ÇOCUKLARINIZIN ŞAŞKINLIKLARINA ORTAK OLUN

"Babaaa.... Koca bir gemi geçiyor!" diyerek heyecanla işaret ediyordu babasına küçük Hakan. Rahatsız bir edayla babası "Tamam, duydum, sus!" dedi. Heyecanın ve şaşkınlığını kaybetmedi Hakan, annesine yöneldi aynı kelimeleri terennüm ederek. "Evet, evet.." dedi annesi, ama bakmadı küçük parmakların işaret ettiği yöne. 

O kadar dolu hissediyordu ki Hakan, anlamadan rahatsızlığını tekrar döndü babasına aynı işaret ve aynı kelimeler ile: "Babaaa... Koca bir gemi geçiyor!" Baba ne yaptı dersiniz? "Duydum tamam mı? Sus. SUS!" dedi kızgın bir ses tonuyla.

Buna rağmen Hakan'ın hala yitirmediği bir duygusu vardı ve bu duygu yoğunluğu onu tekrar annesine yöneltse de, alacağı cevap değişmeyecekti. Maalesef, işaret ettiği onu şaşırtan manzaraya onun gibi şaşıracak ya da en azından şaşkınlığını haklı çıkaracak bir heyecan bulamadı Hakan. Kala kaldı heyecanıyla oracıkta.

Bu olaya bir Hocamız şahitlik etmiş ve bizlere de anlatmıştı bir seminerinde. Daha önce benzeri olaylar ile karşılaşmış olsak da etkilenmiştik. Sonra nice olaylar... 

Sizlere sorsam, acaba bir uzaylı görseniz nasıl hisseder ve ne tepki verirdiniz? İnanın daha önce sorduklarımın bana verdikleri cevap aynı: Korku, şaşkınlık ve heyecanın mezcolunduğu tuhaf bir his. Neden? Çünkü bir ilk bu. 

Peki daha sonra başkalarına anlatmayı düşünür müydünüz? "Tabii ki, hem de en kısa zamanda..." Son soru: anlattıklarınızın nasıl bir tepki vermelerini beklerdiniz? "Bizim hissettiklerimizin neredeyse aynısını."

İşte anne-babalar ile geçen diyaloglarımızın özeti. Sizlerin de cevaplarınızın pek değişik olacağını zannetmem. Çünkü insanın doğasında hislerini paylaşma ihtiyacı var.

Mutlu olduğunuz, heyecanlandığınız, şaşırdığınız olaylar ile karşılaştığınızda, bunları paylaşacak dostlar ararsınız. Ve inanın, paylaşacak dostlarınız kadar zenginsiniz.

Eğer yoksa paylaşacak kimseniz, o zaman bu olaylar bütün rengini yitirir ve zehriyle sizi sokup, öldürmek isteyen bir yılana dönüşür.

İşte bunun adıdır YALNIZLIK.

Yalnız hissedenlerin giderek depresyona girmeleri ve hatta intiharın eşiğine gelmeleri bundandır.

Çok geniş çaplı ve uzun soluklu araştırmalar ve yaşanmış olaylar doğrulamıştır bu söylediklerimi.

O halde bu yalnızlığa nasıl düçar edersiniz çocuklarınızı? Onlar da şahit oldukları ilklere heyecanlanıyor, şaşırıyor ve bunları paylaşmak ihtiyacı duyuyorlar. En yakınlarında kim var? Anne-babalar?

Çocuklarınızın işaret ettikleri ve yoğun duygular içinde kaldıkları olaylara tepkisiz kalarak nasıl bir hezeyana imza attığınızın farkında mısınız?

Sorgulayan, araştıran, merak eden, gelişen ve geliştiren çocuklar mı yetiştirmek istiyorsunuz? O halde kayıtsız kalmamalısınız çocuklarınızın hislerine, onlara karşılık vermelisiniz.

Onlar yanan bir ampul gibi aydınlatmak isterlerken yarınları, siz bu ampulü söndürerek karanlığa bırakmamalısınız hem onları hem de yarınları.

Yarınlar bizim yarınlarımız ve çocuklar bizim çocuklarımız.

(Ek bilgi için, daha önce paylaştığım "Hayret Etme Yeteneği" isimli yazıma profilimden ulaşabilirsiniz)

¤Psikolog Kadir Özsöz¤

banner47
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.