Aksu Köy Enstitüsü’nden iyi bir derece ile mezun olmuştum.

Köy okulunda iki öğretmen vardı. Biri ben, diğeri Van Erciş Köy Enstitüsü mezunu bir arkadaş.

Köy halkı 2.gruptan oluşuyor. 1. Grup Kürt kökenli insanlar. 2. Grup Erzurum İspir ilçesi Nörgah Beldesinden gelip buraya yerleştirilmiş insanlar.

Çoğunluk onlar da yalnız aralarında en ufak bir sorun yok. Birbirleriyle kaynaşmışlar. Bilhassa evlilik kurumu onları sanki aynı ailenin bireyleri imişcesine kaynaştırmış.

Öğretmenlerden biri de aynı köydendi. Oturduğu lojmanın arkasında köyün sayılı ailelerinden olan şöför Hüseyin’in ufak bir bahçesi vardı.

Bir gün Şoför Hüseyin’in aynı yaşlarda olduğumuz oğlu ile o bahçeye gittik. Güzel bir güz günü idi.

Bahçede bir üzüm var ki tek kök en azından 30 m2 ye yakın yer kaplamış. Üzüm Razaki türü. Üzümler o kadar zayıf ve küçük ki anlamak mümkün değil.

Toprak çok verimli ve yeterince gübre verilmiş.

Yıllar yılı asma hiç budanmamış, Evin sahibi Gülsüm teyze’ye;

- Bu üzümü, baharda köyden kar kalkarken, ben terbiye edeceğim. İznin olursa, dedim.

O da “Peki” dedi.

Ertesi yılın Nisan başında karlar erimeye başlayınca, köyümde babamdan, Köy Enstitüsü’nde tarım öğretmenim Ahmet Tuncer’den öğrendiklerimi Gülsüm teyzenin asmasına yansıttım.

Gülsüm teyze asmanın budanmış durumunu görünce kıyamet koptu. Ağladı;

- Üzümlerimi kaybettim, gitti güzelim üzümlerim, diye.

Ben de sıkıldım doğrusu. “Keşke hiç dokunmasaydım” diye düşünürken, aklıma gelen ilk öneriyi sundum. Gülsüm teyzenin yanında kocası Şöför Hüseyin de vardı. Dedim ki;

- Gülsüm teyze, eğer geçen yıl ki üzümünden bu yıl 5 katı olmazsa, ben sana Muş’tan 5 eşek yükü üzüm alacağım. Sen kendini hiç üzme, dedim.

Şöfor Hüseyin de ;

- Kadın, öğretmen bir şey bilmese hiç budama yapar mı, sus hadi gir eve, dedi.

Olayı kapattık. Yanlız Gülsüm Teyze, tatile çıkana kadar yani ben Akseki’ye gelene kadar benimle konuşmadı. Herhalde 16 yaşında bir çocuk ne bilecek, budamayı, aşı yapmayı diye düşünüyordu

Güzün okul açılışından bir kaç gün önce köye döndüm. Yavaşca uzaktan bir baktım taahhüdümün 5 katı var Gülsüm Teyzenin asmasında. Çok sevindim.

Köye geldiğimi duyan Gülsüm Teyze, ertesi gün soluğu benim evde aldı. Boynuma sarılarak,

- Cahilliğimi bağışla öğretmen oğlum, senin kalbini kırdım, sen neymişin yahu, bak bahçede her yer üzüm doldu” diyerek bir ana gibi sarılıp öpmeye başladı beni.

Kız kardeşim de yanımda idi. Anasız büyüyen iki kardeş olarak o da ağzı açık bizi izledi. İşte bunlar, bir köy Enstitülü öğretmenin tarım bilgisini ve okulda edindikleri bilgileri kullanarak uygulamaya koyduğu sadece bir kaç küçük örnek.

MUSTAFA SÖZEN
Aksu Köy Enstitüsü girişli, Aksu Öğretmen Okulu çıkışlı 1958 mezunu
öğretmen-avukat

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner14

banner13