ATEŞ PAHASI DEYİMİNİN ANLAMI NEDİR ?

Ateş Pahası..
Kanuni Sultan Süleyman maiyetiyle Halkalı civarında ava çıkar. Aniden başlayan şiddetli yağmur, padişah ve adamlarını karşılarına çıkan ilk eve sığınmak zorunda bırakır. Ev sahibinin yaktığı ateşin karşısında elbiselerini kurutup ısınan padişah, yanındakilere dönerek, "Şu ateş bin altın eder" der. Yağmurun dinmemesi üzerine padişah ve maiyetindekiler, geceyi de bu evde geçirirler. Konuklarını tanıyamasa da önemli ve zengin şahıslar olduklarını anlayan ev sahibi, sabah ona borcunu soran sultana "Binbir altın" cevabını verir. Bu cevabın şaşkınlıkla karşılanması üzerine ise ateşe bin altın değeri kendisinin biçtiğini, gecelik konaklamanın ise bir altın olduğunu söyler. "Ateş pahası" deyimi, bu hadise üzerine doğmuştur. Ederinden fazla çok pahalı şeyler için bugün de yaygın şekilde kullanılmaktadır.
Ateş  almaya mı geldin? 
Eskiden kibrit yokmuş. Ateş sönünce , ateş küreği ile komşuya gidilir, bir parça ateş alınırmış.Ateş almak için komşuya geçen kadınlar, kürekteki ateş sönmesin diye oturup çene çalamazlar ve acele ederlermiş. Kapıdan içeri gitmeyerek, kısa bir konuşmadan sonra gitmek isteyen ziyaretçilere : Ateş almaya mı geldin? denmesi de bu devirlerden kalmadır.
Ocağına incir dikmek..
Yaptığı zulümlerden tanınan bir devlet adamı, konağının bahçesini düzeletiyormuş.Kocaman bir incir ağacını görüntüyü bozuyor diye kestirmek istemiş. Bahçede bulunan İncili Çavuş, bunu duyanca  devlet adamına seslenmiş,
_ İncir ağacı yerinde dursun, kestirmeyiniz.
_ Niçin?
_ Nasıl olsa bir gün birinin ocağına dikersiniz, cevabını vermiş.
 Hapı yutmak..
Sultan Murad'ın kahve, müskirat,( sarhoş edici şeyler) ve mükeyyifatı (keyif verici maddeler) yasaklandığı dönemde saray casuslarından biri
 belki de kıskançlık sebebiyle, hekimbaşı Emir Çelebi'nin yasakları çiğnediği ve afyon kullandığına dair bir ihbarda bulunur. Onun için hapı yuttu deyimi ortaya çıkmıştır.
Alıntı

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol