ÇOCUĞA SÖZ VERMENİN ÖNEMİ

Bugün öğle saatlerinde oğlumla birlikte parka indik. Parka her gün gelen 4-5 yaşlarında bir kız çocuğu var hep yalnız geliyor. Soğuk günlerde bile ayağında çorabı olmuyor, terlikle ya da ceketi olmadan tişörtle kendi başına gelip parka aileleri ile gelen giden çocuklarla saatlerce oynuyor. Öğrendiğime göre babası engelli ve çalışamıyor, annesi temizliğe gidiyor evde olmuyor, bir tane de ilkokula giden 8-9 yaşlarında ablası var.

Genelde onunla ablası ilgileniyormuş. Karşılaştığımız zamanlarda konuşup, şarkı söyleyip, eğleniyoruz. Bugün biz otururken toprakla oynamaya başladı, biraz da su dökmüş, bir şeyler yapıyor, merak ettim.

Ne güzel şekiller yapmışsın. Ne yapıyorsun, diye sordum. Dondurma, dedi. Çok mu seviyorsun dondurmayı, dedim. Evet, çok seviyorum, dedi.

Ben de, tamam o zaman seninle, dondurma alalım, dedim. Tamam ben babamdan izin alıp geleyim hemen, dedi, oyunu bırakıp fırladı ellerini yıkamaya. Ben de aceleyle inmiştim yanımda para yoktu. Dedim ki, sen bekle beni parkta, ben para alıp geleyim, dedim. “Tamam” dedi.

Evim parkın hemen karşısında. Ben oğlumla birlikte yukarı çıktım, parka ineli bir saat olmuştu, acıkmış, emzireyim öyle ineyim dedim. Ne olur emerken uyuma, diye geçirdim içimden, ama oğlum uyudu.

Bir taraftan tek başına bırakıp gidemezdim, hemen uyanıp ağlayabilirdi, diğer taraftan aşağıdaki çocuğa geleceğim demiştim. Pencerenden parka baktım göremedim, herhalde oyuna daldı ya da eve gitti diye düşündüm. Yine de içim rahat etmedi. Kapıyı açık bıraktım koşarak aşağıya indim. Apartmanın kapısını açtım bir de baktım ki çocuk kapının önünde heyecanla bizi bekliyor.

“Ben de sizi bekliyordum” dedi gülerek. İçimde tarifsiz duygular... Bir çocuğa söz vermenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Aşağıya indiğim için şükrettim. Çocuğa, oğlumun uyuduğunu, uyandıktan sonra dondurmayı alacağımızı, o sırada onun da eve gidip yemek yemesini, daha sonra parkta buluşacağımızı söyledim. O kadar mutluydu ki koşarak eve gitti.

İyi ki pencereden bakıp nasılsa yok dememişim, iyi ki bencillik edip kendi çocuğum uyanınca ağlamasın diye aşağıya inmemezlik yapmamışım.

Oğlum uyandı, aşağıya indik. Küçük kız yemeğini yemiş parkta bizi bekliyordu. Heyecanla dondurma almaya gittik, parktaki diğer çocukların görüp canı istemesin diye arkasına saklayarak yemek için neşeyle koşarak eve götürdü. Mutluğun tarifi gözlerinin içinde saklıydı.

***
Sevginin saygıyla birlikte yaşama girmesinin öyküsü var bu mektupta. Beni çok, ama çok derinlerde yakaladı, etkiledi. Bu anneye huzurunuzda teşekkür ediyor, en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Evet, sadece sevgimi değil, en içten saygılarımı sunuyorum. Benim annem de böyle yapardı, diye düşünüyorum. Böyle annelerin bulunduğu bir toplumum olduğu için mutluyum.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. 
Selamlar.

Doğan Cüceloğlu Facebook sayfasından alıntıdır

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol