Yeni eğitim öğretim yılı HAYAL KIRIKLIĞI içinde başladı

Umut ÇETİNER
 

2019-2020 eğitim öğretim yılı başladı ama öyle bir başladı ki evlere şenlik diyelim…

Öğrencilerimiz heyecanla okullarının yolunu tuttular, derslerine girdiler ve bazıları yeni arkadaşlarıyla bazıları da yeni öğretmenleriyle tanıştı…

Ancak bir çok noktada öğrencinin, velinin, öğretmenin, idarecinin hevesi adeta kursağında kaldı.

Bu yıl eğitim öğretim yılı belki de geçmiş yıllara nazaran en sıkıntılı şekilde başladı.

“Neden ?” derseniz birazdan bunun detaylarına döneceğiz…

Ama bu detaylara değinmeden önce kamuoyundaki bir algıyı da  özellikle açıklamak istiyorum.

Yeni dönemden kamuoyunun beklentisi çok yüksekti. 

Yeni dönem, "yıllardır kötü giden eğitim sorunlarına çözüm olur" düşüncesiyle ilk günlerden itibaren büyük bir sevinç  yaşattı.

Ama en son söylememiz gerekeni baştan söylememiz gerekirse bu durumda beklenti içine giren herkes yanılmış oldu. Hatta “Bu güne kadar gelmiş geçmiş dönemlerin içinde en büyük hayal kırıklığı yaratan dönemi yaşıyoruz” diyenler dahi oldu.

Hani hep derler ya ‘öğretmenler 3 ay tatil yapıyorlar’ diye, “bu sene sadece öğretmenler değil tüm Milli Eğitim kadroları/yöneticileri de 3 ay tatil yaptı” söylemlerine şahit olmaya başladık.

OKULLAR HAZIR DEĞİL

Okul müdürleri tatil yapmışlar, çünkü okullar eğitim öğretime hazır değil, son hafta okul boyatmalar, okul boyatıldığı için oryantasyon eğitimine gelen öğrencileri eve göndermeler, sınıfların hazırlanmaması, okulların temizletilmemesi, eksikliklerin giderilmemesi, hangi birini sayalım, sonuç ortada…

Okullarda yeni eğitim öğretim yılının ilk günleri çok önemlidir, çünkü yeni yıla nasıl başlanırsa öyle gidilir. Özellikle de güvenli okul oluşturmak istiyorsanız ilk gün işleri sıkı tutmak zorundasınız…

PERSONEL YOK

Ama MEB güvenlik görevlisi ve yardımcı personel alımını İşkur üzerinden Ekim ayında başlatacakmış, soralım neden Ekim ayında?

Demek ki 3 ay tatil yapıldı ve alım süreci işlemleri gecikti desek hatamı etmiş oluruz.

Ne güzel tatil yapmışlar değil mi? Bunu anlamamak için adeta kör olmak gerekiyor.

Tatil olayını biraz daha açalım..

Dedik ya okullar fiziki olarak, güvenlik olarak, personel olarak yaz döneminde hazır hale getirilmedi, bu yöndeki haberleri sıkça basından okumuşsunuzdur...

Oysa okulların temizletilmesi, ilk günden itibaren kapılarında güvenlik görevlilerinin hazır olması yani yeni yıla hazır bir şekilde başlanması gerekmez miydi?

Peki sıkıntılar bu kadar mı? 

İDARECİ ATAMALARI NEDEN YAZIN YAPILMAZ

Gelelim başka bir soruna… Eylül ayı sonunda yapılacak olan Müdür ve Müdür Yardımcısı görevlendirilmelerine…

Neden bu işler yaz tatili dediğimiz 3 ayda yapılamaz? Okul açıldığında tüm atamalar yapılmış, kadrolar belirlenmiş şekilde ders programları sorunsuz olarak hayata geçirilemez?

Sebebi yoksa yukarıda belirttiğimiz neden olmasın…

Evet, Sayın okurlar basit bir durum değildir bu atlanan konu…

DERS PROGRAMI YAPAN İDARECİLERİN VAY HALİNE...

Okullarda ders programları yapıldı ve eğitim öğretime başlandı, öğretmenler derslerine giriyorlar, çocuklar öğretmenlerine alıştılar, üzerinden 1 ay geçti ve bazı eğitimciler idareci olarak atanınca dersler boşaldı. Öğrencilerin tam alıştım dediği esnada bir anda öğretmensiz kalan derslere başka öğretmenler görevlendirilecek yada ücretli öğretmen alınacak.

Eeee tabi yeni ders programları yapılacak, kendisi de veli olan yüz binlerce öğretmen tam "tüm hazırlıklarımı tamamladım” dediği esnada ellerinde yeni ders programlarını bulacak. Yapmış oldukları tüm planlamalar alt üst olacak.

Boşuna demiyoruz dimi, yazın yapılması gereken işlerin Eylül-Ekim aylarına kalmasının sebebinin ne olduğunu...

İMTİYAZLI İSİMLERE KEYFİ GÖREVLENDİRMELER

Sorunlar hala bitmiş değil, Milli Eğitim İl ve İlçe müdürlükleri tarafından özellikle “imtiyazlı” isimlerin istedikleri okullarda görevlendirilmeleri son sürat devam ediyor.

Bu durumda ders programı yapan idarecilerin işlerini öyle zorlaştırıyor ki bunu ancak yaşayan bilir.

 Okula yeni öğretmen geliyor, program değişiyor. Yeni gelen öğretmen başka yere görevlendiriliyor yine değişiyor. Öbür gün bir başkası geliyor, yine değişiyor…. Bu durum ne zaman son bulacak merak konusu oluyor…

NORM SORUNU

Okullarda norm fazlası öğretmenlerin durumu konusu bir başka facia…

Diyelim ki bir lisede 20 saat A dersi var, A dersi normunda da iki öğretmen var.

Hemen yakındaki okulda da 10 saat A dersi var ama öğretmeni yok.

Ne yapılıyor biliyor musunuz?…

Öncelikle lisedeki bu iki öğretmene branş dersleri 10’ar saat veriliyor, üzerine de sosyal etkinlik, görsel sanatlar müzik/resim, proje gibi derslerle programları 30 saate kadar dolduruluyor.

Yandaki okulda öğrenciler de branşı olmayan öğretmenlerden o dersi öğrenmeye çalışıyorlar.

Bu işler böyle olmaz, bunu yapan okul müdürü öğretmeni okulda tutacağım diye resmen çocukların geleceğiyle oynuyor…  Eeee bu arada ilçe müdürleri ne yapıyor, hiççç sadece seyretmekle meşgul diyebiliriz.

Olması gereken durum norm fazlası öğretmenlerin  mutlaka istekleri dikkate alınarak, istekleri yoksa da resen atamalarının yapılmasıdır.

Okullarda hem öğrencilere yazık edilmesinin hem de maddi kayba uğratılmasının önüne geçilmelidir. Yukarıda örneğini verdiğim aynı branşta iki okuldaki toplam 30 saat ders için devlet ek ders ücreti ödettirilmek kaydıyla zarara uğratılmaktadır. Oysa bu iki öğretmen iki okulda görevlendirilse sadece maaş karşılığı 30 saatlerini branşlarında dolduracaklar ve böylece öğrencilerde branşında öğretmenden ders almış olacaklardır.

Özetle söylememiz gerekirse norm fazlası atamaları istek, istek yoksa da resen yapılmalıdır.

Dolayısıyla sorunlar o kadar çok ki hepsine değinmemiz için yer dar diyelim…

Önümüzdeki günlerde diğer sorunları da gündeme taşımak üzere baştaki iddiamıza dönersek haksız mıyım, takdir sizlerin sayın okurlar….

3 aylık yaz tatilinde yapılması  gereken müdür /müdür yardımcılığı atamaları niçin okullar açıldıktan 1 ay sonra yapılır?

Bunun mantıklı bir gerekçesi var mıdır? Varsa kamuoyu ile paylaşılması veya eğitim camiasına açıklanması gerekmez mi?

LİYAKATSIZ GÖREVLENDİRMELER

Yeni dönemde “Liyakata önem verilecek” denilirken bu söyleminin de havada kaldığına şahit oluyoruz. Tüm illerde liyakat sahibi kişiler belirli kilit görevlere getirilmezken asıl kriterin İl Müdürünün arkadaşı ya da bir siyasinin yakını ya da hatırlı kişilerin isteği ile makamların doldurulduğunu görmek de umutların yavaş yavaş tükenmesine katkı sunuyor.

Bunca olumsuzluktan sonra neden 3 ay tatil yapılmış diyorum, sanırım daha iyi anlıyorsunuzdur…

MEB; TASARIM, ZİL VE GÖRSELLİKLE MEŞGUL

Milli Eğitim Bakanlığı; eğitim sistemimizin sorunlarına çözüm önerileri sunmak, öğretmen atamalarını ve idareci görevlendirmelerini yapmak, okulları yeni yıla hazırlamak yerine öğretmen odalarının tasarımı /modernize (!) edilmesi, öğretmenlerin giyeceği önlüğün model ve çizimlerinin geliştirilmesi (!), okullarda çalınacak zillerin melodilerinin bestelenmesi (!) gibi değişikliklerle ilgilenmektedir.

İşte onun için deniliyor ki; “Milli Eğitim de sorunlar hiçbir zaman bu kadar büyümemişti, hiç bu kadar kötüye gidilmemişti” diye.

Evet yukarıda da belirttiğim gibi, yeni dönemden belki çok büyük beklentiler vardı ama görüldü ki “Milli Eğitim politikalarımız ve eğitim süreçleri en kötü günlerini yaşıyor” söylemleri her şeye hakim olmaya başladı.

Gerçi çok da haksızlık etmeyelim bu durum belki eğitimcilerin, öğrencilerin ve velilerin penceresinden böyle gözüküyor olabilir ama özellikle de üst yöneticiler açısından belki de böyle değildir.

“Harika bir yıl geçirdik” deniliyor olabilir.

Eeee o halde bize de “İyi tatiller” demek düşer…

Kalın sağlıcakla…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol