ÇOCUĞUM 1.SINIF ÖĞRENCİSİ OLMAYA HAZIR MI?

Birer anne baba olarak çocuklarımızın sahip olduğu bilişsel, duyuşsal , devinişsel özellikleri en iyi bizler bilebilir; hangi bilgi, beceri tutum ve davranışlara sahip olduklarını en iyi bizler tahlil edebiliriz. Çocuğumuzun uzun yıllar boyu devam edecek bir eğitim öğretim sürecine sağlıklı , mutlu ve başarılı bir şekilde başlamasını istememiz ve bu konuda endişelenmemiz kadar doğal bir şey olamaz. Çocuğunuzun 1. sınıfa başlamak için hazır ve yeterli olup olmadığı konusunda kararsız iseniz,aşağıdaki soruları okuyup cevaplayarak, çocuklarınızı bir kez daha objektif olarak değerlendirebilir ; daha sağlıklı ve doğru bir şekilde karar verebilir; yaşadığınız bu süreci kendiniz ve çocuğunuz adına rahatlatabilirsiniz. 
* Çocuğunuzun fiziksel gelişimi 1.sınıfa başlamaya uygun mu? Uzmanlar, 66 ay ve üzerindeki çocukların ilkokula başlayabilmesi için kilolarının 16,5 kg’ın , boylarının 107,3 cm’nin altında olmaması gerektiğini; Türk toplum yapısının özelliklerini de dikkate alarak , kız ya da erkek farkına bakılmaksızın 66 aylık bir çocukta ideal kilonun 19,6 kg , boyun ise 113cm boyun belirtmekteler.
*Çantasını , kalemliğini kendisi hazırlayabilir mi?
*Derse uygun defter ve kitaplarını, ders araç- gereçlerini kendisi hazırlayabilir mi?
*Okul çantasını zorlanmadan kendisi taşıyabilir mi ?
*Tuvalet ihtiyacını yalnız olarak karşılayabilir mi ? Pantolonunun ya da eteğinin düğmesini ilikleyip , fermuarını açıp kapatabilir mi ?
*Tuvalet ihtiyacından sonra kişisel temizliğini ve bakımını sağlığını tehlikeye atmayacak şekilde, hijyen kuralarına uygun olarak yapabilir mi ?
*Beslenme saatinde sizin hazırladığınız yiyecekleri beslenme çantasından çıkarıp yiyerek , çantasını toplayabilir mi ?
* Okul araç gereçlerine , özel eşyalarına sahip çıkabilir mi?
*Kendisini ve ailesini , karşısındaki kişiye tanıtabilir mi ?
*Duygularını kolaylıkla ifade edebilir mi?
*Rahatlıkla yeni arkadaşlıklar kurabilir mi?
*Arkadaşlarıyla çatışma durumunda öfke kontrolünü sağlayabilir mi? Arkadaşlarıyla problemlerinde çözüm odaklı olabilir mi?
*Grup oyunlarında kurallara uyabilir mi?
* Okulda bulunan kendisinden büyük çocuklarla problem yaşadığında kendisini koruyabilir mi ya da savunabilir mi?
*Okul kantininde sıraya girerek, isteğini rahatlıkla ifade edip , alış- veriş yapabilir mi?
*Öğrenmeye meraklı ve istekli mi ?
*Yoğun ve yorucu olabilecek 1. sınıf sürecini zorlanmadan geçirebilecek enerjiye ve genel sağlık durumuna sahip mi? 
* Söylenenlere , gösterilenlere ya da yapılanlara odaklanabiliyor mu?
*Verilen yönergeleri anlayabiliyor , takip edebiliyor mu?
*Herhangi bir konuda tartışmaya katılıp, kendi fikirlerini kısaca açıklayabiliyor mu?
*Yaş grubunun sahip olması gereken sözcük dağarcığına sahip mi?
*Konuşurken tüm sesleri rahatlıkla çıkarabiliyor mu?
*Kalemi rahatlıkla tutabilecek el ve parmak becerilerine sahip mi?
*Kuralları olan, büyük ve kalabalık bir ortama uyum sağlayabilir mi ?
*Dinleme becerisine yeterince sahip mi? Örneğin okunan bir masalı dikkati dağılmadan en az beş dakika dinleyebiliyor mu?
* Yaşına uygun olarak verilen sorumlulukları , zorlanmadan ve istekle yerine getiriyor mu? 
* Yaşının gerektirdiği işleri yapabilme konusunda kendine güveniyor mu?
*Kendisiyle ilgili olumlu duygular hissediyor mu?
*Daire, kare, üçgen , dikdörtgen şekillerini çizme; ipe boncuk ya da makarna dizme, sınırın dışına çıkmadan boyama, düğme ilikleme, 1’den 10’a kadar rakamları ve gördüğü basit şekilleri kopya edebilme gibi ince motor becerilerini yapabiliyor mu? 
*Düz ve dairesel çizgiler yaparak yürüme, kendisine atılan bir topu elleriyle tutma, tek ayak üzerinde 10 defadan fazla zıplama, kendi başına salıncakta sallanabilme gibi kaba motor becerilerini yapabiliyor mu?
*Büyük – küçük , sağ-sol , uzun –kısa, ağır- hafif gibi kavramları ayırt edebiliyor mu?
* Ana ve ara renkleri tanıyor mu?
*Belirtilen sayı kadar nesneyi ayırıp sayabiliyor mu?
*1’den 10’a kadar sayılarla toplama ve çıkarma işlemi yapabiliyor mu?
Soruların yaklaşık üçte birinden fazlasına olumsuz cevap veriyorsanız, çocuğunuzla ilgili daha detaylı ve doğru bir değerlendirme için pedagoglardan, psikologlardan , psikolojik danışmanlardan yardım alabilir , ihtiyaç duyulması halinde çocuğunuzun fiziksel,ruhsal ve zeka gelişimi ile ilgili bilimsel testleri uygulattırabilirsiniz. 
Genelde annelerin 1. sınıfa başlamak için çocuklarının fiziksel gelişimi yeterli gördüklerini ; akademik başarısı için de anasınıfındaki başarısını ölçüt olarak aldıklarını gözlemliyorum.Çocuğu 60-65 aylık olup, çocuğunu çok zeki ve başarılı bularak, eğitim öğretim hayatına diğer yaşıtlarından erken başlatıp , çocuğuna 1-2 yıl kazandırdığını düşünen velilerimiz olabildiği gibi çocuğunu okul öncesi eğitim almadan erken başlatan velilerimiz de olabiliyor. Sevgili ebeveynler, yukarıda da belittiğim gibi çocuğunuzu en doğru şekilde tanıyıp , onun hakknda en iyi kararı verecek olanlar sizlersiniz. Ben bu konunun uzmanı değilim, kesin ifadeler kullanabilecek bilimsel araştırmalar da yapmadım. Ancak yapılan bilimsel araştırma sonuçlarını inceleyerek ; 23 yıllık meslek yaşantımda edindiğim tecrübelere ve gözlemlere dayanarak çocukların 72 ayı tamamlamadan ilkokula başlamasını çok doğru bulmuyorum. Çünkü çocuğun okul eğitimine katılabilmesi için gerekli zihinsel, duygusal, sosyal, psikomotor ve dil becerileri 70 ayını doldurmalarıyla birlikte tamamlanmaya başlıyor.Ben bir anne olarak da mayıs ayında doğan kızımı her anlamda yeterli bulup zamanında okula başlatırken kasım ayının sonunda doğan oğlumu bir yıl daha anasınıfına yollayarak okula başlama yaşını bir yıl erteledim ve hiç pişman değilim. Bir öğretmen ve anne olarak neden böyle düşündüğümü de sizlerle paylaşmak isterim.
*İlkokul eğitimi ,okul öncesi eğitimden ;
-Sınıf ortamı, 
-Öğretmen ile öğrenci arasındaki ilişki , 
-Beklenen performans ve akademik başarı, 
-Süreçteki ölçme değerlendirme sistemi ile farklıdır. Çok yoğun ve yorucu bir süreçtir. 
*Çocuğunuzun anasınıfında öğrenmeye hevesli olması, 20’ye kadar sayması, sesleri tanıması , çok güzel resim çizmesi ya da boyama yapması ,1. sınıfta da başarılı olacağına işaret olmayabilir. 1.sınıfta okuma yazma öğrenmesine engel zihinsel bir sorunu olmayan 5 yaşındaki çocuk da okuma yazmayı arkadaşlarıyla aynı zamanda ya da bir kaç ay sonra öğrenecektir. Belki arkadaşlarından biraz daha yorulacak, zorlanacak ama öğrenecektir. 1. sınıf için okuma yazmayı öğrenmesi, 20 içerisinde ileri geri sayması ya da toplama çıkarma işlemlerini yapması bizim için yeterli midir? 72 aylık olup zorlanan öğrenci yok mu ? Tabii ki var, olabilir. Her çocuğun gelişimi ve yetiştiği ortam ve şartlar farklıdır, ancak istisnalar kaideyi bozmaz. 1.sınıfta eylül ayından başlayıp nisan – mayıs ayına kadar olan süre okuma- yazma süreci olarak kabul edilse de özellikle şehir merkezlerindeki okullarda 1. dönem sonunda tüm sesler bitirilmiş, 2. dönem başında Türkçe dersi kitaplarındaki uzun metinlerle okuduğunu anlama , sözlü ve yazılı anlatım , yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun yazma gibi daha üst düzey kazanımlara geçilmektedir. Okuma yazmayı daha yeni öğrenmiş öğrenciler, okudukları ya da dinledikleri metinlerle ilgili soruları anlayıp cevaplamakta, verilen konu ile ilgili fikir yürütmekte,duygu ve düşüncelerini paylaşmakta , yönergeleri takip etmekte zorlanmaktalar. Matematik dersinde sayılarla toplama ve çıkarma işlemini rahatlıkla yaparken , problem çözme aşamasında problemi okuyup anlamada, çözmede, benzer problemler kurmada büyük sıkıntılar yaşamaktalar.
* Aynı sınıf içerisinde arkadaşlarının kolaylıkla yaptığı çalışmaları çok zorlanarak, yorularak yapmasına rağmen öğretmenine, anne- babasına , arkadaşlarına beğendiremeyen; sürekli yanlışları düzeltilen çocukta yetersizlik ve başarısızlık duygusu ortaya çıkıyor ki bu durumun yarattığı problemleri çözmek çok uzun bir zaman alabildiği gibi, bir uzman desteğine de ihtiyaç duyulabiliyor. Çocukların kendilerine olan güvenini , bir şeyleri başarabilme sevincini, kendilerine ve çevrelerine karşı pozitif algılarını öldürmekten daha kötü ne olabilir ki...
*1.sınıf çocukları oyun çocukları . Onlar için en anlamlı ve güzel şey arkadaşlarıyla oynamak ve eğlenmek. Biz bu oyun çocuklarını alıp altı ders boyunca hiç de rahat olmayan sert sıralarda oturmaya, dikkatle dinleyip öğrenmeye zorluyoruz. Her ne kadar derslerimizi onları sıkmadan , oyunla , müzikle ,etkinliklerle işlemeye çalışsak da küçük bedenleri çabucak yoruluyor, dikkatleri dağılıyor. Eve gidip uyumak , dinlenmek istiyorlar. Sınıfça beslenme saati yapmamıza rağmen , yiyeceklerini altı ders boyunca sıralarının altında tutup, ara ara yemeye devam ediyorlar.Okula erken başlayan çocuklarda ise bu durumlara daha fazla rastlıyoruz.
* Okul öncesi eğitimde çocukların yaptığı tüm çalışmalar eleştirilmeden her haliyle beğenilip, kabul görürken ilkokulda bu durum birden değişiyor. Bir ‘‘ e ’’ sesini doğru aralığa , doğru şekilde yazmak için bir hafta boyunca çalışma yapılıyor. Yanlış yazılıyorsa düzeltmek için uyarılarda bulunuluyor. Anne ve babalar , çocuğunu sınıftaki diğer arkadaşlarıyla ya da çevrelerindeki diğer akraba, komşu çocuklarıyla karşılaştırıp daha iyisini ve güzelini beklediklerini ifade ederek çocuklarının sırtındaki yükü daha da ağırlaştırabiliyorlar. Aynı ya da benzer çalışmaları uzun süre yapmak zorunda kalan öğrenciler yorulup, sıkılabiliyor. 
*1.sınıfın özellikle ilk dönemlerindeki bol tekrarlara dayalı yorucu sürece bir de evde yapmaları gereken çalışmalar ekleniyor. 1.sınıfta verilen ev çalışmalarını yaparken yorulan, ağlayan, stresini anne ve babasından çıkarmaya çalışan çocukların videolarını izlerken durumun önemini daha iyi anlıyoruz aslında. Rüyalarında ‘‘ e ’’ sesini gören, yatağını bile ‘‘ e ’’ sesini benzeten ; ‘‘ Hep ben yazıyorum. Senin neden ödevin yok. Biraz da sen yaz . ’’ diyerek annesine kızan ve ağlayan o çok sevimli çocuklarımızı izlediğimizde gülerken aslında onlara yaptıklarımızdan dolayı içimiz ağlıyor, acıyor. Okuldan gelip biraz dinlenen çocuğu yeniden öğrendiklerini tekrar etme çalışmaları bekliyor. Altı ders boyunca yazan, okuyan , dinleyen ,çözen çocuğu evde de aynı çalışmalar bekliyor. Evdeki bu çalışmalar sırasında ortam gerilebiliyor, çocuk ile anne-baba arasında çatışmalar başlayabiliyor, çalışmalar zorla bazen tehditle yapılabiliyor.Anasınıfında istediği zaman oyun oynayan , televizyon izleyen, arkadaşlarıyla buluşan çocuklar , okula başladıktan sonra bunları yapabilmek için, çalışmalarını doğru ve güzel bir biçimde bitirip hak etmek durumunda kalıyorlar.Çocuklar sevse de sevmese de , ilgi duysa da duymasa da öğretmeninin, anne- babasının, eğitim sisteminin belirlediği bilgileri öğrenmek, görevleri yerine getirmek zorunda kalıyorlar ki bu durum özellikle okula erken başlayan çocuklarda büyük duygusal travmalar yaratabiliyor. 
*Ülkemizde yapılan bilimsel bir araştırmada , 5,5 yaşındaki 66 aylık çocukların % 80 inin ilkokula başlama olgunluğuna ulaşamadığı ; 72 aylık çocuklarda ise % 80 oranında okul olgunluğuna ulaşıldığı sonucunun elde edildiğini okumuştum. Okul kültürüne uyum sağlayamayan çocuklarda ;
-Arkadaşlarıyla uyum sağlayamama , iletişim kuramama, 
-Okul ve sınıf kurallarına uymakta güçlük çekme,
-İsteksizlik, dikkatsizlik , öğrenme güçlüğü
-Aileden ve evin güvenli ortamından ayrılmada zorluk
- Kalem ısırma, tırnak yeme, saçını koparma, altını ıslatma, öfke ve ağlama nöbetleri , korku ve kaygı gibi bir çok davranış problemleri ve psikolojik sorunlar görülebilmekte.
Sevgili anne babalar , tüm bu paylaşımlardan sonra , çocuğunuzun 1.sınıfa başlaması konusunda alacağınız kararın en doğru karar olup, onu çok mutlu etmesini diliyorum.Önemli olan çocuklarınızın çıktıkları bu uzun yolun başlangıcı olan 1. sınıfta, gözlerindeki ışıltının , yüreklerindeki sevginin, dudaklarındaki gülümsemenin , içlerindeki öğrenme ve gelişme isteğinin hiç eksilmemesi.Bu süreçte yürümeye yeni başlayan çocuklar gibi düşmekten, incinmekten korkabilirler; adımlar atarken yorulabilirler.Ancak sizin desteğiniz ve sevginizle yürüyebilmenin zevkine vardıklarında , kendilerine güvenleri arttığında adımları hızlanacak ve koşmaya başlayacaklardır. Lütfen , aceleci davranmayın. Sabırla , çocuğunuz için en doğru zamanın gelmesini bekleyin.Eğer çocuğunuz bu sürece hazır değil ise bir yıl geç başlayarak kaybedeceği zaman , ileriki hayatında mutluluk, başarı ve huzur olarak mutlaka ona geri dönecektir.Bırakalım,çocuklarımız çocukluklarını doyasıya yaşasınlar. Değerli psikolog ve usta yazar Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi ‘‘ Çocuk , çocukluğunu çocukken yaşar ve çocukluk insanın anavatanıdır. Gelecek kaygısıyla çocuğunuzun çocukluğunu ondan çalmayın, onu vatansız bırakmayın. ’’
Sınıf Öğretmeni
Nilsun Yaylacı Özbilen
 

banner47

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14