Mezuniyet Balosu Faciası

Eskiden sadece üniversitelerde tertiplenen ve toplumun yekünü tarafından kabul görmüş mezuniyet törenlerinin, artık ana okuluna kadar indirilmiş olması, Üniversite bitiminde yapılmasının bir mantığı, geçerli bir sebebi varken, bunun eğitim hayatı henüz devam eden bir çocuğa tatbik edilmesinin izahını yapabilmek pek de mümkün değildir.

Üniversiteden mezun olmakla birlikte, çocuğun eğitim hayatı sona ermekte ve bundan sonra okul anlamında eğitimle ilgili bir hikayesi kalmamaktadır. Çocuğun bunu kutlaması, mezuniyetini bir törenle taçlandırması gayet tabi bir durumdur ve adeta cümle sonuna konulan nokta mesabesindedir.

Günümüzde ise durum içler acısı vaziyettedir. Evlatlarımızın abartılı makyajlarla, ne idüğü belirsiz kıyafetlerle acaip hallere düşürülmesi, fahiş fiyatlarla alınan bu kıyafetlerin aileleri ne kadar zor durumda bıraktığının düşünülmemesi, böylesi lüzumsuz, gereksiz, anlamsız bir uygulamanın okul ve öğretmenlerce teşvik ediliyor olması tam bir faciadır.

Bu törenlere, portfolyolara hazırlanmak için harcanan zaman ise kimsenin aklına dahi gelmemektedir. En güzelini sunma iddiasıyla çocuklar ya akşamları alıkonulmakta, ya da ders görmeleri gereken zamanlarda prova yaptırılmaktadır. Bir iki defa şahit olduğum üzere; “Sağa bak, kıpırdama, elini şöyle oynat, vs…” gibi komutlarla hesapta bu baloya hazırlık yapılmaktadır.

Hele ailelerin bunu gayet tabi bir şeymiş gibi kabul etmeleri ise tam bir trajedidir. Sorgulamadan, neden böyle bir tören tertiplendiğini merak dahi etmeden, koşulsuz yığınla masrafa göğüs germenin mantığı acaba nedir? Böylesi bir israftan çocuğunu muaf tutacak direnci dahi gösteremeyen bir aile profiliyle karşı karşıyayız. Ellerinde kameralarla, fotoğraf makinalarıyla çekime gitmeleri ise bizim değil, uzman psikologların değerlendirmesi gereken bir ruh hali olsa gerektir.

Burada bazı itirazları duyar gibiyim. Evet, çocuk olayın farkında değildir. Atıldığı çirkin çarkın dişlilerini oyuncak belleyip sarılması doğaldır. Zannediyorum aileler bu alandan çocuklarının ayrı kalmasını istememektedirler. Çocukların üzüleceğini varsayılarak her şeye rağmen tüm masraflara göğüs gerilmektedir. Tipik ‘çocuk aile ilişkisi’ burada da kendini göstermektedir. ‘Çok koruyuculuk’ olarak nükseden çağımızın aile hastalığı malesef kansere evrilmiş durumdadır.

Yapılan işin savunma boyutu ise daha vahimdir. Gerekçe, ‘öğrenciler ve veliler için tanışma, öğrenci ve öğretmenler arasındaki diyaloğun geliştirilmesi’ olarak sunulmaktadır. Yıllar boyunca elde edilemeyen hasletlerin bir iki saatlik baloda olması hedeflenmektedir, ilginç…

Hatta artık okul dışına taşınan balolar, kafelerde, otellerde ve bazı açık alanlarda tertip edilmektedir. Bir kimse de çıkıp, “Küçücük çocukların içkili, alkollü, sigaralı bu mekanlarda ne işi var?” dememektedir. İşin sosyo ekonomik boyutunu ise söylemeye gerek bile yoktur.

Mezun olduğum köy okulundan ‘Vatan Yahut Silistre’ piyesiyle eğitim hayatına veda etmiş birisiyim. O zamanlar yapılan bir müsamerenin ne anlama geldiğini zaman tüneli eskidikçe çok daha iyi anlamaktayız. Piyesin kahramanlarından İslam Bey ve Zekiye’nin zihnimden yılardır silinmeyen aşk hikayesini, bunun altında işlenen vatanperverlik ve kahramanlık  bilincini zamanımızda hangi tür bir balo ile çocuklara aktarabilirsiniz?

Burada iş yetkililere düşmektedir. Bakanlık ve ilgili birimler, özellikle Valilikler bu soruna el atmalıdır. Her sene daha da çığırından çıkan bu çılgınlığa bir dur denmelidir. Bilinmelidir ki, öğrenci mezun olmamaktadır, olan sadece sınıf atlamaktır.

Nereden, kim tarafından çıkarılmışsa, bu ucube anlayışın okullarımızdan kaldırılması, yerine öğrencilerimizin eğitim hayatlarının devam ettiğini ifade eden daha nezih etkinliklerin ikame edilmesi, – Vatan Yahut Silistre örneğinde olduğu gibi- uygun olandır.

Vesselam…

banner47

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Veli 3 hafta önce

Kesinlikle katılıyorum olay çığrından çıktı artık malesef

banner14