ÖĞRETMENLER NEDEN YALNIZCA OKUR DEĞİL YAZAR DA OLMALI?

ÖĞRETMENLER NEDEN YALNIZCA OKUR DEĞİL YAZAR DA OLMALI?

Hepimiz zamanın hızlandığı ve hayatın çok daha talepkar olduğu bir dönemin içinden geçiyoruz. Ülkeler geleceklerini, ki bu uzak bir gelecek değil , en iyi şekilde tesis edebilmek için eğitimin ne kadar hayati bir konu olduğunu fark etmiş durumda… Bu konuda ülkemiz yöneticileri de eğitimde atılım yapmaya çalışıyor. Değişim ve gelişim için yapılanlar öyle veya böyle tartışılabilir fakat değişimin ve bu konuda M.E.B.’den gelen baskıların varlığı tartışılmaz.

Öğretmenlerimiz birbirlerine yol gösterebilmek için yaptıkları güzel uygulamaları, ve iyi örnekleri sosyal medyada eğitim konusunda oluşmuş gruplarda paylaşıyorlar. 
Bunun yanında ERG’nin “Eğitimde iyi örnekler” konferansları öğretmenlerin iyi örneklerini ortak bir mekanda yüz yüze paylaşmalarını sağlıyor. Yine E.R.G.’nin “öğretmen ağı” öğretmenlerin düzenli bir araya gelip çalışma gruplarında birbirleriyle deneyim, görüşlerini paylaşma yanında sorunlarına ortak çözümler aramalarına katkı sağlıyor. 
Ayrıca M.E.B.’in hizmet içi veya online eğitimleri öğretmenlere gelişmeleri için gerekli eğitim ortamını sağlamaya çalışıyor.
Bütün bu alınan eğitimlerin hayata geçirilmesinde ise en etkili olacak yol eğitimin kendisi değil öğretmenlerin diğer öğretmenlerinden alacağı cesaret ve ilham olacaktır.

Her alanda olduğu gibi öğretmenlikte de bazıları, yeniliklere daha kolaylıkla girişir. Veya bazı öğretmenler müfredatı işlerken çok daha yaratıcı, öğrenci için hem eğlenceli, hem onların hayatına daha yakın yöntemler, uygulamalar hatta ortamlar yaratabilirler. Bu çok güzel bir durum. Fakat bizim eğitimde hızla gelişip yenilikçi uygulamaları hayata geçirmemiz gerekiyor. Çünkü çocuklara yalnızca bilgi değil deneyimler yaşatmamız ve beceriler kazandırmamız, onların öğrendiklerini içselleştirmeleri ve gelecekleri için donanımlı olmaları için onlara gerekenler... O zaman cevher diyebileceğimiz öğretmenlerimizin ışıması ve diğerlerine yol göstermesi, gelişimin yayılması için çok önem taşıyor.

Sosyal medya öğretmenlerin birbiri ile temas kurmaları için harika imkanlar sunuyor. Fakat yapılan iyi örnek paylaşımları daha çok görsellerle veya videolar ile sınırlı kalıyor. Oysa ki eminim birçok öğretmenimizin aklında bu güzel örneklerin nasıl bir düşünceden doğduğu ve nasıl hayata geçirildiği ile ilgili birçok soru oluşuyor.
Bizler toplum olarak yazmaya ve okumaya pek meyilli değiliz. Fakat öğretmenlerimiz eminim en azından meslekleri ile ilgili daha fazla okuyorlar. Bunu sosyal medya paylaşımlarına olan ilgilerinden görebiliyoruz. Fakat yazmaya çok açık değiller. Belki sosyal medyanın çok acımasız olduğundan , belki alışık olmadıkları için…

Öğretmenlerimizin yazmaya açık olmaları demek, yaşadıkları değerli öğretmenlik tecrübelerini, zorluklarla nasıl mücadele ettiklerini, yeniliklere adapte olurken hangi yöntemlerden faydalandıklarını diğerlerine yansıtmaları demektir.. Paylaşmamaları ise kendilerinde olan zenginliği yalnızca kendi öğrencileri ile sınırlı yapar.

Sivrice Dream bunun için çok güzel bir örnek. Sivrice Dream haberlerini hem ana akım medyada, hem sosyal medyada görmek şansına sahip olduk.
Bu güzel başarıya imza atan öğrencilerimizin öğretmeni Yusuf Töngüç’ün ismini bulabilmek için bile bayağı araştırma yapmak zorunda kaldığımı söylemeliyim. Turkcell hem başarıya yol almada hem de kamuya bu başarıyı aktarmada önemli bir katkıda bulunmuştur fakat her zamanki gibi ana akım medyada yalnızca çocukların elde ettiği başarı ve Turkcell’in katkılarından bahseden birbirinin kopyası yazılar yer aldı. Sivrice Dream ile ilgili haberler ve tanıtım videosu bizi çok duygulandırdı. Gençlerimize çocuklarımıza güvenimizi artırdı. Onlarla ilgili içimizi umutla doldurdu. Fakat ben öğretmenimiz Yusuf Töngüç’ün bu konuda bir yazısını okumak isterdim çünkü imkansızlıklar içindeki öğrencilerinin böyle olağanüstü bir başarıya nasıl yürüdüklerini en iyi anlatacak odur. 
Öğrencilerine nasıl cesaret verdi? Hangi aşamalardan geçti? Kimlerden destek aldı? Hangi zorluklarla karşılaştı? Zorlukları nasıl aştı? Çocuklarda hangi değişimler oldu? Bunlar benim için havada kalan sorulardı. Diğer öğretmenlerin de aynı soruları sorduğunu tasavvur edebiliyorum. Bütün bu sözlerim, Yusuf Töngüç’e bir eleştiri değil -onunla ancak gurur duyabiliriz-, yalnızca bütün bu soruların cevaplarından mahrum olan öğretmenlerin ona özenmekten ve imkansızlıkların içinde de harikalar yaratabileceğinin farkına varmaktan öte bir kazanımları olamayacağını vurgulamak için…
Yusuf Töngüç ve onun gibi iyi örnekler ortaya koyabilen öğretmenler en azından sosyal medyada öğretmen gruplarında hikayelerini yazılı olarak paylaşırlarsa bir tek Sivrice Dream değil onun yolundan yürüyecek Türkiye’nin her bir yanından birçok hayal gerçek olabilir.

Biz topyekün bir eğitim mücadelesi vermek zorundayız. Eğitimde iyi örnek her zaman çok üst düzeyde olmak zorunda değil. Eğitim uzun soluklu bir iş. Bir öğretmen her gün ilmek ilmek öğrencisini işler, bazen öğrenci bir adımda çok yol alır bazen az. Fakat birbirine yardımcı olan ve paylaşımcı olan öğretmenler öğrencilerine daha fazla yardımcı olabilir.

Son söz olarak sevgili öğretmenler haznenizde, diğer öğretmenlere ışık tutacak ne olduğunu düşünüyorsanız yazın ki güzellikler çoğalsın. Birbirinizi güçlendirin ve hiç tanımadığınız öğrenciler donansın, olumlu etki alanınız büyüsün. Sevgiyle kalın.

Not: Yakında Yusuf hoca Sivrice Dream’i bizlerle paylaşacak.

Ayşin Bozkoyunlu

Anahtar Kelimeler:
öğretmenOkur YazarEğitim
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Eğitim ve Ögretim Eğitim ve Ögretim