Çocuklarımızı Nasıl Mutsuz Ediyoruz?

Çocuk yetiştirmede doğru yönlendirmeye
duyulan ihtiyacın ne kadar ciddi olduğunu biliyorum. Çeşitli eğitim kurumlarında anne ve babalarla yaptığım toplantılarda onlara "nasıl çocuklar yetiştirmek istediklerini" soruyorum. Çok kere aldığım cevap. "başarılı olsunlar" yönünde oluyor. Başarıyı tanımlamalarını istediğimde ve biraz sorguladigimda gerçek isteklerinin

"para, statü ve şöhret"

olduğu anlaşılıyor. Çocukları için "'ne dilediklerini" sorduğumda ise aldığım cevap,

"mutlu olsunlar ve zorluk yaşamasınlar"

yönünde oluyor. Toplumun üst orta gelir düzeyindeki bu anne-babaların büyük çoğunluğunun çocuklarının iyi bir eğitim almaları için bütçelerini Zorladıklarını ve kendi hayat standartlarından önemli ölçüde fedakarlık yaptıklarını da biliyorum.

Bu ailelerin ev içinde çocuklarına derslerini çalışmaktan daha başka bir sorumluluk vermedikleri sohbetlerimiz sırasında ortaya çıkıyor.

Çocuklar ; *ailelerinin hayatına değil, refahina ortak ediliyor*

hayatlarını kolay yasamaları icin her türlü imkân sağlanıyor. Bu anne ve babaların büyük çoğunluğu kendi hayatlarında yaşadıkları zorlukları çocuklarının yaşamasını istemediklerini de dile getiriyorlar.
Anne ve babalar, karneleri kötü gelse bile çocuklara olumsuz bir şey söylenmemesi yönündeki uzman görüşlerine uyuyor,
tatilde ödev verilmemesi yönündeki bakanlık görüşlerini destekliyor ve sonsuz bir iyi niyetle onlara istedikleri herseyi vermeye çalışıyorlar. Ancak iyi niyet her zaman iyi sonuç vermiyor.
Çocukları desteklemek ve cesaretlendirmek tabii ki iyidir ancak istedikleri her şeyi onlara vermek cezadır. Çünkü böyle bir yaklaşımın sonunda "nedeni belli olmadan her şeye hakkı olduğuna
inanan ve hayattan hep alacaklı olduğunu hisseden " insanlar yetiştirmiş oluyoruz. Bugün iş hayatında yöneticilerin en büyuk sorunu, işini ve kurumunu beğenmeyerek her şeyi eleştiren ancak çözüm önermeyen gençlerdir.

Yükselmenin çalışarak, mücadele ederek, sınırlarını zorlayarak, gerektiğinde keyif ve haz veren şeylerden vazgeçerek olabileceğini kabullenmekte zorluk çekiyorlar; hayata karşı acılı ve eleştirel bir tutum geliştiriyorlar. Kendileri gibi, "tek,biricik ve harika" olduğuna inandırılmış bir insanla evlendiklerinde, uyum göstermeleri gerektiği gerçeğini kavramakta zorluk çekiyorlar.
Yeni ev, yeni eşyalar ve yeni bir hayatın heyecanıyla başlayan evlilik, bir süre sonra ambalajı açılıp kenara atılmiş yeni bir oyuncagin kaderini paylaşmaya başlıyor. Bu nedenle birçok evlilik duygusal ve cinsel çekim bitince ayrılıkla sonuçlanıyor.

Prof.Acar BALTAŞ

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13