne oldu Ata?” dedim. “Neden durgunsun? Bir şey mi oldu?”

Böyle dertli dertli “Hayat çok zor öğretmenim,” dedi. 
“Her gün okul, dersler, sınavlar. Sürekli sana bir iş veriyorlar. Kardeşine bak, bakkala git. Sokakta oyun oynayacak yer bile yok.”

Keyfi baya kaçmış anlayacağınız. “Atacım, her birimizin günlük yapması gereken sorumluluklar var. Bazen bize sıkıcı gelebilir ama bu işler zaten her gün yaptığımız normal işler. Üstelik zor olacak daha ne gördün ki sen?” dedim.

Bu böyle umutsuzca başını sağa sola salladı. “Öğretmenim doğuyorsun, sonra okula gidiyorsun, okul bitsin iş bul, çalış, evlen, çocuğun olsun, sonra onları büyüt, sonra da öl.
Bu ne ya? Hayat bu mu şimdi?” dedi

Temeldeki basit mantığı çözmüş. Neyi nasıl anlatayım bilemedim.

- Atacım daha on yaşındasın, dedim. Çok küçüksün. Çok güzel şeyler yaşayacaksın. Önünde uzun bir yaşam var. Dünyayı gezersin, yeni şeyler öğrenirsin, yeni insanlar tanırsın. Görülecek çok şey var. Belki ilerde kendine bir motor alırsın. Bütün dünyayı onunla gezersin. Hayatı böyle de yaşabilirsin, dedim.
- Öğretmenim siz büyümüşsünüz, istediğinizi yapabiliyorsunuz. İstediğiniz yere gidiyorsunuz. Biz öyle değiliz, dedi. 
- Olsun Atacım. Hep böyle kalacak değilsin ya. Büyüyünce sen de yapacaksın, dedim. 
Bu biraz düşündü. 
- Doğru söylüyorsun öğretmenim. Kendime bakınca, birçok şeyi yapmak için önümde zaman var. Ama şimdi çocuğum. Ne yapsam önce annem babam karar veriyor. Onların dediği oluyor. Kendi kararlarımı veremiyorum.

Size bakınca, istediğinizi yapmakta özgürsünüz. Kararlarınızı kendiniz veriyorsunuz ama sizin de fazla zamanınız kalmamış. Yani hayatınızın yarıdan fazlası gitmiş. Az bir şey kalmış, dedi. 
Böyle normal bir şeymiş gibi anlatıyor.
Dedim:
- Sen ne diyorsun Ata…
- Öğretmenim gerçekler bu, dedi. 
Aaaa bir bozuldum. Dedim:
- Ne gerçeği? Daha gencim ben. 
Artık Ata’yı teselli etmeyi bıraktım. Kendi derdime düştüm. 
- Öğretmenim geçin o konuyu, yaşınızı biliyoruz, dedi. 
Dedim:
- Çocuk seni paralarım, elimde kalırsın. 
Ayy valla depresyona sokar insanı bunlar. ne varmış yaşımda 
Bu arada Ata ile birbirimize sözümüz var. O yirmi beş yaşına gelince benim doğum günümü Paris’te kutlayacağız. Her şeyi o ayarlayacak. Böyle konuştuk. Hemen gitmiş bilet fiyatlarına bakmış.
- Öğretmenim uçak biletleri çok pahallı, dedi.
Dedim:
- Ben anlamam. Şimdiden biriktir.
Başka bir öğrencim Tolgahan da “Öğretmenim o zamana kadar ölmezseniz ya da yatalak olmazsanız gidersiniz” diyor.
“Valla siz varken düşmana gerek yok, gömdünüz beni,” dedim. “Bu nasıl bir moral vermedir?”
Şunu anladım. Bunları birinci sınıfta bir temiz dövmek lazımmış. Gözleri fazla açılmadan :)) 
Neyse ki kızlar var. Öğretmenim siz çok gençsiniz. Hiç göstermiyorsunuz diyen canım Selaycım...Gösterir miyiz biz yaaa. Hayatta göstermem. 
I lovee Atacım I love…
I love Tolgahancım
I love Parisss
I love ömrümün geri kalanı :)
Yaş 35 yolun yarısı eder de, biz yılları baya devirmişiz galiba.
Ahhh ki ne ahh :)
Hepinizi öperimmm

TÜLAY OLÇUM 
VEDİDE BAHA PARS İLKOKULU
İZMİR

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol