Atatürk'ün, Ankara Kız Lisesi'ni ziyareti ve sınavlarda bulunması.

24 HAZİRAN 1933 - Atatürk'ün, Ankara Kız Lisesi'ni ziyareti ve sınavlarda bulunması.
24 Haziran 1933 yılında okulu ziyaret eden CumhurbaşkanıMustafa Kemal Atatürk, kız öğrencilere: ”Siz de günün birinde mebus olmak ve ülkeyi yönetmek sorumluluğunu almak ister misiniz?”  diye sormuş ve kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildiğini ilk kez açıklamıştır.
Ankara Kız Lisesi’nde 24 Haziran 1933 günü yapılan Yurt Bilgisi, Tarih, Coğrafya sınavlarından sonra öğrencilere verilen karnelerin çok önemli bir özelliği var. Çünkü o gün Atatürk, yanında Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’le Ankara Kız Lisesi’ne gelmiş ve yapılmakta olan sınavlara girmiş. Saat 21:30’a kadar sorular sormuş, cevapları dinlemiş. Sınavlar bitince de karneleri alıp uzun uzun bakmış. Müdür, iki mümeyyiz, üç öğretmenin adları ve imzaları bulunan karnelere “Gazi Mustafa Kemal” diye kendi adını da eklemiş ve imzasını atmış.
O gün sınava giren kızlar genel durum hakkında şöyle konuşmuşlar.
Meziyet:
“İlk soru Hindistan’ın yeryüzü şekilleri hakkındaydı. Sorusuna cevap verirken yaptığım bir yanlışı, bana hiç hissettirmeden, yalnızca birkaç soru sorarak düzelttirdi. Daha sonra Hindistan halkını, dünya üzerindeki ırkları, Hindistan ve Sümer uygarlıklarından hangisinin daha eski olduğunu, dünyanın oluşumunu, Millet Meclisi’nin faaliyetlerini, denetim şekillerini sordu.”
Melahat:
“Çok seviniyordum. Sınava girdim. Şu sorularla karşılaştım. Tarihten: Türklerin anayurdu, Eti’ler, Balkan Savaşı, Kurtuluş Savaşı… Coğrafyadan: Türkiye’nin coğrafi durumu, sömürge politikası… Yurt Bilgisi’nden: vatandaşın millet karşısında görevi.
Çok memnundum. Çünkü sorular çok kolaydı. Mümkün olduğu kadar cevap verdim. Bir süre sonra sevgili Atatürk şefkat dolu sesiyle ‘Ders iyi anlaşılmış, çık artık çocuğum’ dedi.”
“İlk soru olarak Atatürk Ankara’nın coğrafi durumunu sordu. Sonra ‘Anadolu’da Eti Uygarlığı’na geçtik. Kendisi durumu benimle açıklıyordu. Yurt Bilgisi’nde ‘millet ve oluşumu’nu sordu. Cevapların yeterli olduğunu söyleyince dışarı çıktım. Unutulmaz bir gün yaşadım.”
“İlk sorusu, adımın Türkçe karşılığını sormak oldu. Daha sonra tarihten ‘Anadolu’nun ilk halkının giyiniş uygarlığını’ canlandırdık. İkinci sorusu ‘Ege Uygarlığı’ydı. Soruyu bütün ayrıntılarıyla inceledikten sonra coğrafyaya geçtik. Türkiye’nin büyük devletler arasına girebilmesi için ne yapması gerektiğini sordu. Ama cevabını sabırsızlık ve heyecanla yine kendisi verdi.
‘Çalışmak, elbirliği ile çalışmak.’
Yurt Bilgisi’nden ‘vergi, askerlik, seçim ve Meclisin niteliği’ konusundaki soruları da cevapladıktan sonra, sınavdan çıktım.”
Şahende:
“Tarih öğretmenimiz ‘Cengiz Han’ı soralım dedi. Atatürk de ‘Cengiz Han kimdir, nerede hükümet etmiştir?’ Diye sordu. Coğrafyadan ‘Anadolu’da demiryolları’, Yurt Bilgisi’nden ‘ferdiyetçilik ve devletçilik’ hakkında sorular sordu. Kırk beş dakika sonra sınavdan çıktım. Bu sınavı hiçbir zaman unutamayacağım. Atatürk’ün sabahtan akşama kadar bizlerle meşgul olması, bizlerin ve ailelerimizin kalbinde unutulmaz bir yer açmıştır.”
Müzeyyen:
“Sınavdan saat 10:30’da çıkmıştım. Fakat bir türlü eve gidemedim. Akşama kadar okulda kaldım. Eve dönüp kendi kendime kaldığımda Atatürk hiç aklımdan çıkmadı. 12 saat boyunca sorular sordu, cevapları dinledi, bilmediklerimizi öğretti. Kim bilir ne kadar yorulmuştur. Onun bu büyük fedakârlığı, Türk’ün parlak tarihinden başka ne olabilir?”
Mualla:
“Beraberce binlerce yıl öncesine döndük. Etilerden Selçuklulara, oradan Osmanlı Devletine geçtik. ‘Yükselmiş Osmanlı’nın birdenbire çöktüğü dönüm noktası’nı sordu. Sağ elini koltuğunun kenarına vurarak ‘Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın Viyana kuşatması’nı ve Kırım Girayının kıskançlık yüzünden ihanetini bir kere daha tekrarlattı.
‘Burada kazanılsaydı’ dedi ‘Osmanlı Devleti gerileme dönemine girmeyecekti.’
Sonra bu sıkıcı havadan kurtularak, birdenbire ‘Kocatepe’ye geçtik. Eliyle küçük harita üzerinde geçtiği yolları gösteriyordu.
Sayısız yüzyılları kucaklayan bu kitabı yıllarca okumuş, fakat hiçbir satırında tarihi yapan, öğreten ve isteyen bir dehaya rastlamamıştık. Duygularımın arasında biraz durdum. Bu arada bütün dönemleri bir kere daha yaşadım. Sonuçta en büyük O’nu, en mutlu kendimi buldum.”
Mukaddes:
“Bizi bize kazandıran ve bütün dünyaya tanıtan Atatürk’ü o gün çok yorduk, fakat okulumuzun her an O’nun sevgisiyle çarpan kalbinde öyle bir iz bıraktı ki, bunu hiçbir yolla anlatamayacağım.”
Hikmet:
“Ben sınava ancak akşamüstü girebilecektim. Bu uzun saatler bana ömrümün en uzun ve en büyük heyecanını çektirdi. Sonunda o son dakika geldi. Bir zil sesi kalbimi titretti. Son bir kuvvetle girdim. Bakışlarıma ilk tesadüf eden o gözleri oldu. O kadar güven ve rahatlık veren bir bakıştı ki, bütün günün heyecan ve korkusu bir saniyede siliniverdi.”
Sabahat:
“Atatürk’le bu kadar yakından konuşup, böyle güzel soruların muhatabı olmanın heyecanını daima duyacağım. O günkü sınavcımız, bütün anlamıyla tarihi bir tarih sınavı oldu.”

Alıntı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol