ANNESİNİN KÜÇÜK PRENSİ

ANNESİNİN KÜÇÜK PRENSİ
Dün İstanbul’a uçmak için geldiğim Trabzon Havalimanında çocuk eğitimi üzerine ilginç bir olaya şahit oldum. 
Bir kadın beş-altı yaşlarındaki çocuğu ile birlikte havalimanına girdi. Anne, valizlerini teslim ettikten sonra çocuğunun isteğini geri çevirmedi ve valizlerin taşındığı el arabasıyla havalimanı içinde ona yarım saat kadar tur attırdı. 
Kadın ara sıra küçük prensine “Oğlum yoruldum, yeter bu kadar” diye çağrıda bulunsa da el arabasının valiz konan kısmına bir köy ağası gibi kurulan tosuncuk “Hayır, ben arabayla gezmek istiyorum” dedikçe anne sürmeye devam etti. 
Uçağa binme saati yaklaşınca küçük prensiyle birlikte güvenlik kontrolüne kadar gelen anne, çocuğu indirip arabayı bırakmak istedi. Ancak tosuncuk bir tanrı edasıyla yine “Hayır” deyince akan sular durdu.
Sevgili ailemiz güvenlik görevlisinin önüne gelince kendisine “Hanımefendi bu araba nedir, bununla burada ne işiniz var, hem ağır bir eşyanız da yok” diye söylendi. Anne de el arabasındaki tosuncuğunu göstererek “Nasıl yok, çocuğu görmüyor musunuz? diye cevap verdi. 
Konuşma şeklinden kafasının sigortası atmış bir Trabzonlu olduğu belli olan görevli “Hanımefendi ne diyorsun sen habu uşak sakat midur?” diye çıkıştı. Kadın “Hayır” dedi. Görevlinin biraz sesini yükselterek “Kalk şu arabadan bakayım” demesiyle birlikte tosuncuğun ayağa forlaması bir oldu. 
Güvenlik görevlisi “Hay maşallah zıpkın gibisin ama anneni kendine hizmet ettiriyorsun?” diye takıldı. Bunun üzerine anne “Size ne benim çocuğumdan” diye söylendi. Çocuk eğitimi ile ilgili herhangi bir eğitim almadığını tahmin ettiğim güvenlik görevlisi kadına ve dolayısıyla hepimize müthiş bir ders verdi:
“Hanımefendi, siz bu çocuğun her dediğini yaparsanız ileride önce sizin sonra da bizim başımıza çıkar. En sonunda da toplumun başına bela olur. Bak şimdi bu el arabası benim başıma bela. İşimi bırakıp onu yerine götürmek zorunda kalacağım.”
Kadın, sanki görevli anlamlı bir şey söylememiş gibi davrandı ve hiç oralı olmadı. Sadece “Tamam, tamam anladım, şimdi uçağı kaçırmayalım” deyip konuyu kapatmaya çalıştı ve küçük prensinin elinden tutup bekleme salonuna yöneldi.
Değerli anneler, babalar, öğretmen arkadaşlarım. Çocuklarımıza “Hayır” diyelim ki onlar da her isteklerinin yerine gelmeyeceğini anlasınlar. Onları hayatın zorlukları ile karşı karşıya bırakalım ki kendi ayakları üzerinde durabilsinler. 
Ayrıca her şey çocuk eğitimi ile ilgili kitaplarda yazmaz. Her toplumun çocuk eğitimi ile ilgili bir birikimi vardır. Bazı gelenek ve uygulamalar yanlış diye bütün birikimler çöpe atılmaz. Hele hele Anadolu insanının irfanı hiç göz ardı edilemez.
Selam, sevgi ve saygılarımla.
Muhammet Yılmaz
Eğitimci-Yazar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13